TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Atmosfer lehimize döndü yüzde 15'lik fark kapanır mı?

22 Mayıs küresel piyasalarla birlikte Türkiye piyasalarının kırılma yaşadığı tarih. Ağustos sonuna kadar devam eden bu negatif eğilim döneminde gelişmekte olan borsalar ve BIST, 25 Haziran'da
dip yaptı. Faizlerin tepe ve gelişen ülke kurlarının dip noktası 28 Ağustos'ta görüldü. Sonrasında başlayan toparlanma 18 Eylül'de FED'in o çok korkulan kararı almaması ve ertelemesiyle coşkuya dönüştü. Son veriler ve gelişmeler de FED'in para musluklarını kısma kararını biraz daha öteletti ve mart toplantısına sarktı gibi. Bu etkilerle yaşanan toparlanmada bazı piyasalar 22 Mayıs'taki düzeylerini 23 Ekim itibarıyla yeniden yakaladı.
Tabii buna gelişen piyasaları katmıyoruz. Çünkü gelişen piyasalar ABD'nin etkisiyle pozitif ayrıştı. 22 Mayıs'ta 382.67 olan MSCI Dünya Endeksi geçen hafta 400.14 puanı gördü ve o tarihe göre yüzde 4.5 primli.
% 15 FARK YEDİK: Buna karşılık MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi 22 Mayıs'ta 1.054 puandan 878 puana geriledi ve yüzde 16.7 oranında değer yitirdi. Ardından yüzde 19.4'lük artış kaydetti ve 23 Ekim itibarıyla 1.048 puana yükseldi. 22 Mayıs düzeyini yakalamaya ramak kaldı, sadece yüzde 0.6'lık bir artış yeterli olacak.
■ Türkiye borsası ise geldiği son durumda mayıs ayındaki zirve noktasının yüzde 16 altında bulunuyor. 22 Mayıs'ta 93.398 puandan başlayan düşüş 25 Haziran'da yüzde 31.6'ya kadar vardı. Sonraki dönemde yaşanan yüzde 22.9'luk toparlanma, zirve düzeyini ve bu arada gelişmekte olan piyasaların performansını yakalamaya yetmedi. Gelişen piyasalardan yarışta yüzde 15 düzeyinde bir fark yedik.

■ Yandaki tabloda faizin ve kur seviyesinin de aynı tarihler içinde bir karşılaştırılması verildi. Kur değil ama faizdeki hareketler yine gelişmekte olan ülkelere göre daha oynak. Yükselişi daha fazla, neredeyse iki katı ve düşüşü daha yüksek. Sonuçta 23 Ekim itibarıyla Türkiye'nin yıllık faizleri 22 Mayıs'ın yüzde 34 üzerinde seyrederken gelişen piyasaların ortalaması yüzde 19 yukarıda.
ATMOSFER DEĞİŞTİ: Halbuki Türkiye 22 Mayıs öncesinde küresel piyasalar pozitif bir eğilim içindeyken olumlu yönde ayrışmış ve daha iyi performans göstermişti. Borsası en çok kazandıran borsa, faiz oranları en çok düşen ülkeydi. Kurları da gelişmekte olan ülkeler arasında en az oynaklık gösteren kurlardı.
22 Mayıs sonrası ise bunun tersi gerçekleşiyor. Fark atan durumdan fark yiyen duruma geldik.
Bunun en önemli nedeni, 22 Mayıs'tan önce parasal genişlemeden en çok yararlanan ülkeydik. Doğaldır ki, para musluklarının kısılacağı dönemden de yine en çok etkilenecek ekonomi olacaktık. Yani değişen atmosferin önemini görüyoruz burada.
FARK KAPANIR MI: Peki şimdi parasal genişleme belli bir süre ertelendiğine ve bu etki ortadan kalktığına, kısaca atmosfer yeniden Türkiye lehine değişmeye başladığına göre, Türkiye piyasaları diğer piyasalarla performans farkını kapatabilir mi? 22 Mayıs sonrasında da gelişmekte olan piyasalarda başa baş gidebilir mi?
FED'in para musluklarını kısma kararının daha uzağa öteleneceği bir ortam oluşursa, Türkiye'nin gelişen piyasaları yakalaması kısmen mümkün. Kısmen, çünkü dış ortamda pozitif gelişmeler olsa bile Türkiye'nin içinde üç seçimin yapılacağı bir döneme giriyoruz. Aynı yılda üçlü seçim deneyimimiz de yok. Sandık ve siyasi belirsizlik olumlu atmosfer karşısında bir ölçüde frenleyici etki yapabilir.
Ancak seçimlerin sonrasına sarkacak bir pozitif dünya atmosferi olursa durum değişebilir. Tabii ki sandıklardan da ekonomik gidişin etkileneceği sonuçlar çıkmaması kaydıyla. Seçimler sonrasında Türkiye yeni bir icraat dönemi ve bu dönemde yeni bir hikâye yazma fırsatı bulabilir. Buna da küresel ve yerel piyasalar pozitif tepki verir.

