TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Dış kaynağın faturası 127 milyar dolar

Önceki gün 2003-2013 arasındaki 11 yılda oluşan cari açık toplamının 399 milyar dolar, buna karşılık dışarıdan “sermaye ve finans hesabı” içinde sağlanan dış kaynağın da 483 milyar dolar olduğunu aktardık. Rakamlar Hazine’ye ait ve Bakan Ali Babacan tarafından açıklandı.
Bugün de dışarıdan gelen bu kaynağın Ödemeler Dengesi Ayrıntılı Sunumu’nda yer aldığı biçimiyle dökümüne ve bu kaynağı ödediğimiz faturaya bakıyoruz. Yani 11 yılda dışarıdan ne kadar kaynak sağladık ve bu kaynaklara şimdiye kadar ne ödedik, geriye ne yükümlülüğümüz kaldı, buna bakacağız.
■ Aşağıdaki tablodan izlenebileceği gibi, 2003 sonunda Türkiye’nin dışa karşı yükümlülüğünün toplam tutarı 179 milyar dolardı. Bunun içinde dışarıdan sağlanan özel ve kamu sektörüne ait krediler, yabancıların mevduatları, yabancılara satılan borç ve hisse senetleri, yabancıların doğrudan yatırımlarının tutarı var.
■ 11 yıl sonra 2013 sonunda bu rakam 616 milyar dolara yükseldi. 11 yıllık artış yüzde 243 ve 436 milyar dolar. Bunun bir miktarı hisse ve borç senetlerinin değerlenmesinden olabilir, daha büyük bölümü de yeni yatırımlardan ve kredi kullanımlarından geliyor. Nitekim yabancıların Türkiye’ye verdikleri borçta 250 milyar dolara yakın artış gerçekleşti. 11 yılda en çok artan kalemler yüzde 500’e yaklaşan yükselişleriyle hisse ve borç senedi yatırımları. Yani sıcak para stoku.
■ Aradaki 11 yılda vadesi dolan borçlanma senedi, satılan hisse senedi, vadesi gelen krediler oldu. Mevduatlardan vadesi dolanlar çıktı gitti, yerine yenisi geldi. Bütün bu kalemlerin hepsine ödenen bir faiz ve kâr payı toplamı ise 127 milyar dolara vardı. Aşağıda bunun yıllar itibarıyla verileri yer alıyor.
■ Doğrudan yatırım giderleri, yabancıların Türkiye’deki reel yatırımlarının kâr payı ödemelerini ifade ediyor. 11 yılda 24.5 milyar dolar ödeme yapılmış. Yıldan yıla da artıyor. 2003 yılına kadar 1 milyar doların altındayken 2013’te 4 milyar doları devirdi. Bundan sonra da düşmesi beklenmez. Çünkü büyük ve kâr eden şirketlerde yabancı sahipliği giderek arttı.
■ Portföy yatırım giderlerinin 11 yıllık toplamı ise 36 milyar dolar. Borsada yabancıya ait hisse senetlerine ödenen temettü küçük kısmı oluşturuyor. Asıl büyük gider, borçlanma senetlerine ödenen faizler. 102.5 milyar doların denilebilir ki 100 milyarı faiz ödemesine ait.
■ Bu kalemdeki yıllık giderler 2005 sonrasında yatay bir gidiş sergiliyor. Nedeni ise küresel faizlerin düşmesi, daha fazla borçlanmaya karşı faiz yükünün artmamasını doğurmuş. 2007 yılında 3.7 milyar dolara kadar çıkan portföy yatırım gideri 2009 yılında 700 milyon dolar azaldı.
■ Özel ve kamu sektörünün dışarıdan aldığı tüm krediler ile yabancı mevduatının yer aldığı “diğer yatırımlar” ise en büyük gider kalemi. Çünkü en çok dış kaynak bu kalemle sağlanıyor. Bu kalemdeki seyir de küresel kriz ve faizlerin düzeyi ile doğrudan ilgili. Giderek artan dış kaynak kullanımına karşı faiz yükü son yıllarda düştü. 2008’de 8.7 milyar dolara çıkan kredi ve mevduatlara ödenen faiz sonraki yıllarda 5 milyar dolara indi.
■ Sonuçta kullanılan dış kaynağın faturası 2003’te 7-8 milyar dolardan, son yıllarda 12-13 milyar dolara yükseldi. 15 milyar dolara ise sadece 2008 yılında çıkıldı. Kullanılan dış kaynağın stoku 2.5 kat artmasına karşılık faturasının sadece yüzde 50 artması küresel faiz düşüşünden. Kaynak maliyetinin bu denli düşmesi, Türkiye’nin bu daha yüksek cari açık vermesini ve bunu sorun çıkmadan finanse etmesini teşvik etti.
■ İster sıcak ister soğuk, ister borçlanma yoluyla isterse de borçlanma dışı araçlarla olsun, yabancı kaynağın uluslararası bir maliyeti var. Kaynağı kullanan maliyeti öder. Bu maliyet de son yıllarda düşmüş. Yerli kaynağın maliyetinin de buna yaklaşık düzeyde olması gerekir. Çünkü sermaye hareketleri serbest. Kaynak içeride pahalı ise dışarıdan kullanım yaygınlaşıyor. Dış borcun üçte ikisi ve 250 milyar doları bu nedenle özel sektöre ait.
■ Tasarruflar da finansal piyasalardaki kazancı yeterli bulmazsa yurtdışına çıkabilir. Ya da son yıllarda olduğu gibi, altın, gayrimenkul ve reel yatırımlara yönelir ki, bu da tasarrufları azaltıcı sonuç yaratır. Türkiye’de olan da bu.

SONUÇ: “Her mutluluk ıstırapla satın alınır.” Manzoni

 

Yukarı