TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Kur artışının ayak sesleri ilk aydan geldi

 

Enflasyon açısından yıla iyi bir başlangıç yapamadık. Ocakta yüzde 1.72'lik tüketici fiyat artışı yıl sonu için Merkez Bankası'nın yüzde 6.6'lık enflasyon tahmininin dörtte birini daha ilk aydan alıp götürdü. Yıllık enflasyon ise yüzde 7.40'dan yüzde 7.48'e çıktı. Rakamların bu düzeylerde kalması sorun değil. Çünkü 2004 yılından beri zaten tek haneli rakamların üst bandında patinaj yapıp duruyoruz. Kaldı ki kısa vadeli faizler de çift haneye yükseltildi. Net getiride enflasyonla eşit duruma geldi. Yükselen döviz kurlarının önünü de şimdilik kesti. Daha ne olsun denilebilir.
■ Ama enflasyon eğilimin devamını düşününce tablo değişiyor. Keşke enflasyon bu düzeylerde kalsa, çift hanelere çıkmasa. Çünkü açıklanan enflasyonun içinde enerji fiyatlarında biriktirilen zamlar yok. Kur artışından kaynaklanan bu zam henüz yapılmadı. Ama en geç nisanda yapılacak. Zam yapılmazsa bütçeye yük olacak ki o durum ekonomi için daha kötü. Bu açıdan önümüzdeki aylarda da enflasyon pek düşmeyecek, hatta yükselme ihtimali daha güçlü.
■ Bunun diğer bir nedenini de üretici fiyatlarında görüyoruz. Üretici fiyatları ocak ayında yüzde 3.32 gibi çok yüksek oranda arttı. Maliyet baskısı ve hava koşulları burada kendini hissettiriyor. Üretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına yansıma elbette zaman alabilir, daha az yansıyabilir ama belli ölçüde bir geçişkenlik yaşanacağı da varsayılmalı.
■ Bu arada hava koşulları tarım üretimini düşürebilir ve bu da fiyatları yükseltici etki yapabilir. Hava koşullarına yapacağımız bir şey yok ama bu yılın şansızlığına vermek lazım.
■ Sonuçta enflasyonun yükselip duracağı yer ekonomi için çok önemli. Çünkü enflasyonun denge bulacağı yer, aynı zamanda faizlerin de, döviz kurunun da denge bulacağı yeri belirleyecek.
■ Eğer enflasyon faizleri yukarı geçerse peşinden faizleri yükseltici döngüyü başlatabilir. Faiz artırılmazsa kur artıyor. Kur artınca dönüp enflasyonu yükseltiyor. Böyle bir negatif döngünün başlamaması için enflasyonun da çift haneli rakamların üzerine kalıcı bir şekilde yükselmemesi gerekiyor.
Merkez Bankası'nı ve ekonomi yönetimini faizlerde sert artışa zorlayan da kurun enflasyonu artırma tehlikesiydi. Bu açıdan geldiğimiz aşama tam bir sıkışma aşamasıdır. Enflasyondan korktuğumuzdan, kuru artırarak cari açığı ve ekonomiyi hızla küçültemiyoruz, dönüp hemen yüksek faize sarılıyoruz. İkisinden birini tercih edebilseydik, daha az bedel öderdik. Seçim yapamamak ve ikisi arasında gidip gelmek ise bedelin katmerli olmasına yol açıyor.

SONUÇ: "Bazı şeyleri onarmanın en iyi yolu kırmaktır." Edith Wharton

Yukarı