TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

CEHENNEM SONRASI CENNET!

Tatile çıktığım iki haftada finansal piyasalar cehennemi yaşadılar. Ağustos ayının ikinci yarısını kapsayan bu dönemde sermaye çıkışları hızlandı. Çünkü, 18 Eylül'de çıkacak faiz kararının parasal genişlemeyi sınırlayacağı görüşü biraz daha güçlendi. Takvim de yaklaşıyor, iki haftalık süre kaldı. Piyasalar önceden pozisyon alıyor, yeni döneme ve oluşacak yeni finansal yapıya göre uyum sağlıyorlar.
KÜRESEL YENİ DÖNEM: İçine girilecek bu yeni dönemin ilk aşamasında verilen ilave likidite kısılacak. 2014 ortasında genişleme durdurulacak. Devamında FED'in faiz artırımı ve verdiği likiditeyi kademeli
şekilde geri çekmesi gündeme gelecek. Bu nedenledir ki, ABD 10 yıllık hazine tahvilleri şimdiden yüzde 3'e yaklaştı. Süreç ilerledikçe, normalleşme sürdükçe faiz oranları daha yükselebilecek. Çünkü, kriz öncesi yüzde 5 civarındaydı. Amerika'da faizlerin normalleşmesi ve normal düzeylerine doğru çıkması, bütün dünyada ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin faizlerini yükseltiyor. En çok etkilediği de, dış finansmana en çok ihtiyaç duyan, cari açığı en yüksek olan ve en borçlu ülkeler.
PİYASALARDA OLAN: Türkiye de dış kaynak ihtiyacı ve cari açığı yüksek bir ülke.
■ Durum bu olunca geride kalan iki cehennem haftasında, döviz sepeti TL karşısında yüzde 7.5 gibi çok yüksek oranda artış gösterdi. 16 Ağustos'ta sepet değeri 2.25'ten 28 Ağustos'ta 2.42'ye çıktı. Son iki gündür ise bir yatışma söz konusu.
■ Faiz oranları da iki hafta içinde 1.5 puan kadar yükseldi. 10 yıllık Hazine kâğıdının faizi yüzde 9.06'dan 28 Ağustos'ta yüzde 10.85'e çıktı. 2 yıllık gösterge Hazine faizi de yüzde 9.01'den 27 Ağustos'ta 10.40'a vardı. Yabancıların ağırlıkta olduğu 10 yıllık kâğıdın küresel piyasalarla daha uyumlu olarak 28 Ağustos'ta kırılma yaşadığı dikkati çekiyor. 2 yıllık gösterge faiz ise bu kırılmayı biraz bağımsız şekilde bir gün önce yaşadı. Sonuçta faizler yeniden çift haneli rakamları gördü ve geri döndü.
■ Borsa son iki haftada yüzde 16 değer yitirdi. BIST-100, 15 Ağustos'u 76.042'den kapatırken 28 Ağustos'ta 63.888'e indi ve düşüşte dünya borsaları arasında liderliği kaptırmadı. MSCI Dünya Endeksi ağustosta yüzde 2.28 değer kaybederken yılın 8 ayında yüzde 7.13 değerlendi. Gelişmekte olan piyasalar endeksi ise ağustosta yüzde 1.90, 8 ayda yüzde 11.91 değer yitirdi.
BORSA KAYIPTA BİRİNCİ: Türkiye piyasaları içinde en olumsuz etkilenen hisse senedi piyasası. Son iki haftalık düşüşün etkisiyle BIST-100 ağustos ayında yüzde 9.52 ile dünya borsaları arasında en fazla aylık değer kaybına uğrayan piyasa oldu. Onu diğer gelişmekte olan piyasalar izledi. Değer kaybında ilk 10 arasında gelişmiş piyasa endeksi olarak sadece Dow Jones 8. sırada yer alıyor. Yılın 8 aylık döneminde de Türkiye yüzde 15.5 kayıpla 7. sırada yer alıyor. Bu kez ilk 10 içinde gelişmiş borsa hiç yok, tümü gelişmekte olan piyasa.
TL DÜŞÜŞTE 3. SIRADA: Dolar karşısında para birimlerinin performansına bakılınca Türk Lirası ağustos ayında en çok değer yitiren 3. para birimi. Yüzde 5.43 düzeyinde bir kaybı var. En çok kayıplı 10 para birimi arasında gelişmiş ülke olarak sadece Norveç 7. sırada yer alıyor. En başta ise Hindistan, ikinci sırada Endonezya yer alıyor. 8 aylık dönemde ise TL değer kaybında 5. sırada bulunuyor. Dolara karşı değer kaybı yüzde 14.40. Kayıpta ilk 10'a giren gelişmiş iki ülke parası ise Norveç Kronu ve Japon Yeni. Türkiye'nin önünde sıralanan ilk beş ise yaşanan trendi tam yansıtıyor: Güney Afrika, Hindistan, Brezilya ve Arjantin para birimleri.
TEPKİ SÜREBİLİR: Bu haftaya ve eylül ayına küresel piyasalar dibe vurmuş, kısa vade için en kötüyü
görmüş ve oradan dönmüş olarak giriyor. Böyle tepki hareketinin üstüne, ABD Başkanı Obama'nın görüş değiştirmesiyle Suriye'ye müdahalenin kısa, sınırlı ve hemen olmayacağı gibi olumlu bir haber de eklendi. Bizde ise gözler Merkez Bankası'nın sahaya süreceğini açıkladığı yeni enstrümanlarda olacak. Biraz soluklanmak piyasalar için iyi gelecek.

