TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

UZAKTAN PARA SESİ Mİ GELİYOR?

ECB, trilyon Euro'luk parasal genişleme çalışması yapıyormuş

Çok kısa bir süre önce dört bir koldan olumsuz gelişmelerle çevrili olan piyasaların kısa vadeli kaderi tersine döndü. Hem dışarıdaki hem de içerideki gelişmeler daha çok piyasaların lehine gerçekleşmeye başladı. Bu çerçevede dışarıda üç olumlu gelişmeye Türkiye için en az bir pozitif gelişme eklendi.
SERMAYE AKIŞI BAŞLADI: Geçen yılın kasım ayından beri gelişmekte olan ülke piyasalarından (GOP) sermaye çıkışı vardı. Bunun miktarı 50 milyar dolara vardı. EPFR Global tarafından izlenen bu sermaye hareketlerine göre, 22 haftalık sermaye çıkışının ardından ilk kez geçen hafta GOP'lara net bazda 2.5 milyar dolar sermaye girdi. Aslında bu durum MSCI endekslerinde de görülüyor. MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi 23 Ekimde 1.048 puanı gördükten sonra 20 Mart'ta 935'e kadar indi. Yüzde 11 kayıptaydı. 3 Nisan'da ise 1.007 puana çıkarak yüzde 7.7 prim yaptı. Hisse senetlerinin bu değer kazancı yanında gelişmekte olan ülke para birimlerinin değerlenmesi ve faiz oranlarının düşmesi de gündeme geldi.
ABD VERİLERİ DESTEĞİ: Cuma günü ABD'nin mart ayı tarım dışı istihdam ve işsizlik oranı açıklandı. Yaratılan 193 bin yeni istihdam ve yüzde 6.7 işsizlik oranı, aslında normal ama piyasaların beklentisinden düşüktü. Bu durum piyasalar tarafından, FED Başkanı Janet Yellenin son konuşmasıyla birleştirilerek pozitif algılandı. ABD ekonomisinin beklenen canlanmayı gösterememesi, ucuz ve bol para döneminin daha uzayacağına yorumlandı ve cuma günü küresel piyasaları ateşledi. Bunun içinde Türkiye piyasaları da vardı. Piyasalar rakamları olumsuz tarafından görüyor ve bu olumsuz tarafın da kendilerine pozitif şekilde yansıyacağını umuyor. Demek ki belli bir şartlanma söz konusu.
AB'DEN TRİLYONLUK SES: Piyasaları etkileyecek en önemli haberin belki önceden kokusunu alanlar olmuştu ama cuma günü basına da yansıdı. Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung Gazetesi, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) varlık alım programı kapsamında 1 trilyon Euro tutarında menkul kıymet satın alınması üzerinde çalıştığını yazdı. Bir gün önce zaten ECB Başkanı Mario Draghi ekonominin desteklenmesi için varlık alımlarının bir seçenek olarak değerlendirilmesinde banka yönetim kurulunda görüş birliği olduğunu söylemişti. Buradaki amaç ekonomiye destek, ancak enflasyonun uzun bir süre düşük seyretmesi koşuluyla. AB ekonomileri henüz resesyondan çıktı. Ama canlanma çok zayıf. 2012'de yüzde 0.4 daralan büyüme 2013 yılında yüzde 0.1 düzeyinde pozitife döndü. 2014 yılında ise yüzde 1'e yakın büyüme bekleniyor.
Bu tahmine rağmen AB'yi korkutan gelişme ise enflasyondaki düşme. AB'de enflasyonun uzun vadede yüzde 1.5-2 aralığında seyretmesi isteniyor. Geçen yılın mart ayında yüzde 1.7 olan enflasyon oranı giderek hedeften uzaklaştı ve yıl sonunda yüzde 0.8'e indi, şubat ayında da yüzde 0.7 olarak gerçekleşti. Eğer ECB, Alman basınında yer alan haberi doğru çıkarırsa bu küresel piyasalar için muazzam bir yeni parasal genişleme anlamına gelecek. 2011 yılında Avrupa krizi yaşanırken ECB iki hamlede bankalara 500'er milyar Euro'luk uzun vadeli düşük faizli kaynak kullandırmıştı. Bu para hem AB'nin krizdeki can simidi oldu, hem de küresel piyasalara da doping etkisi yaptı. Bu kez miktarın daha da büyük ve ihtiyacın 2011 'deki kadar şiddetli olmamasının, etkiyi daha  büyütmesi mümkün.

