TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Üç yıl içinde üç büyük zorluğa üç önemli hazırlık

Önümüzdeki üç yılı kapsayan yeni Orta Vadeli Ekonomik Program dün açıklandı. Bu üç yıl, siyasi ve ekonomik açıdan bir hayli zorlu geçmeye aday. Dış ve iç gelişmelere karşı, rüzgârlara veya fırtınalara karşı Türkiye'nin vereceği tepki, hükümetin alacağı önlemler, yaşanacak türbülansın boyutlarının küçük mü, büyük mü olacağını belirleyecek.
3 BÜYÜK ZORLUK: Önümüzdeki üç yılı zorlu kılacak gelişmeler neler?
■ Birinci gelişme olarak küresel konjonktürü belirtmek gerekiyor. Dünya büyümesi düşüyor. ABD Merkez Bankası er veya geç bol ve ucuz para dönemini bitirecek, para muslukları kısılacak, faiz oranları artacak. Bu da cari açık ve dış kaynakla büyüyen Türkiye ekonomisini ve finansal piyasalarını çok yakından etkileyecek. Geçmiş cicim yılları bitti, hayatın gerçekleri başladı.
■ Gelecek üç yılı zorlu yapacak bir ana neden de iç siyasi takvim. Üç seçim yapılacak. Yerel, Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler. Genel seçimlerin gelecek yıla alınması da bir olasılık. Üç seçim aynı yıl da olabilir. AK Parti Tüzüğü'nde milletvekilleri için üç seçim dönemi kısıtlaması nedeniyle ekonomi yönetimi değişebilir, ülkeyi yöneten Başbakan da değişebilir. Ekonomi yönetimine ve Başbakanlık'a kimler gelecek? Geçiş dönemi belirsizlik demek. Yeni gelenlere göre politika değişikliğine de gidilebilir. Bu değişimlerin türbülansları artırıcı etkisi olacağı açık. Bu sırada barış sürecinin devam ettirilmesi pozitif, kesilmesi ise negatif etkilerde bulunacak.
■ Üçüncü etken olarak da dış politika alanına ait riskleri gösterebiliriz. Suriye ve Ortadoğu kaynaklı riskler yanında 2015 sözde Ermeni soykırımının 100. yılı. Türkiye'yi dış politika alanında çok yoracağı, hükümeti çok uğraştıracağı açık.
3 ÖNLEM NE: Türbülanslar yaratabilecek bu üç ana akımdan doğrudan ekonomiyle igili olan da var, ekonomiyi etkileyecek olan da. Buna karşı Türkiye'nin kendini savunma ve türbülanslardan koruması, ekonomisini güçlendirmesiyle veya güçlü tutmasıyla mümkün. Dün açıklanan üç yıllık Orta Vadeli Program'da bunu gördüm.
■ Türkiye'yi fırtınadan koruyacak kalkanlardan biri, sağlam kamu maliyesi ve bütçesinin seçim yıllarında dahi güçlü bir şekilde sürdürülmesi olacak. Bir kerelik gelir veya özelleştirme gelirlerinin katkısı da olsa, hükümet artık bu performansını her yıl tekrarlıyor. Bu yılki bütçe açığı da milli gelirin yüzde 2.2'si hedeflenmişken yüzde 1.2'si gerçekleşecek ve 2006'daki yüzde 0.6'dan sonra en iyi rakamı oluşturacak. Bütçe açığı 2014'te yüzde 1.9, 2015 te yüzde 1.6 ve 2016 da yüzde 1.1 hedefleniyor. Kamu kesimi faiz dışı fazlasının milli gelire oranı da yüzde 1 civarında belirlendi. Buna paralel AB tanımlı kamu borç stoku milli gelirin yüzde 35'ine inecek ve 2016'da yüzde 30'una düşecek. Türkiye güçlü tarafını seçim yılında da koruyacak.
■ Ekonomideki zayıf taraf cari açıkta ise iyileştirme hedefleniyor. Bu yılki oranının yüzde 7.1 olması, gelecek yıl yüzde 6.4'e, 2015'te yüzde 5.9'a ve 2016'da yüzde 5.5'e düşürülmesi planlandı. Küresel konjonktürün değişeceği, bol ve ucuz paranın azalma eğilimine gireceği böyle bir döneme Türkiye de dış kaynak ihtiyacını azaltarak yanıt verecek. Bunun için tasarruf oranlarının artırılması gerekiyor. Alınan önlemlerden biri, tüketicilerin kredi kullanımının kısıtlanması ve maliyetinin artırılması olacak.
■ İki ayağa ek olarak fiyat istikrarının da sağlanması hedefleniyor. Enflasyon bu yıl yüzde 6.8 bekleniyor. Gelecek yıl yüzde 5.3 ve sonraki yıllarda yüzde 5 e inmesi isteniyor. Enflasyonun düşürülmesi ve fiyat istikrarının sağlanması, kur ve faiz istikrarının sağlanmasını kolaylaştıracak.
Bu program uygulanabilirse pozitif sonuçlar alınabilir ve bu sonuçlar da ekonomiyi fırtınalardan mümkün olduğunca koruyabilir.

SONUÇ: "Atlar ve inekler rüzgâra karşı başka başka dururlar."Çin atasözü

Yukarı