TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Tasarruflar, 611 milyar değil en az 1 trilyon dolar

Dün Dünya Tasarruf Günü'ydü. Ne tesadüf ki, İzmir İktisat Kongresi'nin ekonominin temel sorunlarının tartışıldığı panelinde benim payıma da aynı konu düştü. Evet Türkiye'de tasarruf oranı düşük ve giderek daha da düşüyor. IMF'nin verilerine göre Türkiye 179 ülke içinde 130'uncu sırada yer alıyor. Halbuki Türkiye ekonomisi dünyanın 16. büyük ekonomisi. Doğaldır ki, tasarrufta 130'uncu olmak 16'ncı büyük ekonomiyi fonlamaya yetmiyor. Son yıllarda olan ve yapısallaşan durum da bu. Bu nedenle dış kaynakları kullanmak durumunda kalıyoruz. Bu da cari açık demek. Ekonominin en temel sorunu da bu.
KAYITLISI 611 MİLYAR $: Türkiye dünyada en yüksek cari açık veren birkaç ekonomiden biri. Ancak gerçek durum böyle mi? Madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde karşımıza daha başka bir resim çıkıyor. Türkiye'nin tasarrufları o kadar da düşük değil. Asıl tasarruflar kayıtdışı, finansal sistem içine girmemiş, resmi rakamlar içinde görülmüyor. Her ay izlediğimiz yurtiçinde yerleşiklere ait finansal tasarrufların miktarını eylül sonunda 611 milyar dolar olarak hesaplamıştık. Mevduat, hisse senedi, yatırım fonu, bireysel emeklilik fonu gibi finansal sistem içindeki servetin toplamı bu.
KAYITSIZI EN AZ 400 MİLYAR $: Ama Türk halkının finansal sistem dışında da finansal varlığı veya tasarruf amacıyla yaptığı yatırımlar var. Bunların başında yastık altı dövizi, altını, gayrimenkul yatırımlarını, hatta gizli bankerliği veya tefeciliği bile sayabiliriz.
■ Sadece altın stokunun bugünkü değeri 200 milyar dolardan fazla.
■ Üstelik Türklerin yurtdışına çıkardığı finansal serveti de yüksek. Bu alanda deneyimli uluslararası kuruluşların yaptığı tahmin ve hesaplamalara yerli parasal otoriteler de katılıyor. Miktar 138 milyar dolar olarak bulunmuş. 200 milyarın yanına 138 milyar doları koyduğumuzda 338 milyar dolara varıyoruz. Bu da bir anda mevcut finansal varlık toplamının yarısı düzeyine çıkıyor. Daha kayıtdışı döviz yatırımlarını ve diğerlerini miktarını bilemediğimiz için koymadık bile.
■ Ayrıca iyi kazanç sağlayacak, sağlam yatırım aracı yokluğu belki gizlenme ihtiyacıyla da birleşerek aşırı bir şekilde gayrimenkule yöneliyor. Yazlık furyasına biraz da bu gözle bakmak lazım. İstanbul'daki emlak fiyatlarının Moskova ile yarışmasının bir nedeni de bu olsa gerek.
■ Gayrimenkulde henüz kullanılmayan ve ölçülemeyen durum ise gecekondular ve 2B arazileridir. Yani tapusuz kullanım. Tabii tapu olmadığı için hanehalkının finansal veya reel varlığı arasında sayılamıyor. Ama kabul edelim ki, en azından üç büyük kentte nüfusun kayda değer bir bölümünün yaşadığı yerler böyle. Bu işgaller ve kullanımlar resmiyete döküldüğünde, yani tapuya kavuşturulduğunda ister istemez finansal servete dönüşümü de kolaylaşacak ve fiyatı da yükselecek. Bu varlıklar teminat gösterilip kredi kullanmak mümkün olabilecek. Resmi verilerde veya kâğıt üstünde görülemeyen bir durum da bu. Ama bir varlık olduğunu da kabul etmek gerekiyor.
BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM GEREK: Bunları alt alta koyun, toplayın, çıkartın, bölün, 1 trilyon dolarlık finansal varlığa rahat ulaşırsınız. Gerçekte Türkiye'de yaşayanların finansal serveti 600 milyar dolar değil, 1 trilyon dolardır. Kayıtdışılık sadece reel ekonomide olmuyor, onun bir yansıması olarak tasarruflarda da olabiliyor. Tasarruflar gizleniyor veya saklanıyor.
Bu konuda yapılması gereken iş, mülkiyet haklarının tam olarak sağlanması, vergi ve diğer düzenlemelerde istikrarın sağlanması, can ve mal güvenliğinin sağlanması, finansal sistemin etkin ve
tasarruf sahibinin lehine çalışması, iyi getiri sağlanması, yabancılara verilen güvence ve gösterilen saygının yerli para ve tasarruf sahiplerine gösterilmesidir. Tasarrufları artırmak isteyen hükümetin olaya bütüncül bir yaklaşım göstermesi, büyük resmi gözden kaybetmeden sorunları tek tek ele alıp çözmesi, tasarrufta görünen durum ile gerçek durum arasındaki uçurumu azaltacak, cari açık sorununu da hafifletecektir.

SONUÇ: "Ağaca çıkan keçinin doğurduğu oğlak dala bakarmış."Türk atasözü

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
04 Kasım 2013 Pazartesi, 11:26 Misafir tamam amam bu bizim için sorunu değiştirmez. yazarın atladığı nokta şu: gerçek tasarrufumuz 1 değil 3 trilyon lira dahi olsa bu tasarruf finansal sisteme dahil olup yeniden yatırıma dönüşmediği takdirde faydası 0 olarak kalır. gayrimenkulü de ekonomik anlamda tasarruf olarak saysak (ki dünyada gayrimenkul yatırımı bildiğimiz manada tasarruf sayılmıyor)o zaman diğer ülkeler içinde aynı hesaplamayı yaptığımızda muhtemelen sıramız aynı kalır. burada önemli olan tasarruf denen şeyin finansal sistem yoluyla tekrar yatırıma dönüşmesidir. yazarın bunu atlamaması gerekiyor.
Yukarı