SONUÇ: "Her dezavantajın bir avantajı vardır." Ukrayna sözü

 

Euro dolar paritesi nereye kadar yükselir?

FED eylül ayında beklenen kararını almadı, "Bol ve ucuz paraya devam dedi. Bu kararı alamamasında ABD'nin bütçe ve borçlanma limiti sorununun etkili olduğu anlaşıldı. Sorun da çözülmedi, sadece üç aylığına ertelendi. Dolayısıyla FED'in alacağı parasal genişlemeyi kısıtlayıcı kararının da ertelenmesi gündeme geldi. Son beklentiler bu kararın marta kaldığı yönünde. Bu da eylülde beklenen ve buna göre pozisyonların oluşturulduğu kararın 6 ay gecikmesi demek.
Bol ve ucuz olacak olan dolar, dolayısıyla doların faizi de yarım puan kadar düştü. ABD 10 yıllıkları yüzde 3'ten2.5'e kadar indi. Daha da gerilemesi bekleniyor. Değeri düşen ve daha düşmesi beklenen dolar karşısında ise Euro yükseliyor. Euro'nun faizi daha yüksek ve miktarı daha az. Çünkü Avrupa Merkez Bankası'nın krizde yaptığı likidite enjeksiyonu geri tepti. Doların bol ve ucuz, Euro'nun biraz kıt ve faizinin yüksek olması pariteyi 1.38'lerin üzerine taşıdı. Bu oran 1.35 düzeyinde olan uzun vadeli parite ortalamasının üzerinde.
■ Kaldı ki Euro'nun değerlemesi bu bölgenin ekonomik ve siyasi sorunlarını artırıcı nitelikte. Rekabet gücü düşük ve borç sorunu yaşayan AB'nin güney kanadı ile güçlü kuzey kanadı arasındaki fark biraz daha büyüyecek.
■ Ama yukarıdaki grafiğe bakınca da, geçmiş eğilimler baskın çıkacaksa hareket biraz daha devam edebilir. Çünkü küresel krizde büyük dalgalanmalar gösteren bu paritenin yükselişi de düşüşü de yüzde 20 ve üzerine çıkmış. Geçen yılın temmuz ayında 1.2040 dolar düzeyinde başlayan Euro'nun son yükselişi yüzde 15'e ulaşıyor. Son yıllardaki benzer yükselişler ve düşüşlere göre oran olarak henüz küçük kalıyor.
■ Eğer bu arada ABD'de açıklanacak veriler de, FED'in parasal genişlemeyi sürdürmesi yönünde gelirse Euro güçlü kalmaya ve belki biraz daha güçlenmeye devam edebilir. Bunun pek bir ekonomik temeli olmasa da.

Yukarı