TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Trilyonluk kredi hacminde madalyonun diğer yüzü

BDDK'nın verilerine göre eylül sonunda krediler 1 trilyon liralık hacme ulaştı. Yılbaşına göre artışı yüzde 24.6. Yıla girerken kredi büyümesi sınırı yüzde 15 idi.
Bankaların ağustos sonu kârı da 1 7.927 milyon lira ve artışı yüzde 18.1. Bu kârın yılın kalanında devam etmesi halinde 183.2 milyar lira olan özkaynaklara oranı yüzde 14.6.
Sanayi kesiminde ise 2012 yılının 500 büyük sanayi kuruluşu benzer sonuçları veriyor. 169.5 milyar liralık öz kaynakla 500 büyük sanayi kuruluşu geçen yıl 22.7 milyar lira kâr etti. Özsermaye kârlılığı yüzde 13.4.
SERMAYENİN ÖNEMİ: Kârlılıklar birbirine çok yakın ve uzun vadeli olarak hemen hemen aynı. Bu da "Ne kadar sermaye o kadar kâr" sonucuna götürüyor bizi.
Bankaların sermaye yeterlilik oranı yüzde 16 ile dünya ortalamasının üzerinde. Sermayesi eksik sanayi sektörü. Özkaynağı düşük, borcu yüksek. Geçen yıl 500 büyük sanayi kuruluşunun 169.5 milyar liralık özkaynağına karşılık 190.0 milyar liralık borcu bulunuyordu. Yani işlerini özkaynağından daha çok borçla döndürüyorlar.
KREDİYE YÜKLENME: Bu borç da yerli bankalara ve yurtdışına yapılmış. Döviz cinsi borçların miktarı TL cinsi borçlara yakın. TL'nin değerlenmesinden dolayı dövizle borçlanmak mayıs ayına kadar cazipti, sonraki dönemde kur artışından dolayı bu özelliğini yitirdi.
Sanayinin özkaynaklarının düşüklüğüdür ki, kredilerin büyümesinin nedenlerinden biri. Sanayi şirketleri halka açılıp özkaynak toplayacaklarına yurtdışından ve bankalardan borç alıyorlar. Bu yolu daha kârlı görüyorlar. Kurun düşüşünden dolayı dövizle borç maliyetlerini azaltıyor.
FAİZ YÜKÜ, KUR RİSKİ: Ama aynı zamanda finansman sisteminin tek ayak üzerinde yürümesine yol açıyor. Varsa yoksa kredi, bankacılık sistemi ve sonuç 1 trilyon liralık kredi hacmi. Unutulan ve ihmal edilen ise sermaye piyasası. Ama reel kesim için asıl gerekli olan da sermaye piyasası fonları. Çünkü kalıcı ve uzun vadeli olan o. Bilançoların içinde kredilerin payı gereğinden yüksek. Şirketler faiz yükü ve kur riski altında. Bu dönemde dövizin düşmeyen ateşi de şirket alımları kaynaklı.
TEK ÇIKIŞ YOLU: Sanayi sektörünün sermaye piyasasını bankalar gibi kullanması, bankaların halka açıklık oranlarına ulaşmaları halinde, kârlılıkta çok rahatlıkla bankaları sollamaları mümkün. Sanayide kıt ve eksik olan sermayedir.
Kaldı ki, 1 trilyon liralık kredi karşılığında bankalar 955 milyar liralık mevduat ve fon toplamış. Kredilerin mevduata oranı yüzde 107 ile tarihi rekor düzeyine çıkmış. Kredileri daha da artırmalarının yolu artık dışarıdan borçlanmalarını daha da artırmalarına bağlı. Ancak o dünyanın konjonktürü değişiyor. Para muslukları giderek daha fazla açılmıyor aksine kısılmaya doğru gidiyor. Kredi imkânları hem içeriden hem dışarıdan sınırlandığında reel sektör için tek çıkış yolu kalacak.

SONUÇ:"Önlemek iyileştirmekten kolaydır." Peru sözü

Yukarı