TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

DEVİR MECBUREN DOLAR DEVRİ

Son haftada finansal piyasaları etkileyebilecek iç, dış, siyasi ve ekonomik pek çok gelişmeyi bir arada yaşadık.
■ Twitter in kapatılması, Türkiye'nin küresel piyasalarda ve dünyada imajına, iş yapılabilirliğine net bir darbe indirdi. Zaten negatif haber ve yorumlar vardı, Twitter olayı bunu doruk noktasına çıkardı.
■ Dün sınırda Suriye uçağı Türkiye tarafından düşürüldü. Tam seçim haftasında Türkiye'yi yeniden Suriye içindeki savaşa çekecek bir gelişme. İçeride siyasi belirsizlik tırmanmışken artan bir dış risk de buna eklendi.
■ Sorunlar ve risklerin çoğalmasına bir başka örnek de, ABD Merkez Bankası FED'in parasal genişlemeyi bu sonbaharda tamamlamayı ve altı ay sonra da faiz artırımına başlamayı planladığını geçen hafta ortasında açıklamasıydı. Demek ki, dolar likiditesinin genişlemesi bu yıl duracak, gelecek yıl daralma başlayacak ve faizler artacak. Yine FED üyeleri 2015 ve 2016 yıllarına yönelik politika faiz oranlarını çeyrek ve yarım puan daha yükselttiler. Parasal genişlemeden çıkışta birinci aşama geçilmek üzereyken, ikinci aşamanın ne zaman başlayacağını artık biliyoruz.
Bu durumdan en çok etkilenecek ülkelerden biri de dış kaynağa ihtiyacından dolayı Türkiye.
GÜÇLÜ DOLAR: Miktarı azalan ve faizi artan doların zaman içinde değerinin artması beklenir. Bunun ilk işaretleri zaten geçen haftadan alındı. Dolar endeksi yeniden 80'in üzerine çıktı. Euro'ya karşı da 1.39'den 1.37'ye değerlendi.
■ ABD 10 yıllıkları da şubat başında yüzde 2.57'ye kadar düşmüşken geçen haftayı 2.75 düzeyinden kapattı. ABD'den gelen bu haberin dünya ekonomisine ve piyasalarına genelde pozitif yansıyacağı açık. Olumlu gelişmeler sonucu para ve faiz politikalarında normalleşmeye doğru gidiliyor.
Ancak geçmiş dönemde bol likiditeden fazlasıyla yararlanmış gelişmekte olan ülkeler ve piyasalar için aynı şey söz konusu değil. Normalleşme çerçevesinde sermaye bu ülkelerden çekilecek, maliyetler bu ekonomilerde artacak. Belki bunlardan da önemlisi sermaye çekilmesi yoluyla bu ülke piyasalarının sığlaşacak ve kendi yağıyla kavrulacak olması. Bunun genel anlamda varlık fiyatlarına negatif yansıması da kaçınılmaz.
AÇIK MECBUREN DÜŞECEK: ABD'nin parasal genişlemeden çıkıp normalleşmeye doğru gitmesi, Türkiye'ye yüksek cari açığını kontrol altına alma zorunluluğu olarak yansıyor. 2013 yılında milli gelirin yüzde 7.9'una varan ve 65 milyar dolara yükselen cari açığın yüzde 5 ve altına, rakamsal olarak 40-45 milyar dolar düzeyine indirilmesi gerekiyor. Kapital ve Ekonomist dergilerinin düzenlediği Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde konuşan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bir numaralı hedefin cari açık olduğunu belirtirken şöyle dedi: "Artık özel sektörün dış borcunun sürdürülebilirliğine bakan bir yaklaşım içindeyiz. Yüzde 4-5'lik cari açık sürdürülebilir, yönetilebilir ve özel sektörün borcunu ödeyebilir. Kısa sürede bu orana düşürmemiz lazım.
Yoksa özel sektör dış borcunun sürdürülebilirliği çok önemli bir sorun olarak karşımıza çıkar."
İÇ TALEP YAVAŞLADI: İşte bu çerçevede yurtiçi talebin aşağı çekilmesi için önlemler alındı. Talebin
hem faiz hem de kredi kartları yoluyla sınırlandırılmasının net sonuçlarını şubat ayında gördük. Kredi kartları yoluyla ayda bir tüketimi ölçen ette endeksi şubatta bir önceki yılın aynı ayına göre reel yüzde 4.8 azaldı. Ocak ayına göre azalış ise yüzde 6.9'a vardı. Taşıt alımları dahil edildiğinde tüketim azalması geçen yılın şubatına göre yüzde 5.2'yi, ocak ayına göre de yüzde 7 yi buluyor. Tüketimin azalması elbette büyümede kendini gösterecektir.
KIRIM'I UNUTMA: Elbette dünya veya küresel piyasalar sadece ABD den gelen haberin etkisinde değil. Ukrayna sorunu Kırım'ın Rusya'ya bağlanmasıyla sanki hafifler gibi oldu. Ama Kırım'da askeri bölgelerin devir tesliminde bazı gerginlikler yaşanıyor ve her an yeni bir sıcak çatışma haberi bile gelebilir.

