TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Küresel konjonktürde madalyonun diğer yüzü

ABD Merkez Bankası FED krize ilaç olarak parayı bollaştırma ve faizleri sıfıra kadar düşürme yoluna gitti. 4-5 yılı 1 00 yılda bir gelen para bolluğu ve düşük faiz ortamında geçirdik. ABD'yi AB, Japonya ve diğer ülkeler izledi. Alınan bu önlemlerle belki dünya ekonomisi ikinci büyük depresyonu yaşamaktan kurtuldu. ABD ekonomisinde toparlanma başlayınca da, parasal genişlemeden çıkılması gündeme geldi.
22 Mayıs'ta ilk ciddi açıklama sonrası küresel piyasalarda tam bir kırılma yaşandı. Bu dönemden en çok etkilenen ekonomilerin ve piyasaların başında Türkiye geliyor. Çünkü bu dönemde sermaye hareketleri tersine dönünce, yüksek cari açığı nedeniyle dış kaynak bağımlısı olan Türkiye en olumsuz etkilenenlerin başında geliyor. Nitekim piyasaların pozitif eğilimde olduğu, sermaye girişlerinin gerçekleştiği Mart 2009- Mayıs 2013 döneminden en çok yararlanan ekonomi de Türkiye'ydi. Faizi en çok düşen, borsası en çok değerlenen, en çok istihdam yaratan ve Çin'den sonra en yüksek büyüme sağlayan ülkeydi. 22 Mayıs'tan ağustos sonuna kadar faizler kendini ikiye katladı, borsa en çok değer yitiren piyasalardan biri oldu.
ABD Merkez Bankası eylül toplantısında bol para dönemini sona erdirmeyi sadece öteledi. Borçlanma tavanının aşılması halinde önümüzdeki toplantılarda bu kararı vermesi bekleniyor.

HEP ALEYHİMİZE Mİ OLACAK?
Peki bu dönemde Türkiye hep kaybeden tarafta mı olacak? Konjonktür hep aleyhimize mi çalışacak?
Hayır. Bunun yanıtını dün sanayi kenti Kocaeli'nde konuşan İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali verdi: "Nasıl bu ülkelere hızlı para girişi olduysa, şimdi de yavaş yavaş çıkış oluyor. Fakat bunun gerisindeki gerçeği göz ardı etmemeliyiz. Neden FED kararlarını değiştirmek durumunda kalıyor, neden bu kadar geniş para arzı politikalarından vazgeçme ihtiyacı duyuyor?
Çünkü büyümede ve istihdamda beklenenden önce canlanmalar gördüğü için. Bu şu demektir, dünya 'ticaretinin de genişleyeceği ve finansman kanalından olumsuz birtakım dalgalar yesek bile, bu defa orta ve uzun dönemde ticaret kanalından olumlu etkileneceğimiz' bir dönemi ifade ediyor.
Türkiye'nin ticaret kanalı global krizden pazarlarını çeşitlendirerek olumsuz etkilenmemeyi başardı. Bu, bir kenarda bizim avantajımız olarak duruyor. Batı Avrupa'da yeni veriler, onların da resesyondan çıkmak üzere olduğunu gösteriyor. Yeni verilerin Batı Avrupa ve Amerika başta olmak üzere bu büyük ölçekli ekonomilerin dış talep yetersizliği problemini bir miktar ortadan kaldıracak ivmelenmeye girmesi halinde, Türkiye çeşitlendirdiği pazarlarının avantajıyla yeni büyüme ve yeni ihracat imkânları kazanabilir, buna hazırlıklı olmalıyız. Yapmamız gereken şu: O tarih ne zamansa o tarihe kadar kısa vadeli finansman etkilerinden kendimizi korumak. Buradaki birtakım tabii dalgalanmaların, gerek döviz kuruna gerek faizlere yansıyan dalgaları absorbe edebilecek durumda olmalıyız, artı hikâyemizi sağlam tutacağız."
İçine girdiğimiz dış konjonktürde finansman kanalının aleyhimize olacağı açık. Ama bu konjonktüre yol açan küresel ekonomik ortamda ticaret kanallarının lehimize döneceği de kesin.

SONUÇ: "Bir kâğıt yaprağının bile iki yüzü vardır." Japon atasözü

Yukarı