TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

10 YILIN BİRİKİMİNİ YİYORUZ

İSTANBUL SANAYİ ODASI BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN, KURUN YÜKSELİŞİNDEN ENDİŞELİ:

ISO başkanı Erdal bahçıvan, sanayiciyi endişelendiren türbülans için "Siyasi istikrara güvenmiştik. Ekonomik istikrara güvenmiştik. Finansal istikrara güvenmiştik. Ne biz yerli işadamları ve sanayicilerin ne de yabancıların hesabında böyle bir olayla karşılaşmak yoktu" dedi

Başta kurun yükselmesi olmak üzere faizin çıkışı, borsanın düşüşü, finansal sistemde yaşanan çalkantı, siyasetteki gelişmeler henüz sokağı, tüketicinin hayatını etkilemedi. Sanayinin çarklarını da yavaşlatmış değil. Bu yavaşlamayı da en erken aralık ayı verilerinde göreceğiz. Ama sanayici yaşanan gelişmelerden endişeli. Çünkü döviz kuru en çok sanayici için hayati önemde. Dövizle borcu olan, bu sektör. 370 milyar dolarlık dış borcun 260 milyar dolarlık kısmı özel sektörün. Üretim için ithalat yapan ve girdi fiyatları kura bağlı olan da sanayici.
Buna karşılık kur, pek çok faktör yanında bu dönemde asıl siyasi gelişmelere bağlı. Geçen hafta TL'nin yüzde 18'lik değer kaybının kalıcı olması halinde 500 Büyük Sanayi Şirketi bilançosunda 11 milyar dolarlık kârdan kayıp veya zarar yaratacağını yazmıştık. 11 milyar dolar tam 24 milyar lira eder. Bu da 500 Büyük'ün bir yıllık kârı demek. Yüzde 18 değer kaybeden TL'nin bu eğilimini yeni yılda da sürdürmesi sanayiciyi endişelendiriyor.
Dün Ekonomi Müdürümüz Yavuz Barlas ile İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçivan'ı ziyaret ettik ve bu konuları konuştuk. Sohbetten geriye kalanları Sayın Bahçıvan'ın ifadeleri ile şöyle toparlamak mümkün:

'TÜRBÜLANS BEKLEMİYORDUK'
■ "Son 12 yılın içeriden kaynaklanan ilk büyük çalkantısını, ilk büyük dalgalanmasını yaşıyoruz. Bu 12 yılda hiç böyle bir dönem görmemiştik. Hatta bu tür türbülansları unutmuştuk. Şimdi finansal istikrarsızlık yaratacak gelişmeleri şaşkınlıkla, endişeyle izliyoruz. Dolar hemen her gün yükseliyor. Bugün 2.20 TL'yi aştı. Nereye gideceğini, nerede duracağını bilmiyoruz. Böyle bir türbülansı beklemiyorduk. Hem ekonominin yerli aktörleri hem yabancı, böylesine siyasi gelişmeleri beklemiyorduk. Siyasi istikrara güvenmiştik. Ekonomik istikrara güvenmiştik. Finansal istikrara güvenmiştik. Ne biz yerli işadamları ve sanayicilerin ne de yabancıların hesabında böyle bir olayla karşılaşmak yoktu. Geçen yıl FED'in etkisiyle yaşanan 6 aylık çalkantılı bir dönemin ardından böylesine bir dalganın gelmesi hepimizi şaşkına çevirdi.
■ Bu türbülans veya çalkantıya dayanıyoruz. Gelişmeleri, kurun yükselişini endişeyle izliyoruz. Ancak 2000 öncesindeki gibi, ilk rüzgârda savrulup gitmiyoruz. Çünkü geçmiş 12 yıldan gelen bir güven birikimi var. Hem siyasi istikrarın hem ekonomik istikrarın getirdiği güçlü bir birikim bu. Böylesine dalgalı bir ortamda güven birikiminden yiyoruz, hatta buna sermaye birikimini de ekleyebiliriz. Ama bu güven birikimine sırtımızı çok fazla yaslayamayız, 'uzun süreyle böyle gideriz' diyemeyiz. Birikim yığınağının arkası doldurulmazsa bu da tükenir, erir gider. Bu açıdan güven birikimine de çok veya uzun süreyle güvenmemek gerekiyor."

