TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

'Biri biter biri başlar, vermesin Allah'

ABD'nin bütçesiz kaldığı ve 17 Ekim'e doğru temerrüde doğru ilerlediği günlerde küresel piyasaların açmazı ve korkusu elbette tek. Mali uçurumdan düşme riski henüz fiyatlanmadı ama üzerinden de bir hafta geçti. Zaman ilerledikçe ve 17 Ekim yaklaştıkça tehlike daha yaklaşıyor ve mecburen fiyatlayacak. Borç tavanına çarpma ihtimali korkuyu büyütecek, piyasaları dalgalandıracak. Belki Başkan Obama Cumhuriyetçilere baskı yapmak için Wall Street'e "korkun biraz" demesinde haklılık payı da olabilir.
Ama şimdiye kadar piyasaların tutumu sanki en rasyonel olanı. "Amerika nasıl olsa bu sorunu çözer" diye varsayılıyor. Çözümsüzlük ise bir seçenek değil, doğruca uçurumdan yuvarlanmak. Bu, hem ABD için böyle hem de küresel piyasalar ve ekonomiler için. Borç tavanını aşma yönünde ABD Başkanı'nın elinde yetki olması, son anda bir çözüm bulunur umudunun korunmasına yol açıyor.
Ancak kabul etmek gerekir ki, ABD'nin en önemli sorunu bütçe açıkları sorunu. Dolayısıyla yaşanmakta olan kriz, siyasi manevralar açısından belki akıldışı ama yapısal bütçe açığı sorununa parmak basma açısından da son derece yerinde bir adım. Cumhuriyetçilerin iktidara gelmesi halinde bütçe açıklarının nasıl daraltılacağını da şimdiden öğrenmiş oluyoruz. Sağlık harcamaları kısılacak.
Peki diyelim ki şu veya bu şekilde, bu hafta veya gelecek hafta bütçe ve borçlanma tavanı sorunu aşıldı. Belli süreliğine yeni bir ertelemeye gidildi. O zaman ne olacak? FED'in bol ve ucuz paraya son verme takvimi yeniden masanın üzerine konulacak. Piyasalar ve ekonomiler uçurumdan aşağı düşmemiş olacak ama bu kez de zorlu ve uzun sürecek bir dağ tırmanışı başlayacak. Gerçi son yaşananlardan dolayı ekim sonunda böyle bir karar ihtimali bir hayli zayıfladı. Ama mali uçurum atlatılır atlatılmaz bu kez FED'in parasal genişlemeyi sonlandırması gündeme gelecek. Bu hafta açıklanacak eylül ayı FED tutanakları bu konuda yol gösterici de olabilir. Eğer ertelemenin asıl nedeni mali uçurum idiyse, sorun aşılır aşılmaz FED'in harekete geçmesi beklenecek. Belki piyasalar için en iyi seçenek, bu krizin biraz uzun sürmesi ama çözülmesi, bunun yanında ekonomiyi kısmen etkilemesi nedeniyle FED'in kararını biraz daha ötelemesi olacak.
Sonuçta piyasalar, Erkin Koray'ın dediği gibi, bir engelden kurtulsa önüne bir başkası çıkacak gibi. Yıl sonu veya hesap kesim tarihinin yaklaştığı da dikkate alınırsa risk iştahının devamını öngörmek daha da zor.

SONUÇ: "Bir büyük mesele bir küçük meseleyi örter." Benin atasözü

 

Sıcak parada, finansal servetlerde ve getirilerde
İstikrar yok oynaklık çok

Mayıs ayında küresel piyasalarda yaşanan kırılmanın en çok etkilediği piyasalardan biri de Türkiye. Gezi olaylarının da eklenmesiyle sermaye hareketleri tersine döndü. Ödemeler dengesi verilerine göre haziranda 1.056 ve temmuzda 3.138 milyon dolar net sermaye çıkışı oldu. Bu hafta açıklanacak ağustos ayı ödemeler dengesinde 365 milyon dolar civarında bir çıkışın daha gerçekleştiğini göreceğiz. Bunu da Merkez Bankası'nın haftalık verilerinden çıkartıyoruz. Böylece mayıs sonrası üç ayda 4.5 milyar dolara varan hisse senedi ve bono piyasasından yabancı çıkışı oldu. Bu durum eylül ayında tersine döndü. Türkiye'ye 772 milyon doları hisse senedinde, 490 milyon doları devlet iç borçlanma senetlerinde olmak üzere toplam 1 milyar 262 milyon dolarlık sermaye girişi gerçekleşti.
■ Piyasaların düzelmesi yabancılara ait hisse senetleri ve DİBS stokunu büyüttü. Bununda etkisiyle yabancıların Türkiye'deki portföy yatırım stoku 12 milyar dolar birden artarak 119.4 milyar dolardan eylül sonunda 131.2 milyar dolara yükseldi. Bu düzey halen mayıs sonunda ulaşılan 154.6 milyar dolarlık portföy yatırımlarının 23.4 milyar dolar veya yüzde 15 gerisinde.
■ Yerleşiklere ait finansal varlıkların toplamındaki artış da devam ediyor. Belki üçüncü çeyrek bilançolarının etkisiyle mevduatlarda hızlı bir artış söz konusu. TL mevduatlar 13 milyar lira artarken yılbaşına göre yüzde 12.5 büyüdü. En yüksek artışı ise yüzde 25 ile katılım hesaplarında görüyoruz.
■ Yatırım araçlarının eylül ayı getirilerinde hisse senetleri yüzde 10 civarındaki ortalama getiri ile öne geçti. Altının dış piyasadaki kaybı yurt içine yüzde 5 civarında yansıdı.
■ 9 aylık dönemde ise döviz dışında hiçbir yatırım aracı doğru dürüst kazanç sağlayamadı. Enflasyondan arındırılmış olarak dövizin getirisi yüzde 10'u bulurken, kayıp banka hisselerinde yüzde 17'ye, altında yüzde 14'e vardı. Hem finansal varlık büyümesinde ve sermaye akımlarında hem de finansal yatırım araçlarının getirilerinde istikrar yok, oynaklık çok.

Yukarı