TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Tek ayakla yürümeye devam

2010'da yüzde 9.2 ve 2011 'de yüzde 8.8'in ardından geçen yılki büyüme yüzde 2.2'ye düştü. Oranın gerilemesinde cari açık ve enflasyonu dizginleme için ekonomi yönetiminin frene basması etkiliydi. Cari açık yüzde milli gelirin yüzde 10 gibi rekor düzeyinden yüzde 6'ya, enflasyon yüzde 10.4'ten yüzde 6.4'e indi. Büyümenin tümü de ihracattan geldi. Hatta yurtiçi tüketime iş kalsaydı ekonomi yüzde yarım daralacaktı. Bu kontrollü iniş ilk kez de gerçekleşti ve bu anlamda umut verici oldu.
HIZLANMA 2 AYAKLA MÜMKÜN: Bu yıl için büyüme yüzde 4 alındı ve iç tüketimin kısmen canlandırılması hedeflendi. Geçen yılki yüzde 2.2'nin üzerinde büyüyebilmek için sadece ihracat artışı yeterli değildi. Ekonominin hızlanması, iç tüketimin artması ve ikinci ayağın da devreye girmesiyle olabilecekti. Nitekim iç tüketimde yılın ilk yarısında belli bir canlanma gerçekleşti.
Ancak gelin görün ki, aylar ilerledikçe bu hesap şaşacağa benziyor. Çünkü büyümeyi hızlandıracak iki ayaktan da beklediğimiz performansı alamayacağız.
DIŞ AYAK DEVRE DIŞI: Yüzde 4'lük büyümenin yaklaşık yarısının ihracattan geleceği tahmin ediliyordu. Fakat ihracatta bu yıl belli bir durgunluk yaşanıyor. Daha yılın başından itibaren altın ihracatı bitti. Bunun yanında gelişmekte olan ekonomiler ve piyasalarda belli ivme kayıpları gündeme geldi. Yılın ikinci işlem günü 3 Ocak'ta MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi 1.083 puanla tavan düzeyini bulduktan sonra gerilemeye, hisse senedi ve borçlanma senetleri piyasalarından para çıkmaya başladı. 22 Mayıs'taki açıklama ile bu süreç daha hızlandı. Gelişmekte olan ülkeler negatif ayrışırken, büyüme hızları düştü ve hikâyeleri bitmeye yüz tuttu. Süreç, Türkiye ihracatının yüzde 13 artıştan bu yılın 7 aylık döneminde yüzde 3 artışa gerilemesiyle sonuçlandı. Doğal olarak
ihracattan büyümenin yarısı gelemeyecek. İhracat daha düşük, ithalat daha yüksek olacağından net ihracatın katkısı belki de sıfırlanacak.
İÇ TÜKETİMLE BÜYÜME: İhracattan doğacak boşluğun iç tüketimle doldurulması gerekiyordu. Ancak sermaye çıkışlarının etkisi orada da beklentileri bozuyor, kuru ve faizi yükseltiyor. Üzerine bir de Gezi olaylarının etkisi eklendiğinde iç tüketim, yatırımlar, konut ve otomobil satın alma cesareti azalıyor.
BABACAN'IN UYARISI: Nitekim dün konuşan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, küresel krizin henüz bitmediğini, safhalar değiştirerek devam ettiğini, 22 Mayıs'tan bu yana da yeni bir safhaya girdiğini belirtti. Önümüzdeki aylarda küresel krizin yansımalarının ortaya çıkacağını kaydeden Babacan, bütün gelişmekte olan ülkelerin önümüzdeki dönemde büyümeyi aşağı doğru revize edeceklerini söyledi. Buna Türkiye'nin dahil olacağını ifade eden Babacan "Yüzde 3 küsur büyüme bile bugünkü ortam ve dünya şartlarında gıpta ile bakılacak bir büyüme oranı" dedi.
Bayramın tadını çıkartmak varken ekonomide beklentilerin böylesine aşağıya çekildiği bir ortamdan bahsetmek niye diye sorulabilir. Bayramlar da biraz böyle günler için değil midir? Bu vesileyle herkesin ramazan bayramını kutlarım.

SONUÇ: "Ne göreceğiniz ne aradığınıza bağlıdır."John Lubbock

Yukarı