TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

3 puanlık faiz artışı büyümeden 1 puan çalıyor

Reel faiz oranlarında bir puanlık değişimin büyümeyi yüzde 0.25-35 kadar etkilediği hesaplanıyor. Kaynağını tam olarak belirtmeyeyim. Hesabı ya da denklemi ilgili kamu kurumları yapmış. Zaten dün de faiz oranları ile büyüme oranlarını yan yana koyduğumuzda ilişki gayet açık ve netti. Kaldı ki Merkez Bankası enflasyon ve cari açığı kontrol için kredi artışını sınırlandırma yoluna gitti. 2012'deki ekonomik dengelenme kredilere konulan sınırlandırma ile gerçekleştirildi. Bu demek ki kredi artışı ile büyüme arasında güçlü bir ilişki var. Bu ilişkiyi yansıtan Merkez Bankası grafiği de aşağıda yer alıyor. Ne kadar kredi artışı o kadar büyüme gerçekleşiyor. Ama burada şunu da belirtelim ki bizim belirttiğimiz faiz, genel faiz oranı ve reel. Özel olarak kredi faizi değil.
Çünkü geleceğe yönelik beklentiler de tüketim ve üretim üzerinde etkili.
YÜKSELEN FAİZİN ETKİSİ: Reel faizdeki bir puanlık değişim büyümeyi yüzde 0.25-0.35 arasında etkileyebiliyorsa son faiz artışlarının sonucu ne olacak?
Çeşit çeşit faiz var. Mevduat faizi ortalamada 2.5 puan kadar arttı. Kredi faizi 3 puan kadar, Hazine faizi 4 puan kadar yükseldi. Merkez Bankası'nın artırımının da yüzde 0.75-1.25 olduğu dikkate alınırsa yüzde 1 olarak alabiliriz. Bütün faizlerden ortalama yüzde 3'lük artış olduğunu hesaplayalım. Bu durumda faiz artışının büyümeyi yüzde yarım ile yüzde 0.70 arasında budayacağını hesaplayabiliriz. Yılın ilk çeyreği itibarıyla milli gelir büyüklüğü 805 milyar dolar. Yüzde 1'lik faiz artışı da yaklaşık 5 milyar dolarlık kayıp ortaya çıkarır. Eğer faiz artışı bu kadarla sınırlı kalırsa büyümeyi yarım puan veya biraz üstünde, parasal tutar olarak 5 milyar dolar civarında azaltıcı rol oynayabilir. Faiz artışını 3 puana çıkarttığınızda büyüme 0.75-1 puan arasında düşerken bunun rakamsal ifadesi de 10 milyar dolar civarına yükselebilir.
KÜRESEL PARA TRAFİĞİ: Faiz artışı burada durur mu? İnşallah durur ama bunun ipi Türkiye'nin elinde değil. Daha çok dışa bağlı. Sermaye hareketleri serbest ve devlet iç borçlanma piyasasının dörtte biri yabancıların hâkimiyetinde. Sermaye çıkışlarında faizler artıyor, sermaye girişlerinde düşüyor. ABD Merkez Bankası'nın ekonomiye verdiği likiditeyi geri çekmeye hazırlanması, küresel çapta paranın gelişmekte olan ülkelerden ABD'ye doğru yollanmasına yol açıyor. Türkiye'nin küresel para trafiğini yönlendirme gücü yok. Yüksek cari açık nedeniyle dış kaynağa bağımlılık yüksek ve bu nedenle küresel para trafiğinden en çok etkilenecek ülkelerden biri Türkiye. Bu etkiyi mayıs ayından bu yana yaşıyoruz. Mayıs ayında 7.5 milyar dolara ulaşan cari açığa karşılık Türkiye'ye sermaye hareketleri altında gelen para 563 milyon dolar. Finansmanın 15'te biri kadar. İmdada 2.8 milyar dolarla yine net hata ve noksan yetişmiş, gerisi de rezervlerden karşılanmış. Dışarıdan gelecek para genel anlamda tansiyonu da düşürücü, faizleri de. Dolayısıyla küresel risk alma iştahının düzeyi önümüzdeki dönemde Türkiye için kritik önemde.
BÜYÜME REVİZYONU: Nitekim hem Başbakan Yardımcısı Ali Babacan hem Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve dün de Merkez Bankası Bakanı Erdem Başçı büyümenin bir miktar beklentilerin altında gerçekleşebileceğini söyledi. "Büyük ihtimalle bu yıl ki büyüme hızını bir miktar aşağı doğru güncellemek söz konusu olabilir" diyen Erdem Başçı, bunun nedenini de "küresel belirsizlik şokuna" bağladı. "Yeniden fiyatlama arayışı" olduğunu belirten Erdem Başçı "Uzun vadeli kıymetlerin fiyatları yerli yerine oturduğunda gelişmekte olan ülke piyasalarına yeniden girişler olabileceğini" söyledi.
Başçı'nın sözlerinden gelişmekte olan ülkelerde yeniden fiyatlandırma sürecinin yaşandığını ve bu sırada Türkiye'nin pek rahat olamayacağını, ancak fiyatlamanın yapılmasından sonra sermaye girişlerinin başlayabileceğini çıkartıyoruz. Kısa vadede dışarıdan umut yok, ama yeni dengeler kurulduktan sonra neden olmasın.

SONUÇ: "Her gerçek, her kulağa uygun değildir." Eco

 

 

Yukarı