 

ALTININ YILDIZINI ANCAK SAVAŞ PARLATIR

Bir yandan jeopolitik risklerin ortaya çıkması öte yandan Çin ekonomisine yönelik belirsizliklerin artması altını ve emtialara farklı etkileyebilir. Çin in ekonomisinin yavaşlıyor olması emtianın en büyük alıcısının talebini azaltması demek. Bunun da emtia fiyatlarına kısmen yansımaya başladığını görüyoruz. 9 Ocak - 7 Mart arasında iki ayda yüzde 1 3.5 prim yapan CRB Endeksi son iki haftadır yüzde 3 değer kaybetti. Emtianın bu yükselişi 2012 ortasındaki çıkıştan sonraki en güçlüsüydü. Kendisi de bir emtia olan altında ise durum daha karmaşık. Altın, yılbaşından 17Mart'a kadar 2.5 ayda yüzde 17.5 prim yaptı. Son 4 günde ise yüzde 4 değer kaybetti. 4 günün ilk iki günü kâr realizasyonu olsa da, son iki günü FED'in etkisinden. Parasal genişlemenin azaltılması ve sonlandırılması netleşti. Bu sonbaharda bitecek. 6 ay sonra da faiz artırımı başlayacak. Bu süreç doların değer kazanacağı bir süreç demek. Doların değerlenmesi bizzat altını aşağıya baskılayan bir olgu. Hem rakip hem de altının fiyatlaması dolar üzerinden. Normal koşullar altını güçlü bir yükselişe yöneltmez. Ancak Çin ekonomisinin kötüye gitmesi ve jeopolitik risklerin artması gibi durumlar hariç.

 

ÇİN PİYASALARIN KARA KUĞUSU MU?

Çin ekonomisi dünya ve özellikle gelişen ülkeler için ABD ekonomisi kadar önemli. Oradan da iyi haberler gelmiyor. Emlak ve kredi piyasasında oluşan balona karşı alınan önlemler ilk iflaslara yol açıyor. Büyüme hızı aşağı geliyor ve o da küresel düzeyde emtia fiyatlarını düşürüyor. Çin'de patlak verebilecek bir krizin ise bütün dünyayı sallamasından endişe edilir. Ancak böyle bir ihtimal şimdilik düşük. Çünkü, dünya ekonomisi ve küresel piyasaların kara kuğusu olmaya aday gibi.
İç ve dış olmak üzere siyasi ve ekonomik gelişmeleri, siyasi takvimi, küresel piyasa konjonktürünü, cari açığı azaltma amaçlı önlemleri bir arada düşününce, uzun ince bir yolda yürüdüğümüzü, hatta yolun bir bölümünün sırat köprüsü kadar daralabileceğini tahmin ediyoruz.

SONUÇ: "Kıbleden geldi kışımız, Allah'a kaldı işimiz."Türk atasözü

 

 

Yukarı