TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Oynak döneme en uygun araç

Hazine iki günde dört ihaleyle 7.4 milyar lira borçlandı. Ağustos ayında 16.5 milyar lira borç geri ödemesi yapacak olan Hazine 14 milyarlık yeniden borçlanacak. İhaleler ile bunun yarısı karşılandı. Bu yönüyle bir sorun yok.
İHALEDEN 4 DERS: Ancak bu ihalelerde dikkat çeken dört gelişme vardı.
■ Biri, ihalelerde gerçekleşen faiz, tahmin edilenin üzerinde çıktı.
■ İkincisi, ihale sonrası ikinci el piyasada faizler yükseldi. İhaleden tahvil alanlar ilk günden zarar etmeye başladı.
■ Sabit kuponlu devlet tahvillerine ilgi yoktu. Buna karşılık tüketici enflasyonuna endeksli tahvillere ilgi yüksekti. Asıl borçlanma da yüzde 3 faizli tahvillerle yapıldı. Vade 10 yıllık da olsa endeksli kâğıtlara talep canlı.
■ Bir başka önemli gelişme ise yabancıların ihalelere düşük katılım göstermesiydi. İç borçlanma stokunun dörtte birini elinde tutan yabancıların son itfalardaki payı büyüktü. Bu açıdan ihalelere katılımlarının düzeyi belirleyici olacaktı. Maalesef katılım düşük kaldı ve ihaleler başarılı geçmedi. Teklifler azdı, faiz yüksek çıktı, ihale sonrasında faiz ikinci elde yükselmeye devam etti.
YABANCI OYUNDA YOK: Yabancılar taşıdıkları kâğıt stokuna paralel ihalelere neden talep göstermediler?
Bunun için son günlerdeki olumsuz yabancı raporlarının etkisi olduğunu sanmıyorum. Daha çok likidite azalmasından dolayı geçen haftalarda satıp çıkamayanların itfayı beklemiş olmaları etkili gibi. Bu nedenle hazirandan bu yana döviz piyasasının tansiyonu düşmedi. Tahvilde satıp çıkamayanların dönüp kendilerini dövizde hedge etmelerinden, yani döviz almalarından kaynaklanan taleple kurlar yükseldi. Eğer durum böyleyse itfadan çözülen yabancı parasının kurlarda fazla bir hareket yaratmaması gerekir. Bunu bekleyip göreceğiz.
YERLİNİN TERCİHİ DEĞİŞTİ: Bu ihalelerden çıkardığımız ikinci önemli ders ise yerli yatırımcıların sabit getirili yerine değişken faizli veya enflasyona endeksli tahvilleri tarcih etmeye başlaması oldu. Önümüzde, hem dış piyasalar hem de yurtiçi siyasi gelişmeler açısından hareketli bir dönem var. Siyasi ve küresel belirsizlik dönemini kazasız belasız aşmanın en iyi yollarından biri bulunmuş gibi. En garantili, siyasi, ekonomik, piyasa olmak üzere hemen hemen bütün riskleri karşılayabilecek özellikteki endeksli Hazine tahvilleri bu dönemin en uygun aracı gibi. Enflasyon artı 3 puanlık faizi dikkate alınca, kur artmış, dışarıdan enflasyon ithal etmişiz, akaryakıt fiyatları ayarlanmış diye endişe etmeye gerek kalmıyor. Her şey gelip enflasyonda birikiyor. Enflasyon ne kadar yükselirse üzerine 3 puanlık reel getiriyi bu tahvillerle alıyorsunuz.
Bu enstrümanın Hazine'ye yükü ise faizleri negatif olmaktan çıkarmasında yatıyor. Bu yolla pozitife dönecek faizlerle kamunun önümüzdeki yıllarda faiz yükü artabilir.
Buna karşılık endeksli tahviller başka bir fayda sağlayabilir. O da, iç ve dış olaylarla oynak geçecek bir dönemi Hazine'nin vade kısaltmadan ve borçlanamama gibi bir durumla karşılaşmadan atlatması. Hazine'nin böyle bir dönemde piyasalarda ekstra olarak borçlanma stresi yaratmaması da önemli bir şeydir.

 

BES VE AYLIK MEVDUAT DA BİR SEÇENEK

Bu dönem için uygun başka yatırım alternatifi de var.
■ Tasarruf sahipleri için bireysel emeklilik sistemine katılmak yüzde 25 devlet katkısından dolayı oldukça cazip bir seçenek. Yüzde 25 getiri baştan garanti altına alınıyor. Şart ise sistemde 10 yıl kalmak.
■ Bankalar mevduat sahiplerini ellerinde tutmak açısından bir aylık vadenin faizini daha çok yükselttiler. Sürekli bir aylık gidilmesi halinde yıllık bileşik getiri görünen faizden daha çok oluyor. Kısa vadeye yüksek faiz durumu bankalar tarafından gelecek yıl ortasına kadar sürdürülmek istenebilir. Likit kalmak isteyenler için, bu da bir seçenek olabilir.

SONUÇ: "El eli bilir, topal eşek yolu bilir." Türk atasözü

 

 

Yukarı