TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Üçlü şok sonucu enflasyon yukarı, büyüme aşağı

Önceki gün açıklanan ocak ayı rakamları ile enflasyonda yıla hızlı başladık. Yıl sonu için yüzde 6.6 çıkması beklenen enflasyonun yüzde 1.72'lik bölümü ya da dörtte birlik kısmı ilk aydan gerçekleşti. Bunda da yaşanan kur şokunun yanında yıla girerken artırılan vergilerin ve gıda fiyatlarının artışı etkili. Etkiler elbette 1 ayla sınırlı olmayabilir. Özellikle bu etki kurdan geliyorsa.
■ Üstelik petrol ve doğalgazda kur artışından kaynaklı biriken yüklü bir zam söz konusu.
■ Üretici fiyatlarında yüzde 3.32 gibi yüksek bir artışın yine önümüzdeki aylarda kısmen tüketici fiyatlarına yansıması beklenebilir.
Bütün bunların eklenmesiyle enflasyonun daha yükselmesi güçlü bir olasılık. Nitekim Merkez Bankası'nın enflasyon değerlendirmesi de buna yakın.
Yani 2014 yılında yükselen bir enflasyonla karşı karşıyayız.
İÇ TALEP NE OLUR: Bu enflasyon artışı keşke yurtiçi talep artışından veya yüksek büyümeden kaynaklansaydı. Yukarıda belirttiklerimiz hep maliyet kaynaklı artışlar. Son olarak açıklanan tüketici güveni endeksleri keskin bir düşüşe işaret ediyor. Tüketici gelişmelerden nasıl etkilenmesin ki, önce siyasi şoku, ardından kur şokunu ve son alarak faiz şokunu yedi. Bu nedenle yapılması kesin olan iki seçime rağmen, bu yıl iç talep gerileyecek ve büyümeye pek destek veremeyecek.
Yaşanan üç şokun etkisinden kurtulmak en azından yılın ilk yarısını bulur, hatta belirsizlik Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılacağı ağustos ayına kadar da sürebilir. Ağustos tatil ayı. Eylülde okullar açıldığında ve işbaşı başladığında, ancak o zaman risk alma, üretim, tüketim, yatırım ve tasarruf kararları alınabilir. O da siyasi belirsizlik ve risk azalmışsa. Yani iyimser koşullarla talep canlanması sonbaharda başlayabilir. Bu durumda büyüme ihracatın sırtlayacağı kadar olur.
Yıla yüzde 10'luk ihracat artışıyla girmemiz ve Avrupa pazarının canlanıyor olması ise bu konuda umut verici bir gelişme. İhracat artışı, kur artışının da sonucu olarak çift haneli artış eğilimini yıl  boyunca koruyabilir.

 

Yine tek ayaklı gidiş

Ancak bu durum yine büyümenin tek ayaklı gideceği gerçeğini değiştirmez. Çünkü iç tüketimden büyümeye bu yıl pek destek beklenmemeli, o taraf zayıf gidecek.
Bütün bu gelişmeler ışığında 2014 için büyüme beklentileri yüzde 1.5-2 arasında toplanıyor. İyimser koşullarda gerçekleşecek olan yüzde 2'lik büyüme tam bu yılki büyümenin yarısı kadar. Dün Başbakan Erdoğan "2013 yılını yüzde 3.8 büyüme kapattıklarını tahmin ettiğini" açıkladı. Bu da yılın son çeyreğinde büyümenin yüzde 4'ün altına düştüğü anlamına geliyor. Yılın ilk üç çeyreğinde zaten büyüme yüzde 4'tü.
Dolayısıyla bu yıl enflasyon yükselirken büyümenin düşecek. Bizim için tam bir 40 katır 40 satır meselesi.
■ Bu duruma gelinmesinde, FED'in parasal genişlemeyi kademeli azaltma sürecine, yüksek cari açıkla yakalanmamız etkili. Yani şimdiye kadar kapasitemizin ve gelirimizin üzerinde büyümenin bedeliyle
ödeme sürecine giriyoruz.
■ Bunun yanında büyümeyi düşürecek diğer ana neden malum üçlü şok.
■ İvmeyi yeniden büyümede yukarı, enflasyonda aşağı çevirmenin yolu ise öncelikle sermaye hareketlerinin güçlenmesinden ve TL'nin yeniden değer kazanmasından geçiyor.
■ Bunun yanında siyasi riskin azaltılması da gerekiyor. Bu açıdan yerel seçimlerin mart sonunda yapılacak olması bir fırsat. Ama bu seçimlerin Cumhurbaşkanlığı seçimini ne ölçüde kolaylaştıracağı
önemli. Başbakan Erdoğan'ın durumunun ne olacağı, Başbakanlık'tan ayrılırsa yerine kimin geleceği yılın ikinci çeyreğinde netleşebilir. Yeni yönetim oluştuğunda da ekonomiye eğilme ve yeni rotayı çizme fırsatı bulunabilir. Ancak o aşamadan sonra ortaya konulacak ekonomi politikalarının kredibilitesi olabilir. Nitekim dün Başbakan Erdoğan'ın da piyasalardaki dalgalanmalara karşı "B ve C planlarımız var. Bunu da en kısa zamanda ama seçim öncesi ama seçim sonrası bu uygulamayı başlatacağız" demesi bundan olsa gerek.

SONUÇ: "Bedavaya aldığınız şeyler çok pahalıya mal olur." Jean Anouilh

Yukarı