TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Yüzde 4 büyüme iyi bedeli de dış borçta 50 milyar dolar artış

Sandıktan çıkan sonuçların etkisiyle kur yılın en düşük düzeyine geldi. Dolar 2.15'in, Euro 2.95'in altına indi ve yılbaşındaki düzeyini gördü. Bu düzeyler tepe noktasına göre yüzde 10 gerilemeyi işaret ediyor.
Önceki gün 2013 milli gelir ve dış borç verileri açıklandı. Dünyanın içine girdiği konjonktürde dış borçların çevrim oranları ekonominin en kritik verisi haline geldi. Dün de S&P aşırı döviz borcunun Türk şirketlerinin reytingini düşürebileceği uyarısında bulundu. Seçim kutlaması ve pozitif hava koşullarında borçlanmalar hızlanıyor. Reyting kuruluşu "sonra notunuzu düşürürsem şaşırmayın" demek istiyor.
GSYH'NİN % 47'SİNE ÇIKTI: Hazine verilerine göre 2013'te Türkiye'nin dış borç stoku 388.2 milyar dolara yükseldi. Son bir yılda tam tamına 50 milyar dolarlık veya yüzde 15 lik artış var. Ciddi bir artış. Çalkantılı bir küresel ve bir iç siyasi konjonktürde yüzde 4 büyümenin bedeli bu. Bu artışın 40 milyar doları özel sektörün, bunun da 22 milyarı kısa vadeli, yani bir yıla kadar ödenmesi gereken borçlar.
Dış borcun, 820 milyar dolarlık GSYH'ye oranı da yüzde 47.3'e yükseldi. Yani milli gelirin yarısına yakın. Oran 10 yıl öncesine, 2003' ün oranına eşit. Dış borcun milli gelire oranı 2002' de yüzde 56.2 ve 2001 'de ise yüzde 57.7 idi. Yüzde 57.7 aynı zamanda cumhuriyet tarihinin rekoru. Yani rekor kırmaya 10 puan kaldı. 2013' teki artış 4.3 puan, 2012 deki ise 3.7 puandı. Son iki yılda dış borcun milli gelire oranı 8 puan arttı ve yüzde 39.3 ten yüzde 47.3 e çıktı. 2001 sonrası en düşük oran yüzde 35.5 ile 2005 yılına ait.
YÜK ÖZEL SEKTÖRDE: Dış borçların dağılımına bakınca da çarpıcı bir tablo ortaya çıkıyor. O da 2002'de dış borçların üçte ikisi kamuya, üçte biri özel sektöre aitken 2013' te tablo tam tersine döndü. 388.2 milyar dolarlık toplam dış borcun 121.2 milyarı kamuya, 267 milyar doları özel sektöre ait hale geldi. Bu kez borcun üçte ikisi özel sektörün, üçte biri kamu kesiminin sırtına bindi.
Üstelik özel sektör borçlarının vadesi daha kısa. 2002'de özel sektör borçlarının üçte biri kısa vadeli, yani bir yıl içinde ödenmesi gerekiyordu. 2013'te kısa vadeli borçlar 110.7 milyar dolara ve özel sektör borcu içindeki payı yüzde 41.4'e çıktı. 10 puanlık artış da burada var.
İÇ KAYNAĞA DÖNÜŞ: Rakamlar 2001 sonrası dış borçta sağlanan iyileşmenin giderek kaybedildiğini, 2013 sonunda milli gelirin yüzde 47.3'üne varan seviyesi ile cumhuriyet tarihinin üçüncü en yüksek borçlanma oranına çıkıldığını gösteriyor.
■ Küresel konjonktür ise artarak devam eden bir dış borçlanmadan yana değil. Hatta aleyhine ve bunu yapan ülkeleri küresel piyasalar cezalandırıyor.
■ Bu kez borcun üçte ikisi özel sektörün sırtında olması da, farklı bir durum. Borcun yüzde 42.2' si bir yıl ve daha kısa vadeli olması çevrim riskini artırıyor.
■ Önümüzdeki dönem bu borcun çevrilmesi ciddi beceri gerektirecek ve ekonominin en önemli göstergesi olacak.
Bütün yollar Türkiye'yi güçlü bir şekilde iç kaynaklara yöneltmeye ve iç tasarrufları artırmaya zorluyor.
Bakalım bu nasıl olacak?

SONUÇ: "Kendi ununu kendin öğüt; benden sana bir altın öğüt." Türk atasözü

Yukarı