TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Kötü kaderi yenmenin yolu

Soma kömür madeni faciasında 3 gün geride kaldı. Ölü sayısı 282'yi buldu. Dünya çapında son dönemin büyük iş kazalarından biri.Gelişmişdünya, maden kazalarını en aza indirebildi, ama Türkiye bu konuda kayda değer bir ilerleme sağlayamadı. 3 gün geride kalmasına karşılık maden ocağında hâlâ kaç kişinin kaldığı bilinmiyor.
Soma'dan bu görüntü sanki Türkiye'nin aynası gibi. Kural hâkimiyeti az, gizli, gizemli, kayıtdışı ve belirsiz bir görüntü varortada.İnsan hayatının kıymetini pek bilmiyoruz. Bunca ölümler ve kazaların yüksekolması, öldürülmelerin fazlalığı ve cezasının azlığı, bundan olsa gerek.
■ Anadolu'da kaç çocuk yapılacağı konusunda bir deyim vardır: "Allah'ın hakkı üçtür. Birini el alır, birini yel alır, biri de sana kalır." "El (yabancı) alır" sözü çocuklardan birinin ölme, öldürülme ya da evlendiğinde anne-babadan koparılarak tamamen hayırsız duruma getirilmesini ifade ediyor. Yel ise bildiğimiz rüzgâr ve doğa olaylarını belirtiyor. İşte böyle bir toplumdan geliyoruz. Henüz eğitim seviyesi ve kalitesi düşük. Ortalama eğitim 6.5 yıl. 10 bin dolarlık kişi başına milli geliri aşan ülkelerdeki eğitim seviyesi ise 9.5 yıl ve üzeri. Yani ekonomik gelişmişlik düzeyine göre eğitim açığımız var. Böyle bir toplumun beceri düzeyi düşük. Buna bağlı işsizlik oranı yüksek.
■ Dün açıklanan şubat ayı istihdam verilerine göre 15 artı yaştakiler 56.6 milyon. Bunun yarısını oluşturan 27.8 milyon kişi işgücüne katılıyor, 25 milyon kişi de çalışıyor. Bu 25 milyon kişi, hem işsizlere hem de işgücüne katılmayan 28.8 milyon kişiye bakıyor.
■ Ayrıca, 65 yaşın üzerindekiler ve 15 yaşın altındakiler da dahil edildiğinde, bakılacak kitle 51 milyon kişiye çıkıyor. 25 milyon çalışıyor, 76 milyona bakıyor. Her bir çalışan kendisinden başka 2 kişiye daha bakmak zorunda. Kömür karası gibi bir kader bu.
■ İşgücüne katılmayanlar çalışmıyor veya çalışamıyor. Ev kadınlığını tercih edenler olsa da, diğer çalışmak isteyenlere iş yok. Maden ocağında aylık 2 bin liranın altında ücrete rastlamamız da bundan olsa gerek.
■ Bir beceri açığımız var. Bunu telafi etmenin yolu eğitimden, eğitimle birlikte vasatlıktan kurtulmaktan geçiyor. Zaten eğitim seviyemizi artıramazsak ekonomide de yolumuz tıkanacak. 10 bin dolarla orta gelir grubuna yerleştik ama yüksek gelir grubuna sıçrayamıyoruz. Ne tesadüf ki dünyaca
ünlü toplum bilimci Francis Fukuyama dün İstanbul Sanayi Odası'nın Sanayi Kongresi'nde şunları söyledi: "Tasarruf oranınız oldukça düşük ve insan sermayesine yatırımınız yeterince yok. Türkiye ciddi bir dönüm noktasında. Orta gelir statüsünü başarıyla elde ettiniz. Yüksek gelir statüsüne geçmek bir ülke için farklı gelişmeler gerektirir. Sürdürülebilir ekonomik büyüme demokrasinin sürdürülebilirliğine bağlı. Nitelikli beşeri sermaye, bütünsel kalkınmanın en önemli unsurudur."
■ 12. Sanayi Kongresi'nin bildirisini açıklayan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan da şunları ekledi: "Bugün Türkiye kritik bir eşikte duruyor. Uygulanagelen, daha çok inşaatçılığa, tüketime, ranta dayalı ve dış kaynaklara bağımlı büyüme modeli, potansiyelini büyük ölçüde yitirmiş bulunuyor. Ülke ekonomisi orta gelir tuzağına hapsolmuş durumda."
Kritik kavşakta ekonomide, eğitimde, demokraside, iş yapma biçimlerinde, çalışma hayatında reformlara girişebilir ve gerekli değişiklikleri yapabilirsek, toplum olarak tıkanıklığı aşarak orta gelir grubundan çıkmanın ve üst gelir grubuna girmenin yolunu buluruz. O zaman madenlerde çalışanların kaderi de kömür karasına dönmez.

SONUÇ: "Kömürcü yüzü nurludur, elinin karasına bakma sen." Türk atasözü

Yukarı