TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Sermaye kontrolü büyük kriz çıkarır

Başbakan Erdoğan'ın dünyada uygulamaları olan alışılmışın dışında bir önlemden söz etmesi, piyasaların kafasını karıştırdı ve sermaye hareketlerinin kontrolünü de akla getirdi. Neyse ki öğlen saatlerinde Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bunu net bir dille yalanladı da piyasalar rahatladı.
Sermaye hareketlerini kısıtlamanın sözü bile bir büyük kriz çıkarmaya yeter. Kaldı ki, bunu kafaya koyan bir yönetici imasını bile yapmaz, hatta mümkünse bütün piyasaları ters köşeye yatırır. Yani sermaye kısıtlaması olacaksa hiç beklenmedik zamanda, aniden olur ve bir gecede yapılır.
Türkiye, sermaye hareketlerini Ağustos 1989'da serbestleştirdi. Ardından da uluslararası kısa vadeli sermayenin veya portföy yatırımlarının arenası haline geldi. Çok yüksek getiriler elde ettiği yıllar da oldu. Geçen yıl yüzde 10 gibi zarar ettiği yıllar da. Baştan beri sermaye hareketlerini izlerim ve hesaplamalarım, Türkiye'den ortalama bazda dünyanın en yüksek getirilerinden birini sağladılar.
Peki bu para bize ne kazandırdı? Bu da bizim bu parayı nerede kullandığımıza ve büyüklüğüne bağlı.
■ Geçen yıla girerken sıcak para stoku 152.7 milyar dolardı, biterken 121.3 milyar dolara indi. Ortalaması 137 milyar dolar. Bunun beklenen milli gelire (830 milyar dolar) oranı yüzde 16.5. Bu da yüksek bir oran. Bize böyle birfonlama imkânı sağlıyor.
■ Sıcak para ile yüksek faiz ve oynaklık genelde aynı tutulur. Sıcak para gelirken pozitifetki yaratır, çıkarken de negatif. Bu anlamda finansal piyasalarda oynaklık ve istikrarsızlık yarattığı kesindir. Ama aynı zamanda ülkede ne kadar kalırsa istikrara da, düşük faize de, varlık fiyatlarına da katkı yaptığı bir gerçektir. Önemli olan parayı sıcak da olsa çekmek, sonra onu yurtiçinde ılıklaştırmak ve nihayetinde soğutmaktır.
■ Bu anlamda Türkiye'deki paranın bir miktarı ılıktır. Mesela borsada 50 milyar doların üstündeki yabancı portföyünün büyük kısmı ılıklaşmıştır. Türkiye'den çıkmaz, çıkamaz. Çıkmak istediği zaman likidite olanağı bulamaz. Geçmiş kriz dönemlerinde böyle olmuştur. Son aylardaki hareketlere bakınca da hisse senedinden çıkışların devlet iç borçlanma senetlerine göre çok küçük kaldığı görülür.
■ Sıcak para tasarruf açığımızı finanse ettiğinden faizleri düşürücü etki yaparken, finansal piyasalarda kalabalıklaşmaya ve getiri düşüklüğüne de yol açar. Mesela yüzde 5 hazine faizi yerliler için negatif getiri anlamına gelirken yabancılar için nominal getiriyi ifade ediyor. Bunun üzerine kur farkından da kâr ekleyebiliyorlar. Negatif getiri yerli tasarrufları kovucu, pozitif ve çifte getiri de yabancı tasarrufları çekici etki yaratır. Türkiye'nin 2000'li yıllarda tasarruf oranının düşmesinde artan sıcak paranın da belli bir etkisi var.
■ Hükümet ekonomi politikalarında serbest dalgalı kur rejimini, sermaye hareketlerinin serbest olmasını ve kalkınmanın da özel sektörce yapılmasını benimsedi. Elbette bu politikalarda değişikliğe gitme yetkisine sahiptir. Ama sermaye kontrolünün ekonomiye bedeli, Türkiye'ye gelen sermaye stokunun (137 milyar dolar) çıkıp gitmesi kadar değildir, yaratacağı etki çok daha fazladır.
Bunu da hiçbir hükümetin göze alacağını sanmam. Sermaye hareketlerine Türkiye erken bir zamanda, finansal piyasaları derinleşmeden ve gelişmeden katıldı. Katılmak kolay ayrılmak zordur. Sermaye hareketlerinden kopmak için küresel sistemin cezalandırmasını göze almak ve ondan önce de iç tasarrufları artırmak gerekir.

SONUÇ: "Güven ruh gibidir, terk ettiği bedene asla geri dönmez." Shakespeare

Yukarı