 

Merkez Bankası dediğini yapar mı?

Geçtiğimiz iki haftada piyasaları etkileyen en önemli gelişmelerden biri Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın AA Finans Masası'na yaptığı açıklamalardı. Önemli mesajlar geldi:
■ İlki kurla ilgiliydi. Başçı kesin ve net bir dille dedi ki; "Döviz kuru ile ilgili bu yükseliş geçicidir. Döviz kuruna karşı faiz silahını kullanmayacağız, bu konuda netiz. (Faiz tarafını) rahatlattıktan sonra döviz kuru nereye giderse gitsin, yanlışı görünce geri döner. Müdahalenin bütün altyapısı hazır, dövizin belini kırarız. Yıl sonunda 1.92 seviyesinde dolar kuru görürsek şaşırmayalım."
■ Başkan'ın ikinci önemli mesajı da faizle ilgiliydi. Başçı şunları söyledi: "Faiz artırım beklentisine girmeyin, sabit faiz beklentisine girin. Faizle ilgili geri adım atmayacağız, faiz yüzde 6.75-7.75 olacak. Faiz, enflasyon yüzde 6.2'ye düşene kadar yüzde 6.75'in altına inmeyecek."
■ Üçüncü mesaj olarak da, kura müdahale edecekleri alt sınırı ilk kez açıklamasıydı. Erdem Başçı, Merkez Bankası'nın izlediği reel efektif döviz kurunun 120 seviyesini aşmasının 'aşırı' kabul edileceği ve etkili müdahale yapılacağını daha önce duyurmuştu. Reel kurun düşüş yönünde, yani TL'nin değer kaybettiği durumlarda nerede müdahale yapılacağı bilinmiyordu. İşte Başçı bu düzeyin 110 olduğunu açıkladı. Yani Merkez Bankası için ideal reel efektif kur düzeyi 110-120 arasında. Son veri 114'tü.
Peki bu sözlerin arkasında durabilir mi? Bankalara borç verdiği için Merkez Bankası'nın eli güçlü. İstediğini yaptırabilir. Ama küresel gelişmelerde, Başçı'nın beklediği gibi geçici olmayabilir, kalıcı olabilir. O zaman durum değişir. Merkez Bankası yıl sonu kur hedefini maliyetini ödeyerek tuttursa bile, bunu kalıcı bir şekilde başaramayabilir.

SONUÇ: "Gerçeğin rengi gridir." Andre Gide

 

 

 

Yukarı