TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Likidite sıkılaştırması dolarda yasak savmak

Merkez Bankası piyasalar tarafından dört gözle beklenen faiz kararını verdi. Banka faizlerde herhangi resmi bir değişikliğe gitmedi. Ama kur artışına karşı cılız sayılacak bir kararı da aldı. Onun adı likidite sıkılaştırması. Uygulama ile ek parasal sıkılaştırmaya gidilen günlerde yapılacak ve bankalararası piyasada yüzde 7.75 olan marjinal faiz oranının yüzde 9 civarında gerçekleşmesi sağlanacak. Ek parasal sıkılaştırmaya istisnai günlerde gidildiği dikkate alınırsa fonlama maliyetinin, otomatikman 1.25 puan artışı ifade etmeyeceği açık. İstisnai gün sayısının iş günlerinin dörtte birinde uygulandığı varsayılırsa 1.25'in dörtte biri kadar bir fonlama faizi artışı ile karşı karşıya kalınabilir. Bu da fiilen çeyrek puanlık artırım anlamına geliyor.
Kurda görülen hızlı artışlara karşı Merkez Bankası'nın sınırlı bir adım attığını söylemek mümkün.
TANSİYON DÜŞMEDİ: Para Politikası Kurulu aldığı bu önlemi, "Enflasyon görünümünü orta vadeli hedeflerle uyumlu hale getirmek amacıyla likidite duruşunun sıkılaştırılması" olarak açıkladı. Merkez Bankası'nın yaptığını, kur artışına gerçek bir müdahale yerine baskıları savacak bir adım olarak nitelemek mümkün. Faiz artırımının kısmı ve örtük olması, piyasalara istediği havucu vermedi. Bu nedenle dün finansal piyasaların seyrinde güçlü bir düzeltme veya dövizin yönünde bir kırılmadan bahsetmek zor. Hatta karar sonrasında yükselme bile oldu.
BAŞBAKAN'IN SÖZLERİ: Bu karar verilmeden Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin Merkez Bankası'nın faizi artırmaması gerektiğini net bir şekilde ifadesi vardı. Bir de Başbakan Erdoğan'ın Brüksel'e
giderken yaptığı açıklamalar da Merkez Bankası'nın radikal bir adım atmasını boşa çıkaran içerikteydi. Başbakan Erdoğan dövizdeki yükseliş konusunda şunları söyledi:
"Olay 17 Aralık'a bağlanırsa bu yanlış olur. ABD'de FED'in yaptığı girişimler var. Ülkemizde bu olayı süreklilik arz edecek bir olay olarak görmüyorum. Şu anda Türkiye'den para çıkışı sıkıntı verecek konumda değil. Şu anda gerek Başbakan yardımcımın dün akşam yapmış olduğu konferansta attığı
bir adım var, yine Maliye Bakanı'mın şu anda Londra ve ABD seyahatiyle oralardaki çevrelerle yapacakları görüşmeler var. Bu çalışmalarla olay çok daha farklı bir havaya girecektir. Bizim atacağımız başka adımlar var. Bu adımlarla birlikte normale dönecektir diye düşünüyorum."
YABANCI ÇIKIŞI SINIRLI: Başbakan'ın Türkiye'den rahatsız edici boyutta bir sermaye çıkmadığına yönelik tespiti bizce de doğru. 17 Aralık'tan bu yana 1 milyar dolara varmayan bir yabancı sermaye çıkışı gerçekleşmiş. 1 aya yaklaşan sürede bu çıkış Türkiye için ve yaşanan belirsizliğe göre sarsıcı değil.
■ Hükümetin veya bakanların gelişmelerle ilgili bilgi vererek yabancıların siyasi istikrar algısındaki bozulmayı düzeltmek istemeleri son derece isabetli. Ne ölçüde başarılı olurlarsa, Türkiye bu süreci o kadar kısa sürede aşar ve hafif atlatır.
■ Sınırlı yabancı çıkışına karşılık finansal piyasalarda yaşanan güçlü çalkantı aynı zamanda yerlilerin de bu işte payı olduğunu gösteriyor. Tansiyonun yerli ayağının sakinleşmesi için de siyasi tansiyonun azalması, belki yerel seçim sonuçlarının görülmesi beklenmeli.
ÇÖZÜM SORUNUN İÇİNDE: Merkez Bankası'nın şapkadan tavşan çıkarması, Başbakan'ın açıklamaları, bakanların yabancıları ikna turları belki bir ölçüde sonuç verecek. Fakat tansiyonu hemen düşürmeyecek. Ama girilen bu yol aynı zamanda çözümle karşılaşılacak bir yol. Çünkü kur artışı devam ettikçe sorun büyüyor ama aynı zamanda çözümünü de yaklaştırıyor. Türkiye'nin siyasi veya ekonomik riski artmadığı durumda, tek başına döviz kurunun artması bile, yabancıyı çeken, riski azaltan ve tansiyonu düşüren etki yapar.

SONUÇ: "Eve götürmeyen hiçbir yol yoktur." Afrika atasözü

Yukarı