TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Ekonomiye Irak etkisi dört koldan gelecek

Irak’ta konsolosluk görevlilerini rehin alan IŞİD, rafineriyi de ele geçirince bu durumun Türkiye ekonomisine etkisinin genişleyeceği beklentisi arttı. Enerji faturası, ihracat, cari açık ve enflasyon bunlar arasında

IŞİD, Irak’ta önce Musul’u ve Türkiye konsolosluğunda görevliler dahil 100 civarında Türk vatandaşını rehin almasının ardından geçen hafta da en büyük petrol rafinerisini ele geçirdi. Uluslararası büyük petrol şirketlerinin gelişmeler karşısında Irak’taki elemanlarını tahliye etmesi, ABD’nin yeni bir müdahaleye hazırlık yapmak amacıyla 300 askeri uzmanı Irak’a göndermesi, tansiyonu daha da yükseltti.
Dünyanın beşinci büyük petrol ihracatçısı ülkedeki bu gelişmelerin yanına Rusya’nın Ukrayna’ya doğalgaz sevkıyatını durdurması eklendi. Bütün bunların sonucunda petrol fiyatları 115.71 dolara kadar yükseldi. Irak’ta olayların başladığı tarih olan 11 Haziran’da petrol fiyatları 109.44 dolardan başladığı bu yükselişinde yüzde 5.7 prim yaptı. Fiyatlar son 9 ayın en yüksek düzeyine çıktı.
Petrol fiyatlarını tırmandıran Irak’taki gelişmelerin hemen bitmesi beklenmiyor. Hatta devam edeceğine, genişleyebileceğine dair işaretler de var. Petrol fiyatları da bu tür jeopolitik hareketlere karşı çok hassas. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde fiyatlar, gelişmelere bağlı olarak daha yükselebilir. Yukarıda yer alan grafik de, küresel kriz sonrasındaki seyrinde petrol fiyatlarının iniş ve çıkışlarını gösteriyor. Kayda değer artışların oranı yüzde 20 ve üzerine çıkmış. Düşüşler de yüzde 12 ve üzerinde gerçekleşmiş. Dipten tepeye, tepeden dibe bu hesaplama yöntemi son yükselişe uygulanırsa, 11 Haziran’daki yükselişin daha önceden başladığı ve 115.7 dolarlık düzeye göre yüzde 12.1 artışa ulaştığı görülür. Buna göre geçmişteki yükselişlerin düzeyine çıkmasına yaklaşık yarı yarıya daha yol var denilebilir.
ENERJİ FATURASI ETKİSİ: Buradan çıkan sonuç da, Irak’taki gelişmelerin petrol fiyatlarını artırıcı yönüyle Türkiye ekonomisine birkaç koldan ciddi bir olumsuz etkiye sahip olduğudur. Çünkü petrol ihtiyacımız büyük ölçüde ithalatla karşılanıyor ve fiyatlarındaki artış hem ithalatı hem de enflasyonu azdıracak. Türkiye’nin bu yılki enerji ithalatının 55 milyar dolar civarına yükseleceği hesaplanıyor. Buna göre fiyatlardaki yüzde 10’luk artış, faturayı 5.5 milyar dolar kabartacak. Ya da petrol fiyatının 10 dolar artması, 110 dolar yerine yıllık ortalama 120 dolar olmasının bedeli, bu kadar bir dış açığın daha oluşması olacak.
İHRACAT ETKİSİ: Irak olaylarının etkisi sadece petrol fiyatlarını yükseltmekle ve ithalatı artırmakla sınırlı değil. Irak geçen yıl 15 milyar dolarla en çok ihracat yaptığımız ikinci pazar. Olayların sürmesi bu ülkenin ithalatını kısmasına neden olurken nakliye sorunlarının yaşanması ihracat yapmamızı engelleyebilir. Bunun için şimdiden rakam vermek erken olur ama ihracata negatif bir etki yapacağı da açık.
CARİ AÇIK ETKİSİ: Bir yandan fiyat artışı yoluyla ithalatın artması, diğer yandan ihracatın azalmasıyla düzelmekte olan cari açık görünümü yeniden bozulabilir. Artacak petrol fiyatı ve azalacak ihracat kadar bir cari açık artışı oluşabilir.
ENFLASYON ETKİSİ: Benzer bir bozulmayı da enflasyonda yaşayabiliriz. Çünkü tüketici enflasyonu sepetinde ulaştırma sektörünün payı yüzde 13.5. Bunun yanında üretimde ve tarım sektöründe elektrik ve doğalgaz kullanımı yaygın. Üretici fiyatları yoluyla da enflasyona bir olumsuzluk yansıyabilir.
Irak’taki gelişmelerin siyasi konular dışında ekonomiyi dört ana koldan etkileyebileceği bir dönemde sermaye akımlarının hızlanması ise kurtarıcı bir rol üstlenebilir.

SONUÇ: “Hayatta kalan türler en güçlüler veya en akıllılar değil, değişime en fazla uyum sağlayanlardır.” Charles Darwin

 

Ne kadar sermaye girişi, gelişenlerde o kadar rahatlık

Aşağıda yer alan grafik Merkez Bankası tarafından hazırlandı. Tüm gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye giriş ve çıkışlarını gösteriyor. Sermaye girişleri daha fazla ve daha uzun süreyle devam etmiş. Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışları daha zayıf kalmış. Malum bu ülkeler gelişmekte olan ülkeler, kalkınmaları için sermayeye ihtiyaçları var, buna karşılık gelişmiş ülkelerin de sermaye birikimi fazlaları bulunuyor. Grafik bunun yıllar itibarıyla seyrini veriyor. Gelişmekte olan ülkelere ne zaman sermaye girişi hızlanmışsa o zaman Türkiye de bundan pozitif etkilenmiş, finansal piyasaları olumlu seyretmiş, büyümesi hızlanmış. Mayıs 2013’e kadar devam eden güçlü sermaye girişini, sonrasında küresel krizden de güçlü görünen sermaye çıkışı izliyor. Sermaye çıkışının bir yıla yaklaştığı ve bu yılın ilk çeyrek sonunda bittiği görülüyor. İlk çeyrek sonrasında gelişmekte olan ülkelere sermaye girişi yeniden başlamış ve halen de devam ediyor.
Bu son harekette Avrupa Merkez Bankası’nın yeni bir parasal genişlemeye gideceği beklentisi ve sonunda bunun açıklanması etkili oldu. Belli bir takvim içinde yürürlüğe girecek bu parasal genişlemenin revize de edilebilecek olması, risk iştahını artırarak sermaye akımlarının devam etmesini sağlayabilir.
Son faiz kararı toplantısında FED tam bir piyasa dostu tutum takındı. Uzun vadeli politika faiz beklentilerinin de çeyrek puanlık azalış göstermesi risk iştahını destekledi. Bu iki etkiyle sermaye akımlarının bir süre daha pozitif olması beklenebilir.

 

Yukarı