TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Yabancının bu yılki tavrı seçimler için de kritik

2012'de Türkiye'ye devlet iç borçlanma ve hisse senetleri yoluyla net bazda 38 milyar dolar yabancı kaynak girerken 2013'te bu rakam yarı yarıya düştü ve 17 milyar dolara indi. Henüz son iki ayın ödemeler dengesi verileri açıklanmadı ama 10 aylık verilerin üzerine Merkez Bankası'nın haftalık bazda izlediği yabancı portföy hareketlerini ilave edince 16.9 milyar dolarlık rakama ulaşıyoruz. 2013'te yaşanan büyük piyasa dalgalanmalarının gerisinde yatan en büyük etken bu.
Yani Türkiye'ye gelen sıcak paranın 21 milyar dolar kadar azalması.
Zaten sermaye hareketleri, serbest bırakıldığı 1989'dan bu yana hemen her yıl ekonomi ve piyasalar üzerinde belirleyici oldu. Dışarıdan sermaye geldiğinde büyüdük, Türkiye'den sermaye çıktığında küçüldük. Merkez Bankası ödemeler dengesinden bunun bir tablosunu yukarıya koyduk.
■ 1994'tenet bazda sermaye çıkmamış gibi görünüyor. Ancak 13 Ocak'ta not düşüşü ile hızlı bir sermaye çıkışı gerçekleşti. Yüzde 406'ya varan süper faizle girdiğimiz yılın ikinci yarısında sermaye hareketleri tersine döndü ve yılın tamamında sermaye girişi artıya döndü. İlk sermaye çıkışının süresi kısa, boyutu ise küçüktü.
■ İkinci sermaye çıkışı 1998'in ikinci yarısında Rusya krizinin patlaması ve vergi düzenlemeleriyle başladı, 1999'un ilk yarısında da sürdü. Bu nedenle büyümeyi 1998'de yarıya düşürdü, 1999'da ise
negatif yaptı.
■ Üçüncü sermaye çıkışı 2001 krizi sırasında bir yıl sürdü. 3.7 milyar dolar gözükmesine karşılık bir ara 14 milyar dolara kadar vardı. Ekonomiyi de yüzde 5.7 daralttı.
■ 2007'nin ikinci yarısında başlayıp 2009'un ortasında biten iki yıl süreli küresel kriz dönemindeki sermaye çıkışı sınırlı kaldı. Ama 2008'de büyümeyi yüzde 0.7'ye, 2009'da yüzde 4.8 ile daralmaya götürdü.
■ 2012 yılında 38 milyar dolarlık rekor sermaye girişine karşılık büyümenin yüzde 2.2'de kalmasında ise hükümetin ekonomide yumuşak iniş sağlamak istemesi etkili oldu.
■ 2014'te piyasaların seyrinde olduğu gibi ekonominin büyümesinde de dışarıdan gelecek sermaye miktarı belirleyici olacak. Sermaye çıkışı ekonomide daralmaya, düşük sermaye girişi düşük büyümeye, orta düzeyli sermaye girişi de geçen yıl gibi orta düzeyli büyümeye yol açacak.
DIŞ KAYNAK İHTİYACI: Çünkü bu yıl cari açık ve dış borç ödemeleri dahil 238 milyar dolarlık dış kaynağa ihtiyacımız var. Milli gelirin yüzde 28'i kadar ve rekor düzeyde. Buna karşılık dünyanın gelişmekte olan ülkelerinde ve Türkiye'de risk alma iştahı giderek azalıyor.
2 SEÇİM DE ÜSTÜNE: Üstelik 2014 yılında iki seçim var. Mevcut hükümet de son 10 yılda biri hariç her seçime yüksek büyümeyle girdi. 2009'da ekonomi daralırken yapılan yerel seçim ise iktidarın oylarının gerilediği tek seçim oldu. Dolayısıyla 2014'te yabancı sermaye hareketlerinin önemi sadece piyasalar ve ekonomi için değil aynı zamanda iktidar partisi için de kritik önemde.

SONUÇ: "Denizdeki balığın pazarlığı olmaz." Türk atasözü

 

Yabancının kendisi edip kendisi buluyor

Önceki gün yerli tasarruf sahiplerinin 2013 yılı getirilerini yayımladık. Dün de yabancıların Türkiye piyasalarından dolar bazında elde ettikleri getirilere yer verdik. 2013, yerlilerin döviz ve emlaktan para kazandığı yıldı, yabancıların ise kayıp yılıydı. Kaybın nedenlerinden biri faizlerin en düşük seviyelerine inmesi. Yerlilere kazanç sunan kurun yükselmesi ise yabancılara zarar yazdırdı. Kurdaki yükselişi tetikleyen de bizzat yabancıların kendi hareketleriydi. Çünkü yabancılar yıl başından itibaren tüm gelişmekte olan piyasalarda genelde satıcı idiler. FED açıklaması ile satışlarını doruk noktasına çıkardılar. Gezi ve 17 Aralık olaylarının etkisi marjinal kaldı. Yabancı 2013'te kendi etti, kendi buldu. Tıpkı gelirken yarattığı pozitif etkiyle kazandığı gibi, çıkarken de yol açtığı negatif etkiyle bizzat kendisi zarar gördü.

 

Yukarı