'Gençlere iş beğendirmek artık çok zor'
"Çağ değişti, yeni nesil tüketim çılgınlığı içinde. bu yanlış. Artık bu dengeye oturmalı. Ayrıca ben kendi üretim tesisimde bile işten çıkma gerekçelerine bakıyorum şaşırıyorum. Gençler zora gelmek istemiyor. Ağır bir iş de yaptırmıyoruz. Hizmet sektöründe çalışmak, hemen yükselmek istiyorlar. Valla artık gençlere iş beğendirmek çok zor hale geldi. Mavi yakalı bulmak zaten güç, üniversite mezunları da büyük bir beklentiyle gelip hemen sıkılıyorlar."

 

'Risk yönetimine ağırlık vereceğiz'

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, reel sektör olarak çalkantılı dönemleri az hasarla atlatmada risk yönetiminin önemini vurguladı. bu konuda sanayi sektörünün zayıf olduğunu belirten Bahçıvan, şunları söyledi: "Reel sektör olarak bu dönemi en az hasarla atlatmamız için risk yönetimini çok daha etkinleştirmemiz gerekiyor. bu konuda bir zayıflığımızın olduğu gerçek. Alacak sigortası sistemini çalıştıranlar var. Döviz riskini hedge etmeyi de artık rutin işimizin bir parçası olarak görmeliyiz. burada aslında kamu kesimi de tıpkı bireysel emeklik sistemine yaptığı gibi, teşvik edici olabilir. burada küçük oranlı teşvikler verilirse hem sistem riskinin azaltılmasına katkıda bulunur hem de kayıt dışılığın bu yolla azaltılması sağlanabilir diye düşünüyorum."

 

'Bu dönemde durmak ve sermayeyi korumak başarıdır'

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, içinde "yaşadığımız türbülans ortamında sanayicinin yürümek, büyümek yerine durmasının ve sermayesini korumasının başarı olacağını" söyledi. Kurun çok dalgalı olmasından dolayı fiyatlama yapılamadığını belirten İSO Başkanı Bahçıvan "Satılan malı yerine koyamama riski ile karşı karşıyayız" dedi.
■ "Son 12 yılda kazandığımız güveni yok etmememiz, tüketmememiz lazım. Çünkü güven öyle bir gecede kolayca kazanılmıyor. Güvendiğiniz insanların, kurumların, ülkelerin de güvenilir olması lazım. Hatta güvenilen insanların da güvenilir olmaya devam etmesi lazım. Bu tıpkı tespih taneleri gibi; hepsinin bir arada olması bir anlam ifade ediyor. Yanında başka güvenilecek kurumlar, kişiler de gerekli. Geçmişte Türkiye'ye güvenildiği için bu kadar büyüyebildik. Yabancılar bunca sermaye getirdi. Neresinden bakarsanız bakın, son 10 yılda dış borçların 130 milyardan 370 küsür milyar dolara çıkmasının arkasında güven vardır. 240 milyar dolarlık artışın neredeyse tamamı özel sektöründür.
Yabancı, Türkiye'ye güvenmese bu borcu verir miydi? Yabancı, şirketlere güvenmese bu krediyi verir miydi? Dış borcun yanına doğrudan yatırımları, hisse senetlerini, devlet iç borçlanma senetlerini sayın, 600-700 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşır. Böyle bir para güven olmadan gelmezdi.
■ Sanayinin şu anda en büyük sorunu fiyatlama yapamamasıdır. Kurun bu kadar dalgalandığı, yükseldiği ve nereye gideceği konusunda da kimsenin bir şey bilmediği bir ortamda fiyatlama yapmak gerçekten çok zor. Sattığımız malı yerine koyamama riski ile karşı karşıyayız. Bu dönemin en büyük sorunu bu. Buna bağlı olarak en büyük başarı sermayeyi korumak olacak bence.
Bütün bu nedenlerden dolayı yürümekten ve koşmaktan ziyade bu türbülanslı ortamda durmayı başarmak önemlidir."

 

 

Yukarı