TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Piyasalar bu mayısta mola almazsa ne olur?

Küresel piyasalar ve pek tabii ki Türkiye piyasaları son dört yıldır mayıs aylarında kırılma yaşıyor. Piyasalar ve yatırımcılar risklerini yılın ilk aylarında alıyor, kârlarını ediyor, sonra yaz aylarına girerken bu kârı kısmen realize edip, mola alıyorlar.
■ 2010 yılında buna AB'de kriz korkusu yol açmıştı.
■ 2011'de bizzat AB krizini yaşadık ve mayıs satışı yıl sonuna kadar uzadı.
■ 2012'de çok net bir tetikleyici olay yoktu ama sonuç değişmedi.
■ 2013'te ise malum, FED Başkanı'nın açıklaması balona iğne batırma etkisi gösterdi.
ŞARTLAR TAMAM MI: Mayıstaki kırılmaların yaşanması için, tetikleyici bir neden ile fiyatların belli bir olgunluk düzeyine ulaşması yeterli gibi.
■ Fiyatlara bakınca küresel varlıkların tümü primli değil. Örneğin emtia fiyatları. Gerçi hızla artanlar da var ama bunlar daha çok arz sıkıntısı çekilebilecek gıda maddeleri. Buna karşılık bakır ve navlun fiyatları ekonomik canlanmaya işaret etmiyor.
■ Primli olan varlıklar ise daha çok hisse senetleri. Amerika ve Avrupa gibi gelişmiş piyasalarda iyi getirilere ulaşılmış. Gelişmiş borsaların ortalamasını yansıtan MSCI endeksi geçen mayıs ayında yüzde 8.6 kayıp yaşadı. 24 Haziran'dan bu yıl 2 Mayıs'a kadar olan dönemde ise yüzde 20.6 arttı. Bu artış geçmiş yıllara yakın.
■ Gelişmekte olan piyasalar da ortalama yüzde 14.5 prim yaptı. Geçen mayıstaki kayıpları ise yüzde 17.5 düzeyindeydi. Yani 25 Haziran'dan bu yana henüz mayıs düşüşünü telafi edebilmiş değil.
■ Avrupa hisse senetlerinin ortalaması da yüzde 22.5 artış kaydetti. Geçen mayıstaki kaybı yüzde 11 idi. S&P 500'ün artışı da yüzde 21.2 ve geçen mayıstaki kaybı yüzde 7.5 düzeyinde.
■ Kırılmaya yol açacak neden ise bulunur. Alın Ukrayna krizi. Giderek gerginlik tırmanıyor ve can kayıpları artıyor. Başka riskler de mevcut. Onlarda bir artış aynı tetiklemeyi yapabilir.
FED DEVREYE GİRER Mİ: Diyelim ki mevcut riskler piyasaların önünü kesmedi. Amerikan ekonomisinde açıklanan güçlü veriler, Avrupa'da parasal genişleme ile piyasalar yoluna ve coşkusuna devam etti. Bu durumda ise beklentimiz, tıpkı geçen yıl olduğu gibi, FED'in devreye gireceğidir. Amerika'da hem işsizlik azalacak, hem tüketim canlanacak ve piyasalar bayram yapacaksa buna FED kayıtsız kalmaz diye tahmin ediyoruz. Partinin en coşkulu aşamasında içkilerin toplanması görevi merkez bankalarının. Bunu yapmazlarsa sonrasındaki görüntü partidekilerin dağıtması oluyor. Ortalığı toplamak yine merkez bankalarına kalıyor. Ya da çılgınlığın taşkınlığa döneceğini görenlerin partiden erken ayrılması söz konusu ki, bu da mayıs etkisini beraberinde getiriyor.
TÜRKİYE'YE ETKİSİ: Eğer piyasaları sürükleyen rüzgâr güçlü esiyorsa düzeltme açısından mayıs pas da geçilebilir. Tıpkı 2007 ve 2009'da olduğu gibi. 2009, krizden geri dönüş gücünün göstergesiydi. 2007'de ise 5 yıllık güçlü trendin son aşaması yaşanıyordu ve temmuzun sonundan başlayarak küresel krizle tanıştık.
Türkiye ise dışarıda yaşananlardan göreli olarak daha az etkilenebilir. Çünkü yakaladığı bir ivme ve kendi iç dinamikleri var, fiyatlar şişmiş değil, büyüme de tahmin edilenlerden daha yüksek çıkabilir.

SONUÇ: "Zaman altın aldırır, zaman saman sattırır." Türk atasözü

 

HAZİNE FAİZİ BUMERANG GİBİ

Türkiye'nin faizi dönüp dolaşıp yine aynı yere indi. 17 Aralık süreci ile siyasi riskin artması, ardından kurun yükselmesi, kur artışı ile enflasyonun yükselişe geçmesi ile artan faiz oranları yüzde 8.74 düzeyinden yüzde 11.87'ye kadar çıktı. Faizin düşmesi için ise siyasi riskin azaldığının görülmesi gerekti. Küresel risk iştahının artmasının ve geçen hafta Merkez Bankası'nın ölçülü ve kademeli faiz indirebileceğini açıklamasının etkisiyle piyasa faizi dip yaptı.

 

 

 

 

Yukarı