TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Kredilerde indirim tüketimi de borcu da yeniden sıçratabilir

Bugünlerin en güncel konusu Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve faiz oranları. Banka faizleri düşürmekte geç kalmakla suçlanıyor. Başbakan reel sektörün yüksek faizlerden zarar gördüğünü savunuyor.
■ Kredi faizlerine bakınca da ocak sonunda Merkez Bankası’nın faiz artırmı öncesi ve sonrasında ciddi farklar oluşmuş. 24 Ocak itibarıyla tüketici kredilerinin faizi yüzde 13.70’ten yüzde 16.05’e kadar yükseldi. Ticari kredi faizleri yüzde 11.07’den 14.66’ya, konut kredileri yüzde 11.64’ten 13.83’e çıktı.
■ Faizlerdeki artışın kredi kullanımını yüzde 28’den 20’nin altına indirdiğini biliyoruz. Konut satışlarında ise kredi kullanılarak yapılan alımlar yüzde 33 azaldı. Yani kredi faizlerinin yükselmesi caydırıcı ve pahalı geldi.
Bütün bunlar işin eleştirilen ve istenmeyen yönleri.
■ Ancak madalyonun diğer yüzünde hanehalkı borçluluğunun artışı ve yüksek enflasyon var. Bugün açıklanacak rakamlarla belki enflasyonu çift haneli rakamlara çıkmadan durduracağız. Artan kur etkisinin olumsuz etkisi bitmiş olacak.
■ Fakat yıl sonu için beklenen enflasyon yüzde 8.2, Merkez Bankası’nın tahmini yüzde 7.6. Sorun enflasyonun yüksekliğinde.
■ Bu düzeylerde beklenen enflasyona karşılık kredi faiz oranlarının düşürülmesi halinde talep hemen tetiklenebilir. Yıllık faiz yükü tek haneye inmiş konut kredileri sektörde talebi hemen sıçratabilir. Nitekim böyle olduğu içindir ki, inen ve tarihi en düşük düzeylerini gören faizler üzerinden kredi kullanımı geçmiş aylarda rekor kırdı. Mevduatın krediye dönüşüm oranı yüzde 117’yi buldu. Hanehalkının borçluluk oranı hızla yükseldi.
■ Hatta buna karşı önlem hükümetten geldi. Borçlanarak tüketim yapılmasın, lüks tüketim kısılsın veya ithalata dayalı tüketim olmasın diye kredi kartına sınırlama, faizlere farklılaştırma getirildi. Bitişikte hanehalkının 2003’ten bu yana finansal varlıkları yani finansal sistem içindeki servetleri ile fnansal yükümlülükleri yani borçları yer alıyor. 2003 yılında hanehalhkının 156 milyar liralık servetine karşılık 8 milyar liralık borcu bulunuyordu. 2013 sonunda 730 milyar liralık varlığa karşılık 371 milyar liralık borçları oluştu. Borcun varlığa oranı yüzde 5’ten 54’e çıktı. 10 kat artış kaydetti. Bu çok kısa zamanda çok hızlı bir artışı ifade ediyor. Türkiye insanı tüketime aç, en ufak uygun ortamı buldu mu dur durak bilmiyor.
■ Alınan önlemlerin etkisiyle 2014 yılı ilk çeyrek sonunda borcun varlığa oranı yüzde 51’e geriledi. 3 puanlık bu gerileme 11 yıllık dönemde ilk kez gerçekleşiyor. Küresel krizde Türkiye ekonomisi yüzde 4.8 daralırken bile net bir azalma meydana gelmemişti. Sadece artış kaydetmemiş, yüzde 29’da kalmıştı. Yüzde 50 borçluluk oranı yüksek değil. Ama 2013 sonuna kadarki aşırı hızlı büyüme devam ederse çok rahatlıkla 5 yıl sonra aşırı borçlu duruma gelebiliriz. İleriye yönelik güven duygusunun yerleştiği bir ortamda tüketici kredilerinde birkaç puanlık gerileme tüketimi yeniden sıçratabilir. Beraberinde hanehalkı borçluluğunu da.

 

Yukarı