TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Faiz artışının bankalara maliyeti 12.6 milyar lira

Bankaların 2013 yılı toplu bilançosu BDDK tarafından açıklandı. Bu sonuçlara iki açıdan bakmak mümkün. Biri büyüme ve ekonomiyi fonlama, diğeri de mali bünyelerini korumaları ve hissedarlarını açısından. İkinci kesim sadece bir kaç banka patronu değil artık. Çünkü bankalar 100 binlerce küçük hissedara sahip.
■ Bankaların aktifleri yüzde 26.4 artarak 1 trilyon 732 milyara yükseldi. aktif büyümesi ekonomiyi finanse etmelerine işaret.
■ Krediler 251 milyarlık artışla 1 trilyon 47 milyara ulaştı. Artış yüzde 31.8. KOBİ kredilerindeki artış yüzde 36. Kredilerin mevduata oranı yüzde 114.1 ile tarihi en yüksek düzeyinde.
■ Buna karşılık mevduat 173 milyar lira veya yüzde 22 artarak 946 milyar liraya vardı. Trilyon liranın üzerinde kredinin açılabilmiş olmasında sermayenin 193 milyara varması ve yurtdışından 138 milyar liralık borçlanmanın etkisi var.
■ Banka kârları ise 23.5 milyardan 1.2 milyar artışla 24.7 milyar liraya yükseldi. Artış sadece yüzde 5.1. Bu da enflasyonun altında. Yani reel bir kâr artışı yok.
■ Büyüme, kredi, mevduat artışı iyi ama reel kâr artışı yok. Bunda en etkili faktör faiz artışı. Faiz artışı bankaların elde tuttuğu 287 milyar liralık menkul kıymetin fiyatını düşürerek kârlarını vurdu. 2012 sonunda 15.1 milyar lira olan menkul değerler değerleme farkı, 2013 sonunda 2.4 milyar liraya indi. Yıl içinde artan faizlerden dolayı bankalar 12.6 milyar lira kayba uğradı.
■ Takipteki alacaklar 6.1 milyar artışla 29.6 milyar liraya vardı. Alacaklara karşılık ayrılması banka kârlarını azaltan bir neden.
■ Sonuçta bankaların özvarlık artışı 182 milyardan 194 milyar liraya çıktı. Artış yüzde 6.2 ve bu da enflasyonun altında ve reel olarak düştü. Buna bağlı olarak özsermaye kârlılığı 2012'de yüzde 15.7'den yüzde 14.2'ye geriledi.
■ Sermaye yeterlilik rasyosu ise 2013'te 2.2 puan azalmayla yüzde 17.9'dan yüzde 15.7'ye geriledi.
Bankalar 2103'te büyüdü, büyüyen ekonomiyi de fonladı. Bu anlamda iyi çalıştılar. Ama özkaynaklarını artırmada yetersiz kaldılar ve hissedarlarına reel bir değer yaratamadılar. BDDK küresel kriz sonrasında bankaların kâr payı dağıtmasını sınırlıyor. Kârlar büyük oranda bankaların bünyesinde kalıyor. Buna rağmen kârların düşmesi ciddi bir olumsuzluk işareti.
Çünkü bu eğilim sadece 2013 ile sınırlı kalmayabilir. 2014'te, hatta 2015'te de devam edebilir. Küresel koşullara, enflasyona ve siyasi risklere paralel faizler yükseldikçe banka kârlarının aşağıya gelmesi matematik bir sonuç olacak. Nitekim bankacılığın içine girmekte olduğu çıkmazı, küçük hissedarlar ve yabancılar da gördü ki, 2013'te bankaları sattılar. Bu nedenle banka hisseleri geçen yılı yüzde 25 değer kaybıyla kapatırken, sanayi hisseleri yüzde 3.6 prim yaptı.
Bütün bu gelişmeler ışığında şimdilik yapılabilecek tespit ekonominin en güçlü ayağının zayıfladığıdır. Zayıflayan bu yapısıyla bankacılık sektörü, büyüyen bir Türkiye ekonomisini finansmanda zorlandığı gibi, borsanın canlanmasına da liderlik yapamaz.

SONUÇ: "Okka her yerde yüz dirhem." Türk atasözü

Yukarı