TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bütçe iyi, istihdam büyümeyle niye ters

Dün Türkiye ekonomisine ilişkin iki temel veri açıklandı. Bunlardan biri merkezi yönetim kasım ayı bütçesi, diğeri de eylül ayı istihdam verileriydi.
Türkiye bütçesini iyi idare ediyor. Bu sayededir ki, yüksek cari açığına rağmen yatırım yapılabilir kredi notunu aldı. Küresel krizden de büyük darbe almadan geçti.
Yine bütçe açıklarının azaltılmasının bir sonucu olarak kamu borçlarının sürdürülebilirliği arttı. Kamu borcunun milli gelire oranı düştü ve yüzde 35 seviyesine indi. Bu da gelişmekte olan ülkelerin genel ortalaması.
İÇ TALEBİN ETKİSİ: Bizzat kamu borç stokunun düşüklüğü ve bütçenin iyi gidişi Türkiye'nin risk primini azaltıyor. Dış konjonktürün de katkısıyla Türkiye 1980 sonrasının en düşük reel faizini ödemeye başladı. Bu da bütçe içinde faiz ödemelerinin payını iyice geriletti. Son 10 yıldır faiz ödemelerinin tutarı 50 milyar liranın üzerine çıkmıyor. Bu durum aynı zamanda hükümete faiz dışı harcamalarda kolaylık sağlıyor. 11 aylık sonuçlara göre faiz hariç giderler yüzde 14.5 artışla 310 milyar liraya yükselirken faiz giderleri yüzde 2.7 artışla 48 milyar lirada kaldı. Faizlerin gerilemesi aynı zamanda bütçe açığının azalmasını da beraberinde getiriyor.
11 aylık sonuçlara göre bütçenin giderleri yüzde 12.7 artarken bütçe gelirleri yüzde 17.3 büyüdü. Bu artışın aslan payı vergi gelirlerinin. Vergi gelirlerini artıran ana kalemler ise iç tüketimin canlanmasından dolayı ithalde alınan KDV, içeride alınan KDV ve ÖTV.
EN DÜŞÜK 2. AÇIK: Bu gider ve gelirlerin sonucunda da bütçenin 11 aylık açığı geçen yılki 13.3 milyar liradan bu yıl 1.2 milyar gibi çok düşük düzeye indi. Oran geçen yıla göre yüzde 91 geriledi.
Bütçenin bu gidişi aralık ayında da korunsa, sonuç elbette çok parlak olacak. Ama bizim bütçemizin en büyük açığı aralıkta oluşuyor. Bu yıl için öngörülen açık milli gelirin yüzde 1.2'si düzeyinde ve 19.4 milyar lira. Dolayısıyla aralık ayı açığı bu civarda bir gerçekleşmeye göre ayarlanacak. Ödemeler ve hak edişler buna göre ödenecek. Milli gelirin yüzde 1.2'sine inmiş bir açık ise 1990 sonrasının en düşük ikinci bütçe açığıdır. Birincisi yüzde 0.6 açıkla 2006 yılına aittir. Türkiye'nin üçlü seçim maratonuna düşük bütçe açıklarıyla gitmesi de son derece önemlidir. Hem siyasetin getireceği belirsizliklerden hem de yurtdışından esebilecek rüzgârlardan ekonomiyi korur.
TERSLİK Mİ VAR: İşsizlik oranı eylül ayında yüzde 9.9 düzeyine yükselerek yeniden çift haneli rakamların eşiğine geldi. Geçen yılın aynı ayında oran yüzde 9.1 idi. Hatırlarsak geçen yıl büyüme oranı yüzde 2.2'ye düşmüştü. Bu yıl ise 9 aylık dönemde yüzde 4 büyüme oldu. Geçen yılkinin iki katına çıkan büyümeye rağmen işsizlik nasıl olup da yükselir?
Bu sorunun yanıtı belki de başka bir soruda gizli. Büyüme oranının yüzde 8.8'den yüzde 2.2'ye gerilediği bir yılda nasıl olup da işsizlik oranı yüzde 9.8'den yüzde 9.2'ye düştü? Bence büyümeye istihdam piyasası biraz gecikmeyle yanıt veriyor. Bu nedenle 2011 yılının yüksek büyümesi 2012 yılının istihdamını artırdı. 2012 yılının düşen büyümesi de bu yılın istihdamını vuruyor. Bu yıl yakalanan kısmi canlanmanın pozitif etkisini de gelecek yıl görürüz herhalde.

SONUÇ: "Önce düşün sonra söyle."Türk atasözü

 

Yukarı