TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

AB’yi bilemem ama paket Türkiye için fırsat penceresi

Cari açığı frenlemek amacıyla alınan önlemler yurtiçi talebi azaltıcı etki yapıyor. Yaşanan kur ve faiz şoku yanında siyasi belirsizlik de beklentileri bozarak talebi azaltıyor. 2014 için iç talepten büyümeye fazla bir desteğin verilemeyeceği açık. Bu gelişmelere paralel olarak beklenen büyüme oranı yüzde 4 civarından yüzde 2-2.5 düzeyine kadar indi.
BİR AYAK BAĞLI: Bu yılki iki seçimden birini geride bıraktık. Ağustos ayında cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak. Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarından genel seçimlerin gelecek yıla, normal zamanına kaldığını anlıyoruz. Dolayısıyla bu yıldan başlayan seçim atmosferi gelecek yılın ortasına kadar sürecek. Böyle bir ortamda iktidarın düşük büyümeye tahammülü olmaz. Çünkü büyüme oy demektir. Fakat geldiğimiz aşamada da, cari açık ve enflasyon kısıtından dolayı ekonominin gaz pedalına fazlasıyla yüklenmek mümkün değil.
ÇIKIŞ YOLU TEK: Geriye dış talebi artırmak, yani ihracatla büyümek kalıyor. İhracat artışı da ancak AB bölgesine mümkün. Bu konu hem Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, hem Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, hem de dün Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı tarafından vurgulanıyor. Hatta Başçı dün Avrupa bölgesine ihracatın katkısıyla birlikte net ihracatın büyümeye daha fazla destek vereceğini ve büyümenin bu yıl da yüzde 4’e yaklaşacağını söyledi.
FIRSAT PENCERESİ: Türkiye’nin ihracatında AB’nin payı yüzde 42.8’e çıktı. Geçen hafta yapılan Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz toplantısından bir gün sonra Alman basınında 1 trilyon Euro’luk parasal genişleme paketinin haberi çıktı. Parasal genişleme karşıtlığı ile tanınan ülke basınına bu haberin sızdırılması, ECB’de çalışması başlatılan bu pakete muhalefet gibi de yorumlanıyor. ECB Başkanı ve yetkilileri, deflasyon riskine karşı hazırlık yapıldığını söylüyor ama 1 trilyonluk paketi de doğrulamıyor. Bir kısım görüş, ECB’nin sözlü yönlendirme yapacağı ve parasal genişlemeye gitmek durumunda kalmayacağı, karşı görüş ise muhtemelen miktarın değişeceği ama bir parasal paketin de açılacağı yönünde. Ayda 80 milyar Euro’luk parasal genişlemeyle enflasyonun 2016 yılında yüzde 0.2-0.8 arasında artırılabileceği tahmin ediliyor. Bu durumda AB enflasyonu yüzde 1-1.5 arasına yükselecek. Hedef enflasyon ise yüzde 2. Tabii Avrupa’da yüzde 0.7’ye kadar inen enflasyonun yüzde 2’ye yaklaşması için tüketimin canlanması veya hızlanması lazım. Bu da AB için ithalat artışı anlamına geliyor.

 

Etki 4 kanaldan işleyecek

Böyle bir gelişmenin Türkiye’ye etkisi dört koldan olur. 
- Bunlardan biri parasal genişleme ile Euro’da meydana gelebilecek değer kaybıdır ve bundan Türkiye ihracatçısı olumsuz etkilenir. 
- İkinci etki dünya küresel likiditesine yapacağı katkıdır. Bu katkının miktarına göre, belki dolar likiditesinin önümüzdeki dönemde azalmasının olumsuz etkileri bile telafi edebilir. Bu etki aynı zamanda altın ve varlık fiyatlarını yükseltebilir. Bu gelişmeden piyasalar kanalıyla pozitif ama altın fiyatlarının yükselişi nedeniyle negatif etkilenmek mümkün. 
- Üçüncü ve daha önemli etki ise finansman kanalıyla gerçekleşir. En fazla dış finansmanın sağlandığı coğrafyada likiditenin artışı ve bollaşması, Türkiye’ye artan oranda dş kaynak anlamına da gelir. Türkiye dış açığını daha rahat ve daha düşük maliyetlerle finanse edebilir. Bu da cari açığının ve büyümenin yüksek kalmasını beraberinde getirebilir. 
- Trilyon Euro’luk bir büyük parasal paketin açılmasının Türkiye’ye belki en büyük katkısı ticaretinin artmasıyla olacak. En büyük ihracat pazarının canlanması daha fazla ithalata ve dolayısıyla Türkiye’den ihracata yol açacak. Bu da bizim asıl ihtiyaç duyduğumuz cari açık yaratmayan ihracat artışıyla büyüme anlamına gelecek. Trilyon Euro’luk parasal paketin AB’yi kalıcı olarak kurtaracağı şüpheli veya tartışmalı olsa da, bu dar zamanda Türkiye ekonomisine çok yarayacağı kesin .

SONUÇ: “Talihsizlik sırasında bile talih açık kapı bırakır.” Cervantes

Yukarı