TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

14 yıl aradan sonra teknoloji balonu korkusu

Geçen haftanın son iki günü küresel piyasalar sarsıldı. Ne oldu, ne oluyor derken 1987 kara pazartesini tahmin ettiği için adı “doktor kıyamet”e çıkan Marc Faber konuştu: “1987’den kötü olacak.” Evet iki günlük seyirde ciddi gariplikler, oynaklıklar vardı. Tıpkı çok yükselmiş ağaçların veya gökdelenlerin rüzgâr karşısında sallanması gibi durum gözlemledik. Rüzgârdan yüksek bina ve ağaçlar etkilendi. Gelişmiş piyasalar sallanırken gelişmekte olan piyasalar yerli yerindeydi. Gelişmiş borsaların geçen haftaki kaybı yüzde 3.2’ye varırken gelişmekte olanlar yüzde 1.3 prim yaptı. Gelişmiş piyasalardan şiştiği için korkup çıkan paranın tahvillere, gelişmekte olan piyasalara ve emtialara gittiği söylenebilir. Çünkü ABD ve Alman 10 yıllık faizleri geriledi. Emtia fiyatları yüzde 1.5, altın yüzde 1.3 artış kaydetti.
MOODY’S OLMASAYDI: Türkiye piyasaları gelişmekte olan piyasalarla paralellik gösterdi. Gösterge faiz 0.62 geriledi ve yeniden tek haneli düzeye indi. Sepet kur yüzde 1.1 arttı. Borsa ise küçük bir primle kapattı haftayı. Moody’s Türkiye’nin görünümünü negatife çevirmeseydi muhtemelen kur artışı olmayacak, faiz daha düşecek ve borsanın primi yükselecekti. Seçim yılında güçlü bir hikâyesinin olmaması Türkiye’yi diğer gelişen piyasalardan ayrışmasına izin vermiyor. Hatta bazı negatif haberler olunca performans da düşebiliyor.
BİZE BULAŞIR MI: Madem ki biz gelişen piyasalarla, onlar da eninde sonunda küresel piyasalarla aynı yörüngede hareket ediyor, o zaman ABD’de başlayan borsa korkusunun bir aşamada Türkiye’ye sirayet etmesi beklenir. Gerçi bizim ve gelişen ülkelerin aynı korkusu yok, çünkü fiyat balonları daha çok gelişmiş ülkelerde ve Amerika’da. Ama yine bu ülkelerde kötüleşmenin sürmesi halinde bundan hiçbir gelişen piyasanın istisna kalması düşünülemez.
Geçen hafta ABD piyasalarında gördüğümüz çalkalanma kara gün habercisi gibi.
DÜZELTME DÖNEMİ: Çünkü gelişmiş ülke piyasalarında fiyatlar olgunlaştığı gibi, geleneksel düzeltme dönemine de girdik. Bitişikteki grafiklerde görülebileceği gibi, 2009’dan bu yana her yıl mart, nisan ve mayıs ayları küresel piyasaların düzeltme ayları. Hazirana kalan yok. En geç kalanı geçen yılki idi, o da 22 Mayıs’ta başladı. Belki de ABD borsalarında başlayan satışlarla bu yılki düzeltme başlamış olabilir.
YİNE Mİ BALON OLUŞTU: Bunu destekleyen iki unsur daha var. Bunlardan biri teknoloji balonunun yeniden patlaması korkusu. Tıpkı 2000 yılının öncesindeki gibi bir durum var. Teknoloji şirketlerine, internet şirketlerine, sosyal medya şirketlerine yoğun ilgi var. Halka açılma, birleşme ve satın almalar daha çok bu şirketlerde oluyor. Tabii bu durum borsaya yansıyor. Teknoloji şirketlerinin işlem gördüğü Nasdaq Borsası‘nda hem fiyatlar hızla yükseldi hem de o çok korkulan 5 bin zirvesine yaklaşıldı. Hızlı yükselişin en somut örneği Mart 2009 sonrasında S&P 500 Endeksi yüzde 84.4 prim yaparken, Nasdaq yüzde 245 arttı.
5.000’İN ÖNEMİ NEREDE: Nasdaq Endeksi 5.000 zirvesine de çok yaklaştı. 6 Mart’ta 4.372 puana kadar çıkan endeks o tarihten bu yana geriliyor. Gerilemede hızlı yükselişin etkisi büyük ama 14 yıl önce yaşanan acı deneyimin de payı var. Nasdaq’ta Mart 2000’de 5.133 puan görülmüş ve oradan başlayan sert düşüşte borsa yüzde 78 değer kaybetmişti. Bu çöküş pek çok şirketin ve yatırımcının batmasına yol açmış ve hafızalarda unutulmayan acılar bırakmıştı. Sütten ağzı yananın yoğurdu üfleyerek yemesi gibi, bu kez 5 bin endeksi beklemeyip erken davrananlar oldu. Nasdaq’ın bir aylık kaybı şimdilik yüzde 8.5. Aradan 14 yıl geçmesi, o zamanki endeksin reel değerinin bugün daha yüksek olması, şirketlerin büyümesi dikkate alınırsa, bu kez ihtiyaç duyulan düzeltme daha küçük çaplı kalabilir.

 

S&P 500’DE 2.000 BARAJI KORKUSU

Nasdaq’ın başında 5.000 nasıl ki Demokles’in kılıcı gibi sallanıyorsa S&P 500’ün tepesinde de 2.000 psikolojik sınırı var. Hem piyasalar primli hem geleneksel dinlenme ve düzeltme dönemi de gelmiş. 2.000 gibi çok önemli bir psikolojik baraj, piyasaların gözünü korkutuyor. Ne de olsa 2011’de altında yaşanan deneyimi herkes hatırlıyor. Altın fiyatları en yüksek 1.920 doları gördü, 2.000 doların eşiğinden döndü.

SONUÇ: “Geçmişe bakarak geleceği görürüz.” Partrice Henry

 

Yukarı