TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Düşen kârlılık nasıl yukarı çekilecek?

2014 yılında bankacılık sektörüne ilişkin beklentilerini Anadolu Ajansı'na anlatan Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, "Sektör açısından son 10 yıllık dönemin en zor yılı olacağını düşünüyorum. Sektörün kârlılık ve büyüme trendlerinde sapmaya neden olabilecek iki temel yapısal kırılma riski bekliyor bizi. Biri FED'in parasal çıkış stratejisinin yarattığı belirsizliğin, diğeri ise ekonomik büyüme kompozisyonunun dengelenmesi amacıyla alınan önlemlerin banka bilançolarına yansımaları" dedi. 2014 yılı dolar/TL tahmini ile ilgili olarak Özen, "Bana normal zamanlarda kur tahminim sorulduğunda, hep 'kurşun kalem'le yazdım diye rezerv düşerim. Böylesi global belirsizlik döneminde ise ne yazacak bir tahmin ne de sığınacak bir rezerv bulabiliyorum" ifadelerini kullandı.
İTEN VE ÇEKEN NEDENLER: Ergun Özen'in değinmediği bir de siyasi belirsizlik riski var 2014'te. Dış
konjonktürdeki belirsizlik Türkiye'ye yönelik sermaye hareketlerini belirliyor. 2013 yılı ortasına kadar bu koşullar küresel sermayeyi Türkiye'ye ve gelişmekte olan ülkelere doğru itiyordu. Türkiye'nin kendi hikâyesi de bu sermayeyi çekici özellik gösteriyordu. Yıl ortası durum tersine döndü. Sermayeyi Türkiye'ye doğru iten kuvvette önemli bir kayıp var. Bunun ana nedeni FED'in parasal genişlemeyi azaltmaya başlaması. Bunun yanında Türkiye'nin küresel sermayeyi çekici hikâyesi de zayıfladı. Bu hem seçim takviminden ve siyasi belirsizliklerden kaynaklanıyor hem de bu sırada ekonomi yönetiminde olası değişimden.
EN ÖNEMLİ RİSK: Sermaye akımlarındaki zayıflama, tersine dönüş de Türkiye'nin en önemli riskini oluşturuyor. Çünkü cari açığı yüksek, özel sektörünün dış borcu yüksek. Dış finansman gereksinimi 2014 yılı için 238 milyar dolar. Borçların yeniden borç alınarak ödendiğini varsaysak bile cari açık kadar taze finansmana ihtiyaç var. Bunun da miktarı 60 milyar dolar. Her aya 5 milyar dolar ek finansman gereksinimi demek. Böyle bir yılda banka kârlarının son 10 yılın en zor senesini yaşamaya aday olması da önemlidir. Çünkü son 10 yıldaki ekonomik başarılarda ve dışarıdan sermaye çekilmesinde bankacılık sektörünün güçlü yapısı kritik bir rol oynamıştır. Kimse zayıf bir finansal sistemle iş yapmak istemez. Bu açıdan yukarıdaki Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen'in sözlerini çok önemsedim.
KÂR DURUMU: Çünkü, bizim bankalar öyle konuşulduğu gibi çok kârlı değildir. Toplam özsermaye kârlılığı diğer özel sektörle hemen hemen aynıdır. 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun özsermaye kârlılığı yüzde 14, bankacılık sektörünün yüzde 15'tir. Bu yılın üçüncü çeyreği itibarıyla bankacılığın kârlılığı yüzde 11'e düştü. Bu oran daha da düşerse bu kez bankacılık sorgulanmaya başlanır. Sermaye yeterlilik oranı düşer. Bankacılığa yönelik siyasi, bürokratik ve halk nezdindeki önyargıyı da görüyoruz. Bu ortamda ne olacak da bankalar düşmekte olan kârlılıklarını yeniden yukarı çevirmeyi başaracaklar?
Bu durum, sistemin ve ekonominin önündeki önemli bir hadikap olarak duruyor. Çok kolay olmasa da, 2000'deki tuzağa düşebiliriz.
2000'DEKİ ÖRNEK: Hatırlarsak 1999 sonundaki müthiş faiz indiriminden bankalar çok kâr etti diye ekstra bir hazine bonosu vergisi salmıştık. Hükümet ayrıca dört büyük bankadan 1 milyar lira borç istemiş ve almıştı. Bundan tam bir yıl sonra bankacılık krizi yaşandı ve devlet sisteme 10 milyarlarca dolar koymak zorunda kaldı. Şartlar elvermesine karşılık böyle bir tuzağa düşmeyeceğimize inanıyorum. Çünkü çok yakın bir tarihte yaşanmış ve yüksek bedel ödenmiş bir örnek var.

SONUÇ: "Kurbağa gökyüzünü kuyunun ağzı kadar sanır." Çin atasözü

Yukarı