 

Faiz inişini hızlandırmak önce yarar, sonra bozar

Yandaki üç gelişme Türkiye piyasalarını pozitif etkiledi. Ama yurtdışına yurtiçi gelişmelerin eklenmesiyle etki Türkiye piyasaları için daha da büyüdü.
■ Gelişmekte olan borsaların ortalaması yüzde 7.7 artarken, Borsa İstanbul bunun iki katı kadar yüzde 14 düzeyinde prim yaptı.
■ TL, dolar karşısında en çok değerlenen pari birimlerinden biri oldu. 24 Mart'tan 4 Nisan'a kadar geçen 9 iş gününde dolar 2.2400'ten 2.1020'ye kalan indi ve 14 kuruş geriledi. Euro 3.1041'den 2.8780'e düştü. Sonuçta sepet bazında kur 2.6735'ten 2.4900'e kadar indi. Buradaki 9 günlük sepet kur düşüşü yüzde 6.9 olurken, TL'nin değer kazanması yüzde 7.4'e vardı.
■ Faiz oranları çift haneli rakamların en dibine doğru indi. 24 Nisan'da yüzde 11.58 olan gösterge tahvil faizi 4 Nisan'da yüzde 10.33'e düştü.
PİYASAYA MÜDAHALE: Bu düşüşüne rağmen faiz oranlarının bulunduğu düzeyden Başbakan Tayyip Erdoğan memnun değil ki, cuma günü açıklamasını yaptı: "Merkez Bankası'nın Para Politikası Kurulunu olağanüstü toplayıp faizi düşürmesi gerekir." Başbakan'ın bu açıklaması en çok, bir gün önce Londra'da uluslararası yatırımcılara konuşan TCMB Başkanı Erdem Başçıyı zora sokmuş olmalı. Çünkü Başçı orada da, tıpkı mart ayındaki faiz kararında olduğu gibi, hazirana kadar enflasyonun artacağını, parasal sıkılaştırmanın yeterli olduğunu belirtmişti. Yani faizleri yükseltmeyecek ama enflasyon düşüşe geçene kadar da düşürmeyecekti. Şimdi Başçı, Başbakanın sözüne uyarak faizi düşürürse Merkez Bankası'nın bağımsızlığı tartışma konusu olacak. Böyle bir görüntü yabancı yatırımcılar nezdinde iyi algılanmaz. Uymazsa da, hükümetle çatışmalı bir durum ortaya çıkacak. Sonuçta Başbakan piyasaya bir müdahale yaptı. Yapılan her müdahale gibi, piyasa bundan da pek hoşlanmadı. Faiz ve kur yükseldi ama ABD'den gelen verilerle günü düşüşle kapattı.
NE SONUÇ VERİR: Faizin düşmesi, bugün için piyasanın içinde pozisyon alanlara ve bankalara yarar. Sermaye kazancı elde ederler. Krediler artar, tüketim yeniden hızlanabilir ve büyüme oranı artar. Cari açık düşüşü daha yavaş olur.
Bir de, TL'nin cazibesi azalacağı için, kurların düşüş hızı yavaşlayabilir veya faizi indirim hızına bağlı olmak üzere kurlar yeniden artışa geçebilir.
Faizler zaten düşüş yönündeyken hükümetten gelen "Faizi indir" baskısı, önümüzdeki dönem oranların daha hızlı inmesini beraberinde getirebilir. Bu durum piyasalara başta yarar, sonra ise bozar.

SONUÇ: "Her aşırılığın ardından her zaman sert bir tepki gelir." Eflatun

 

Yukarı