TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

3 kıtadan 3 destek nereye kadar götürür

Küresel piyasalar satış yönüne dönmüşken, dünyanın birinci ve ikinci büyük ekonomisinden gelen iki haber yeniden pozitif eğilimi beslemeye başladı.
ABD’DEN GELEN: Dünyanın bir numaralı ekonomisinde faiz artışı beklenen hızda gelmeyecek gibi. FED Başkanı Yellen‘in parasal genişlemeyi bu yılın eylülünde bitirme ve altı ay sonra faiz artışının başlatılması yönündeki taslağı açıklanan FED tutanaklarında yer almadı. Dahası tutanaklarda “Üyeler, faiz tahminlerinin FOMC’nin daha az destekleyici politikalara doğru bir adım attığı yönünde bir yanlış anlama yaratmasından endişe duyuyor” ifadesi yer aldı. Bu açıklama ile Başkan Yellen’in dile getirdiği taslağın otomatikman yürürlüğe girmeyeceği, faiz artırımının gecikebileceği ve daha uzun zamana yayılacağı fiyatlanmaya başladı. Bu çerçevede hisse senedi borsaları ve altın değer kazanırken, dolar ve ABD hazine faizleri düşüşte. FED tutanaklarından gelen piyasa dostu içerik küresel risk alma iştahına destek vermiş durumda.
ÇİN’DEN GELEN: Dünyanın iki numaralı ekonomisinden ise kötü haberler geliyor. Ama piyasalar bu kötü haberi, Çin’in ekonomiyi desteklemek amacıyla yeni bir paket açacağına yorumladı ve bunu pozitif fiyatlamaya başladı. Çin’de şubat ayında dış ticaret rakamları dramatik şekilde kötüleşmiş, ithalat yüzde 18.1 azalmıştı. Açıklanan mart ayı rakamları ise ihracatta yüzde 6.6, ithalatta da yüzde 11.3’lük bir gerilemeyi daha ortaya koydu. Rakamlar, 2009’dan bu yana ilk kez iki ay üst üste ithalat ve ihracat rakamlarında düşüş meydana geldiğini gösteriyor. Mart ayında beklenti ihracatın yüzde 4.2, ithalatın yüzde 2.8 artması yönündeydi.
AVRUPA’DAN GELEN: Bu iki gelişmeyi pozitif ve kendi pozisyonunu besleyecek şekilde yorumlayan küresel piyasalar için bir beklenti veya Kaf Dağı’nın ardında bir umut daha var. O da Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) deflasyon tehlikesi karşısında trilyon Euro’luk bir parasal genişlemeye gitmek için çalışmalara başlaması. Geçen hafta basına sızan haberlere göre bu konudaki gelişme henüz çalışma aşamasında. Belki bizim 2008 ve 2009 yılında 22 ayı bulan dönemde IMF ile anlaşmayı bir havuç olarak ekonominin ve piyasaların önünde tuttuğumuz gibi, ECB de beklenti yönetimi ve sözlü yönlendirmeyle durumu kurtarabilir. Deflasyona düşüşten kurtulduktan sonra da parasal genişlemeye gitme gereği ortadan kalkar. Ama nereden bakılırsa bakılsın parasal genişleme ihtimalinin masaya konulması ve durum kötüye giderse uygulamaya geçilecek olması, küresel piyasalar için güçlü bir motivasyon kaynağı olmaya aday. Bunun etkisini kısmen gördük ve görmeye devam da edebiliriz.
MAYIS ETKİSİNİ UNUTMA: Üç kıtadan gelen üç haberin etkisiyle küresel risk alma iştahının devamı gelebilir. Bunun ne kadar süreceğini ise elbette piyasalar ve gelişmeler belirler. Ancak hemen her yıl tekrarlanmakta olan bir eğilim de artık klasikleşti, pek değişmez. O da fiyatların olgunlaşmasının bir sonucu olarak nisan veya mayıs ayında kâr realizasyonuna gitmek ve yaz tatiline öyle çıkmak. Geçmiş yıllardaki eğilimin tekrarlanması için hemen hemen bütün şartlar oluşmuş durumda. Gelişmiş piyasaların tüm zamanların rekorunda ve geçen yılın sonbaharından itibaren de yükselişte. Bazı gelişmeler elbette bu kâr realizasyonunu veya düzeltmeyi geciktirebilir veya öne çekebilir. Tıpkı geçen yılki gibi, gecikti ama sonunda 22 Mayıs’ta oldu. Hatırlatalım ki, geçmiş yıllarda haziran ayına kalan bir düzeltme hareketi yok.

SONUÇ: “Günler bile iki yüzlü, gece ve gündüz.” George Sand

Yukarı