TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

'Bu dönemde kur riski kumardır'

Bu sözlerin sahibi Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, konuşulan yer en büyük kur riski alanların bulunduğu İstanbul Sanayi Odası olunca daha da önemli. İSO'nun aylık meclis toplantısına katılan Başbakan Yardımcısı Babacan bu dönemde kur riskinin neden kumar olduğunu şu sözleriyle açıkladı:
KUR RİSKİ UYARISI: "Küresel krizin yeni bir safhasına girdik. ABD Merkez Bankası parasal genişleme hızını azaltacağını ilan etti. Verdiği parayı geri çekeceği dönem de gelecek. Bu açıklamayla gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı yaşanıyor. İçerideki olaylar ve cari açığın yüksek oluşundan dolayı bizi daha fazla etkiledi. Ama son iki aydır yaşadıklarımız bize özgü değil. FED'in açıklamalarını iyi okumak, toparlanma ne kadar kalıcı olur diye dikkatli izlemek lazım. Son iki aydır yaşadıklarımız korkulacak, endişe edilecek gelişmeler değil. Tecrübeli ekipler işbaşında. Her kurum ne yapacağını biliyor.
Kur konusunda 10 yıl oldu, tek bir ifadem olmadı. Kur piyasada oluşur. Uluslararası piyasaların kuru etkileme gücü bizden daha fazla. Bizim kararlarımızdan daha fazla. Bilançonuz dengeli olsun, ne kadar döviz borcunuz varsa o kadar veya ona yakın döviz alacağınız veya varlığınız olsun. Kamu olarak dövizdeki pozisyonumuzu artıya geçirdik. Bankalar zaten 2001 'den beri dövizde açık pozisyon taşıyamıyor. Reel sektörün de bu konuya özen göstermesi gerekiyor. Böyle dönemlerde kur böyle olacak demek kumara yakın bir risktir. Dikkat etmek, kur riskinden korunmak lazım."
BÜYÜME MODELİ UYARISI: Başbakan Yardımcısı Ali Babacan sanayicilere kur riski yanında bir de büyüme modelinin değiştiği, tüketimden üretime, yatırıma ve ihracata dönüldüğü ve buna uyum gösterilmesi gerektiği uyarısını yaptı:
"Bundan sonraki dönemde üreterek, ihracat yaparak ve yatırım yaparak büyüyorsak sorun yok. Ama bankadan kredi çekmeye, kredi kartıyla harcamaya, borçlanıp tüketmeye dayalı büyümede sorun yaşarız. Önce hak edeceğiz, sonra rahata ereceğiz, gelecekteki gelirlerimizi bugünden yemeyeceğiz. Önce kazanacağız, sonra harcayacağız. Bizim büyüme modelimiz artık yatırım, üretim ve ihracata dayalı olacak. Tüketime dayalı olmayacak. Aşırı iç tüketimle büyümek geçici oluyor, sonra acısı çıkıyor ve bedelini ödüyoruz."
SONUÇ ALMANIN ŞARTI: Ekonominin patronundan ekonominin oyuncularına iki temel yön verildi. Geçmişte de bazı uyarılar yapıldı. En akılda kalanı ise Başbakan Turgut Özal'ın 80'li yılların ortalarında aynı çatı altında "Yatlarınızı, katlarınızı satın sermayenize katın" çağrısıydı. Yapan oldu, yapmayan oldu.
Yapılmamasının temel nedeni ise güçlü sermayenin özendirilmemesi, hatta bu sermayenin korunacağının, cezalandırılmayacağının güvencesinin verilmemesiydi. Nitekim, tamamen hükümetin beceriksizliği ve inadı yüzünden çıkan 1994 krizinin altından kalkmak için şirketlere yönelik "net aktif vergisi" konuldu.
Yüksek enflasyon döneminde enflasyon muhasebesinin uygulanmaması da, reel anlamda sermayeleri yıllarca vergiye tabi tuttu. Ne zaman enflasyon tek haneli rakamlara düştü, enflasyon muhasebesi uygulamaya konuldu.
KONJONKTÜRÜN GEREĞİ: Dolayısıyla son uyarının adresini bulması ve hayata geçmesi için, ortamın hazır hale getirilmesi gerekli. Bu konudaki bir güvence küresel konjonktürün dayatması olabilir. Çünkü parasal genişleme kararı ile finansal ekonomiden reel ekonomiye dönüşün işaretleri verildi. Türkiye de bu konjonktüre uyum sağlarken daha düşük cari açık verecek. Yani rekabet gücünün ve ihracatın atırılması zorunluluğu ile karşı karşıyayız. Bu da öncelikle sermaye ve yatırım işi. Ekonomi yönetimi güçlü sermaye dostu yaklaşımı ortaya koyar ve bunun ortamını hazırlarsa neden olmasın. Ama sanayiciyi kur riski almaktan vazgeçirmek öyle kolay değil. Sanki kur riski almak sanayicinin iş yapma alışkanlığı haline gelmiş gibi.

SONUÇ: "Her değişim daima başka değişimlere ihtiyaç gösterir." Niccolo Machiavelli

Yukarı