TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Kriz değil, batan yok, bu destek neden?

Merkez Bankası Kasım 2010'da uygulamaya koyduğu yeni para politikası çerçevesinde bankalardan mevduatları karşılığı yüzde 10-15 arasında kestiği zorunlu karşılıklara faiz ödemeye hazırlanıyor. 3.5 yıllık aradan sonra konunun yeniden ele alınmasını gerektiren şey nedir? Herhalde hükümetten ve bürokrasiden bankalara kıyak yapılması diye bir şey söz konusu değildir. Ama bazı nedenleri sıralayınca, hükümetin aldığı önlemler ve küresel konjonktürün getirdiği ortamın da sonucu olarak Merkez Bankası bankalardan aldığı paraya faiz ödemeyi kabullendiğini anlıyoruz. Şimdilik kabullenme ve kamuya açıklama var. Karar ve uygulama tarihi henüz yok.
ÖNDEN AÇIKLAMA NEDEN: Madem uygulama başlatılmadı, açıklaması neden önceden yapıldı?
■ Bunun bir nedeni bankacılık sektörünün kârlılığının azalması ve itibar kaybı olabilir. En son ocak ayı bilançoları, banka kârlarının yüzde 44 azaldığını gösterdi.
■ Açıklama dün borsayı yüzde 1.5 yukarı çekti. Önceki günün ardından dün de Moody's'den yeni bir kredi notu uyarısı gelmesine karşın, böyle bir primin gerçekleşmesi alınacak kararın önemini ortaya koyuyor. Seçim öncesinde de borsaya destek oluyor.
■ Yine son günlerde açıklanan ekonomik verilerde iç talebin düşmeye başladığı dikkati çekiyor. Merkez Bankası'nın Para Politikası Kurulu tutunağında da "nihai yurtiçi talebin ivme kaybedeceği" belirtiliyor. Merkez Bankası belki de gereğinden fazla sıkı para politikası izlediğine kanaat getirerek önümüzdeki dönemde gevşemenin işaretini verdi. Enflasyon beklentilerinde iyileşme olmadan parasal gevşeme işareti verilmesinin amacı, kredilere ve iç talebe destek de olabilir.
KÂRDA % 10 DÜŞÜŞ: Zorunlu karşılıklara faiz ödenmesi ve açıklamasının neden önceden yapıldığının bazı gerekçeleri bunlar. Ama Merkez Bankası'nı faiz ödemeye zorlayan asıl neden banka kârlarının düşüyor olmasıdır. Ocak ayında gerçekleşen yüksek oranlı kâr azalması belki ilerleyen aylarda azalacak ama devam edecektir. Çünkü alınan önlemler yanında dış konjonktür de artık bankalar aleyhine döndü.
■ Banka kârlarını azaltan temel neden faizlerdeki yükselmedir. Bankalar halen aktiflerinin üçte birine yakınını sabit getirili enstrümanlarda tutuyor. Bu portföylerini de yüzde 5'lere kadar düşen faiz oranlarından oluşturdular. Şimdi faizin çift haneye yükselmesi bankalara portföy zararı yazıyor.
■ Küresel krizden beri bankalara bazı zorunlu haller dışında temettü dağıttırılmıyor. Kâr sermayeye ekleniyor ve olası risklere karşı yedek tutuluyor. Faizlerin de düştüğü bir ortamda yüksek kâr sağlanınca, banklara yeni yükler getirildi ve bazı cezalar kesildi. Kârı sermayedar değil sonuçta kamu aldı. Şimdi ise bankalar kar etmekte zor bir döneme girdi. Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde bu yıl sektörün kârının yüzde 10 azalabileceğini söyledi. Bu da, 2001 krizinden sonra en büyük kâr azalması.
■ Halbuki banka demek yüksek sermaye ve kâr demek. Kârda azalma bankalara itibar kaybı olarak yansıyacak. Küresel krizin ilk aşamasını, güçlü bankacılığın da katkısıyla geçtik. Şimdi bu krizin parasal genişlemeden çıkış ve normale dönüş aşamasını yaşıyoruz. Banka ayağı sağlam gitmezse zaten elini ayağını çekmekte olan küresel sermayeden önümüzdeki dönemde yararlanma kapasitesi daha da düşebilir.

SONUÇ: "Bugün, dünün öğrencisidir." P. Cyrus

Yukarı