TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Hesaplar şaştı şimdi ne yapılmalı?

Merkez Bankası'nın son Enflasyon Raporu'nda dikkat çektiği bir risk gerçekleşti. "İlk üç çeyrek itibarıyla tarihsel ortalamalarına göre yüksek seyreden işlenmemiş gıda fiyatları", ekim enflasyonunu sıçrattı. Enflasyon sepeti içinde yüzde 24 ile en büyük ağırlığa sahip olan gıda ve içecek grubu fiyat artışı yüzde 3.91'e vardı. Ekim ayı enflasyonunun yaklaşık yarısını oluşturdu.
TASARRUFA TUŞ: Reel getiriler enflasyonu ekimde beklentilerin yaklaşık yarım puan üzerinde yüzde 1.80'e çıktı. Herkesi şaşırttığı gibi, tasarruf sahiplerini de tuş etti. Ekim ayında hisse senetleri dışında hiçbir yatırım aracında reel getiri oluşmadı. Yılın 10 aylık döneminde ise hisse senetleri de enflasyona mağlup, ayakta kalan sadece döviz. Enflasyondaki yükselmenin tasarruflara böylesine negatif etkisi oluyor.
ŞAŞMA NE KADAR: Sonuçta ekim itibarıyla 10 aylık zaman diliminde enflasyon yüzde 6.90'a vardı. Daha geçen hafta Enflasyon Raporu'nda yıl sonu için revize edilen tahmin yüzde 6.8 ise şimdiden aşıldı. Geriye iki ay kaldı. Her iki ay içinde geçen yıl yüzde 0.38'er gerçekleşme olmuş. Bu yılın kasım ve aralığında aynı rakamlar çıksa bile, yıl sonu enflasyonu ekimdeki yüzde 7.71 düzeyinde kalacak. Olabilir mi, belki. Ama risk gerçekleştiğine göre, son iki ayda biraz daha artış beklenebilir. Bu da bizi yüzde 8 civarında bir gerçekleşmeye götürür. Rakam Merkez Bankası'nın ekim sonu revize ettiği enflasyon aralığının üst bandı olan yüzde 7.3'ün de üstü demek. Şaşma oranı yüksek.
NE YAPILABİLİR: Bu durumda ne yapılacağına ilişkin Enflasyon Raporu'nda vurgu yok. Ancak sermaye çıkışlarının olması halinde kuru, dolayısıyla enflasyonu kontrol altında tutmak için, daha sıkı bir parasal duruşa doğru gidileceği belirtiliyordu. Enflasyonun zaten yükselmiş ve öngörülerin üzerine çıkmış olmasından dolayı artık daha uzun süreli bir sıkı parasal duruş da sergilenebilir, ortaya yeni bir politika ve yeni araçlar da konulabilir. Tıpkı üç yıl önce Kasım 2010'da yapıldığı gibi. Açıkça kredibilite kaybını önlemenin en kestirme yolu da politika değişikliğine gitmek, yeni şeyler söylemekten geçiyor. Bu yapılır mı, bekleyip göreceğiz.
OYNAKLIĞA 2 NEDEN: Önümüzdeki döneme Merkez Bankası'nın hem kredibilite açığını düzeltmesi hem de politika ve müdahale araçları yönünden güçlü girmesi gerekiyor. Çünkü piyasalarda ve ekonomide istikrarı bozacak, dalgalanmayı artıracak iki önemli gelişme bekleniyor.
■ Bunlardan biri, ABD'nin parasal genişlemeden çıkışı başlatması ve bunun da etkisiyle küresel piyasalarda sermaye hareketlerinin zayıflamasıdır. Bu durum başlı başına Türkiye'nin ve Merkez Bankası'nın işini zorlaştırabilir.
■ İkincisi de siyasi takvime bağlı belirsizliklerdir. Mart 2014'te başlayarak en geç Haziran 2015'e kadar, yani bir yılı biraz aşan zaman diliminde üç seçim yapacağız. Bunlardan biri cumhurbaşkanlığı seçimidir ki, her zaman Türkiye için çok zor geçti. Seçim atmosferinin getireceği koşullar ve belirsizlikler elbette olacak.
Siyaset tarafından esecek rüzgârın ekonomiyi ve piyasaları sallamaması bir yerde fiyat istikrarına ve
Merkez Bankası para politikasına da bağlıdır.

SONUÇ: "Yazgın, kendisinden kaçtığın her yerde seni bulur." Fransız sözü

 

Yukarı