TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Yeni faiz artışı yok, kısa vadede düşüş de

Merkez Bankası'nın 28 Ocak'ta yaptığı faiz artırımı işe yaradı. Devam eden günlerde Türkiye'ye 3.8 milyar dolarlık sermaye girişi olduğunu Bakan Ali Babacan açıkladı. Dün de Merkez Bankası Para Politikası Kurulu aylık toplantısında faizde herhangi bir değişikliğe gitmedi. Bu kararı alırken de üstü kapalı üç mesaj verdi.
■ 28 Ocak'taki faiz artırımına atıfta bulunarak "güçlü ve önden yüklemeli bir parasal sıkılaştırmaya gidildiğini" belirtmesi, faiz konusunda yapılabileceklerin yapıldığını, daha fazla faiz artırımına gitmeyeceklerini ifade etti.
■ Aynı ifadeyi izleyen cümlede de "Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş sürdürülecektir" denildi. Bu ifadede de, hemen kısa sürede bir indirim beklenmemesi gerektiğinin altı çiziliyor. İndirim için gerekli şart enflasyonda belirgin iyileşmeye bağlanmış durumda. Bu da ancak yaz aylarında gündeme gelebilecek bir konu. Hem kur artışının fiyatlara etkisinin giderek azalması bakımından hem de baz etkisinin zayıflaması açısından yaz ortası yeni bir faiz indirimine zemin hazırlayabilir.
Tabii, o zaman küresel konjonktürün ve siyasi atmosferin de izin vermesi koşuluyla.
Kısaca Merkez Bankası artırdığı faiz oranlarının yeterli olduğunu, yeni bir artırıma gitmeyeceğini ama hemen de bir faiz düşüşü beklenmemesi gerektiğini söyledi.
■ Merkez Bankası'nın üçüncü mesajı ise yurtiçi talebin ivme kaybedeceği, yurtdışı talepteki toparlanmanın etkisiyle net ihracatın büyümeye katkısının artacağını belirtmesi ve "cari işlemler açığında belirgin bir iyileşme gözlenebileceğidir". Açıklamada buna yer verilmiş olmasını, dövizde en azından cari açık kaynaklı spekülasyonun dayanaksızlığını göstermek istemesine bağlayabiliriz.
YÜKÜ YERLİLERE: Merkez Bankası yaptığı bir faiz artırımı ile işleri toparladı. Bankaları yüzde 7.20 ortalama faizle fonlarken yüzde 10 ve üzerinde bir faizle fonlamaya başladı. Bunun etkisi de mevduat ve kredi faizleri üzerinde ortaya çıktı. Merkez Bankası'nın verilerine göre 24 Ocak (27 Ocak öncesi durumu yansıtıyor) ve 7 Şubat'taki faizlerin düzeyi ve aradaki fark ekonomiye ve vatandaşa maliyeti gösteriyor.
■ Bankalara yaklaşık 3 puan maliyet artışının tüketici kredileri ortalamasına yansıması 1.19 puan kadar. Yüzde 13.70 olan ortalama tüketici kredi faizi 7 Şubat'ta yüzde 14.89'a yükseldi.
Bunlar içinde konut kredisi faizi yüzde 11.64'ten yüzde 12.84'e çıtı ve 1.20 puan artış kaydetti. Kredili mevduat ve kredi kartı hariç ticari kredi faizi de yüzde 11.07'den yüzde 13.62'ye yükseldi. Buradaki artış 1.55 ile en yüksek düzeyinde.
■ Mevduat faizlerindeki artış ise tasarruf sahiplerinin lehine olan bir durum. Bütün vadeler için 24 Ocak'ta ortalama yüzde 7.90 olan mevduat faizi 7 Şubat'ta 9.76'ya yükseldi. Artış 1.86 puan. Burada kredi faizlerinin üzerinde bir artış söz konusu.
Faiz artışı istikrarı sağladı, kurun önünü kesti, bu yönüyle Türkiye'de yerleşiklere genel bir fayda sağladı ve sağlayacak. Ama artışın asıl faydası Türkiye'ye yatırım yapan ve para getiren yabancılar ile tasarruf sahiplerine olacak. Maliyet ise faizler yoluyla içeriden borçlanan Hazine'ye, kredi kullananlara ve tüm toplumun sırtına binecek.

SONUÇ: "Ağrımayan başa çaput gerekmez." Türk atasözü

 

Yukarı