TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Yeni hikâyeyi engelleyen ne?

Bu hafta küresel piyasalar açısından tam bir veri bolluğu olarak geçecek.
■ Amerika'da yeni ve ikinci el konut satışları açıklanacak.
■ Bilanço açıklamaları sürüyor.
■ FED faiz kararı için çarşamba günü toplanacak.
■ ABD ikinci çeyrek büyümesi açıklanacak. Vergi artışı ve bütçe kesintilerinden dolayı ikinci çeyrekte yüzde 1 'in altında büyüme bekleniyor.
■ Sanayi üretiminin öncü göstergesi ISM verisi açıklanıyor.
■ Cuma günü ABD'nin temmuz ayı tarım dışı istihdamı ve işsizlik oranı çıkacak. Beklenen 185 bin yeni istihdamın yaratılması ve işsizliğin yüzde 7.6'dan yüzde 7.5'e inmesi.
■ Avrupa'da ise ECB'nin toplantısı perşembe günü. Bir faiz indirimi daha bekleniyor ama hemen bu toplantıda değil.
TÜRBÜLANS YARATIR MI: Peki bu bol veri akışı beklentileri karşılamazsa ya da beklentilerden iyi gelirse piyasalarda türbülans yaratır mı?
Yaratabilir ama ihtimali daha düşük, sürpriz yapma ihtimali daha az. Çünkü ABD büyüme verisi geçmişe ait. FED'in karar alması da, durduk yerde piyasaların dengesini bozması da beklenmiyor. Parasal genişlemenin ne kadar azaltılacağı kararının 18 Eylül'deki FED toplantısında verileceği tahmin ediliyor.
Verilerin veya açıklamaların sürpriz yapma olasılığının düşüklüğüne karşılık küresel piyasaların ve Türkiye piyasalarının seyrinde ciddi sayılabilecek türbülans zaten yaşanıyor.
■ ABD borsaları 23 Temmuz Salı rekor düzeyine yükseldi ve ardından gevşeme eğilimine girdi. Beraberinde gelişmiş borsaların performansını da etkiledi. MSCI Dünya Endeksi son iki günde yüzde 0.60 değer kaybederek haftayı 0.28 primle kapattı.
■ MSCI'ın gelişmekte olan piyasalar endeksi ise haftalık bazda daha iyi performans gösterdi ve yüzde 1.16 prim yaptı. Küresel piyasaların dip yaptığı 24 Haziran'dan sonra gelişmiş borsalar yüzde 8.80, gelişmekte olan borsalar yüzde 9.54 prim yaptı.
Yükselişin ardından gelişmiş borsalar 24 Temmuz sonrasında gevşiyor ama gelişmekte olan piyasalar bu boşluğu dolduracak performansı gösteremiyor. Bu durumda gevşeme topluca gerçekleşiyor. Ayrışmalar ise daha çok ülke bazında gerçekleşiyor.

 

Negatif ayrışmayı ne durduracak?

Türkiye piyasaları ise negatif ayrışmasını sürdürüyor. Dolmabahçe Zirvesi'ne kadar piyasalarla bir inatlaşma vardı. Zirve bir ölçüde buna çözüm oldu. Ama bu kez de bazı yabancılar için artırılan faizin düzeyi yeterli bulunmadı. Türkiye hakkında yazılan yabancı raporları özellikle borsayı negatif etkiledi. Geçen hafta en büyük sanayi kuruluşuna vergi ve kaçakçılık iddiasıyla baskın yapılması da borsayı etkiledi. 14 halka açık şirketiyle borsanın en büyük gruplarından olan Koç Grubu'ndaki değer kayıpları borsa endeksini aşağı çekti. Sorunlu bir bankacılık sektöründen sonra endeksin 7'de birini oluşturan Koç Grubu'nun da benzer hale gelmesi borsanın performansını etkileyecek. Nitekim Borsa İstanbul geçen haftayı yüzde 4.48 kayıpla bitirdi ve negatif ayrışma iyice netleşti.
■ 22 Mayıs'tan 24 Haziran'a uzanan düşüş döneminde gelişmekte olan borsalar ortalama yüzde 16.3 değer kaybederken, İstanbul Borsası yüzde 25 düştü.
■ 24 Haziran'dan 26 Temmuz'a uzayan dönemde aynı piyasaların ortalaması yüzde 9.5 artarken, İstanbul Borsası'nın yükselişi yüzde 3'te kaldı. Düşerken daha fazla düşüş ama yükselirken daha az
yükselme gösteriyoruz.
■ Benzer durum faizin seyrinde de var.
■ TL'nin dalgalanmasında ise net ayrışma gözlenmiyor.
Negatif ayrışmanın ana nedeni paranın küresel anavatanına doğru çekilmesi ve bu hareketten en fazla etkilenecek ülkelerin başında Türkiye'nin gelmesi. Çünkü cari açığımız yüksek.
SEÇİM ENGELİ: Üstüne üstlük önümüzdeki yıl iki seçim yapılacak. Belki bir üçüncüsü de buna eklenecek. Yani siyasi bir takvim işliyor. Ancak ekonomi yeni bir yaklaşımı ve yeni bir hikâye ortaya atılmasını gerektiriyor. Siyasi takvim ise bu hikâyenin ortaya atılmasını güçleştiriyor, atılsa bile inandırıcılığını azaltacak gibi görünüyor. Ne de olsa 8 ay sonrası seçim var.

SONUÇ: "Ayranım budur, yarısı sudur." Türk atasözü

 

3. KÖPRÜ DEĞİL 3. TÜPGEÇİT

Ekonomi Gazetecileri Derneği'nin (EGD) iftarında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu dinledik. Beraberinde ekonomiden sorumlu genel başkan yardımcıları da olduğu halde Gazeteciler Cemiyeti'ne gelen Kılıçdaroğlu konuşmak yerine sorulara yanıt vermeyi tercih etti. Siyasetten diplomasıye, ekonomiden spora kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan konuşmasından biz ekonomiyle ilgili olanlarını seçtik. Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi:
■ "Bu hükümet ekonomide hiç mi iyi bir şey yapmadı deniyor. Demokrasilerde bizim bir adımız var. Anayasa'da bunun adı muhalefet, biz anamuhalefetiz. Muhalefet ediyoruz. Bu görevi bize demokrasi vermiş. Demokrasilerde itirazı kim seslendirecek? Esnaf Meclis'e gelip orada kendi sorununu dile getirebilir mi? Kürsüye çıkabilir mi? Hayır. Onu biz yapacağız.
■ İstanbul'a üçüncü köprüye ihtiyaç yok, üçüncü tüpgeçide ihtiyaç var. Boğazın altından yap iki tane daha tüpgeçit. Neden ağacı kesiyorsun? Neden doğayı tahrip ediyorsun? Üçüncü havaalanına ihtiyaç
yok. Sabiha Gökçen'i biraz daha genişlettiğinde sorun zaten çözülür.
■ Merkez Bankası özgürlüğünü ve özerkliğini kaybetti. Faizle ilgili kararını, Dolmabahçe'de Başbakan'la görüştükten sonra aldı. Bu Merkez Bankası'nın özerkliğine gölge düşürdü. Artık bütün dünya biliyor ki, bu banka özerk bir banka değil. Siyasi otoritenin beklenti ve arzularına göre karar veriyor. Sorunu önceden görüp önlemini alması lazımdı. 2002'den bu yana bütün enflasyon hedefleri yanlış. Hangi kararları almış. Ancak FED bir karar alırsa o da alıyor."

 

Yukarı