TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Yüksek borç yükü yüksek siyasi risk şiddetli türbülans

Rüşvet ve yolsuzluk operasyonu ile siyasi risk yeniden gündeme girdi. Tam bir hafta önce başlayan bu operasyon yu rtiçi piyasaları fena hırpalıyor. Türkiye piyasaları geçen salı gününden itibaren çok net bir şekilde dünya piyasalarından negatif yönde ayrışıyor. Borsası en çok düşen, faizi en çok yükselen ve para birimi en çok değer kaybeden ülke Türkiye.
Siyaseti sarsan bu operasyonun tam da üç seçim öncesine denk gelmesinden dolayı önümüzdeki dönemin bir hayli çalkantılı geçmesi, bunun da finansal piyasalarda şiddetli türbülanslara yol açması ihtimali var.
2001 krizinde yeniden yapılandırılmasına ve aradan geçen bunca yılda güçlendirilmesine, hatta küresel krizde bile kendini ispatlamasına karşılık, nasıl olup da içeriden kaynaklanacak bir siyasi dalgayla ekonomik yapı sarsılabilir?
Burada da 10 yıl gibi bir dönemi iyi geçirmiş olmak başlıca bir neden, yorgunluk ve kendini yenileyememeye yol açıyor.
■ Ekonomik yapı inşaat sektörü üzerine kurulu. Buradaki talep bir ölçüde karşılandı ama kaynaklar da bu sektöre yatırıldı. Tasarruf oranları bu nedenle düştü. Yoksa kazandığımızı har vurup harman savuran bir toplum değiliz. Yine bu nedenle hanehalkı olarak 100 milyar liradan daha fazla bir borç altına girdik. Bu borç sadece bankalara olan konut kredisi. Banka dışı borçlarla konut ve inşaat için gerçek borçlanmanın boyutunun daha da fazla olduğu düşünülebilir.
■ Faiz oranları tarihi en düşük düzeylerine inince konut dışında da tüketim patlaması yaşandı. Hanehalkı tüketim için de borçlandı. Ülke içinde kendi tasarruflarımız yetmeyince dış tasarrufları kullandık. Dışarıdaki bu kaynakları Türkiye'ye borçlanma yoluyla bankalar ve reel sektör getirdi. Devletin veya kamu sektörünün dış borcu gerilerken özel sektörün dış borcu tam bir patlama yaşadı. Özel sektör dış borcu 260 milyar dolara yükseldi. Devletin borcu da 100 milyar dolar civarında seyrediyor. Bu sırada dünyada 100 yılda bir gelen para bolluğunun yaşanması, yine faiz oranlarının asrın en düşük düzeylerine inmesi de, dışarıdan finansmanı kolaylaştırdı ve maliyetini düşürdü.
■ Konuta yatırım yaparken ve tüketimi artırırken siyasi riski son 10 yılda unutmuştuk. Son gelişmelerle yeniden gündemimize girdi. Ekonomik yapı 10 yıl öncesine göre daha sağlam, devletin borcu azaldı ama toplum olarak çok daha borçluyuz. Ekonominin çarklarını çevirmek için çok daha fazla dış finansmana gereksinim duyuyoruz. Bunun miktarı da yıllar itibarıyla giderek artıyor. Son IMF raporunda yer alan verilere göre, cari açık ve dış borç ödemelerinin toplamı olarak bakıldığında finansman ihtiyacı 2008 yılında 123 milyar dolarken, 2013 yılında 207 milyar dolara yükseldi, 2014'te 238 milyar dolara çıkacak. Borçların yenilenmesi ve oluşacak cari açığın finansmanı için 238 milyar doları gelecek yıl bulmak durumundayız.
Sırtımızda bu borç yükü varken, dış konjonktürün gelişmekte olan ülkeler aleyhine değişmeye başladığı yetmezmiş gibi, Türkiye'de siyasi risk de yeniden ortaya çıktı. Önemli bir süreçten ve tehlikeli bir türbülanstan geçmeye adayız.

SONUÇ: "Karadeniz fırtına, al pırtını sırtına."Türk atasözü

Yukarı