TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Fıtratında var

Fındıkla ilgilenenler Trifonidis’in ünlü manifestosunu bilir. 1960’lı yıllarda Rum asıllı Türkiye’nin en büyük fındık tüccarlarından biri olan Trifonidis, iki kez büyük çaplı olmak üzere birkaç kez iflas etmiş. Canı yanmış, malını mülkünü satmış ve Yunanistan’a gitmeden önce Ağustos 1964’te fındık ile ilgili 12 maddelik şu manifestoyu yazmış:
- “Fındık dinsizdir.
- Fındık imansızdır.
- Fındık nikâhsızdır.
- Fındık kitapsızdır.
- Fındık namussuzdur.
- ‘Fındık işini iyi bilirim de, yaparım da’ diyen delidir.
- ‘Fındık işinin ilerisini görürüm de, yaparım’ diyen zırdelidir.
- Fındığı elinde tutup satmayacak olursan, yanlış yapmış olursun.
- Fındık paran kadar mal alırsan ve hesaplı gidersen zarar etmezsin.
- Fındıktan korkmayan Allah’tan da korkmaz.
- Fındık hakkında konuşurken başkalarını dinle fakat tatbik etme.
- Fındığın alış ve satışında fazla ısrar edersen, evvela malına, sonra da canına mal olur.”
OYUNU EN ÇOK ÜRÜN: Fındığın üretimi ve tüketimi bu kadar aldatıcı, bıktırıcı ve belirsiz değildir. Ama söz konusu ticareti ise işin içine her türlü taktik, strateji ve risk giriyor. Alıcıları, dünyaya üretim yapan uluslararası kuruluşlardır. Piyasası Hamburg’da.
- Satışlar alivre satış yani miktar ya da fiyat belirterek üretim öncesinden satışa dayalıdır. Rekolte ve üretimin pazara çıkması, alivre satışı yapan aracının, ihracatçının da kaderini belirler. Yanlış fiyat ve miktar verenin canı yanar, iflas eder.
- Buradaki en büyük belirsizlik kaynağı üretimin miktarıdır. Miktarı değiştiren ise başta iklim koşullarıdır, sonra da üreticilerin malını hemen mi, yoksa 2 yıla kadar uzayan bir vadede mi satacağıdır. Fiyatı düşük bulan ve fiyatın ieride artacağını düşünen üretici satmaz, malını elde tutar. Bu durum fiyatları daha yukarı iter.
- İklim de üretimi değiştirir. Üçte bir hatta yarı yarıya azaltabilir. Bu yıl martta don vurdu. 500 metre ve üstünde fındık filizleri dondan etkilendi. Üretim bu yıl yüzde 30’a yakın azalacak. Son dönemde fındık fiyatındaki bir kata yakın artış da bundandır.
- Karadeniz’de 100’lerce vadide, bu vadilerin içinde daha küçük vadiciklerde rekoltenin tespiti öyle kolay değil, en azından son teknolojik gelişmelere kadar. Bu nedenle fındık üzerinde en çok spekülasyon yapılan, hemen her tarafa çekiştirilen, fiyatıyla bu kadar çok oynanan ama tam da hâkim olunamayan bir üründür. Yukarıdaki manifestonun yazılması da bu yüzdendir.

KRALI DEĞİŞİYOR MU:
Türkiye dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini karşılar. Üretimin yüzde 90’ı ihraç edilir. İhracatın üçte birlik kısmını da Oltan Gıda gerçekleştirir. Bu durum son 30 yıldır böyle ve şirket 500 Büyük Sanayi sıralamasında her yıl ilk 100’ün içine girer. 2013 yılında 505 milyon dolar ihracat yapmış ve 55. sırada yer almış. Fındığın lider kuruluşunun İtalyan çikolata devi Ferrero’ya satış görüşmesi yapıldığını Dünya’da Ali Ekber Yıldırım’dan okuduk. İlk aklımıza gelen elbette fındık manifestosu. Son 30 yılın en büyüğü, her yılı kârlı geçmiş, ihracatın üçte birini yaparken satmak durumunda kalıyor. Fındık kralı fındık sektöründen çıkıyor. Fındık yazılarım nedeniyle Kenan Oltan’ı ve oğlu Orhan Oltan’ı tanıdım. Fındıkta asla riske girmeyen, tam olarak aracılık yapan bir tutum içindeydiler. Hatta Orhan Oltan “Fındık yuvarlıktır ve her yuvarlak cisim gibi, her tarafa yuvarlanır. Biz fındıkta asla pozisyon almayız. Başarımız da buradan gelir” diyordu.

SATMA NEDENİ NE: Sordum, teklif ve görüşme var ama kesinleşme henüz yok ve neden de alınan bir ters pozisyon sonucu zarara girmekten kaynaklanmıyor. Oltan Gıda’nın satışlarının yüzde 70’i Ferrero’ya. Satışın yapılmasında kilit rol de bu oranda. Ferrero 19. fabrikasını geçen yıl Türkiye’de açtı. Türk fındığının en büyük alıcısı. Türkiye’ye yerleşme kararını vermişse, bizzat kendisi tedarikçi olmaya soyunmuşsa, iyi fiyat da veriyorsa, yerli tarafa yapacak fazla bir şey kalmaz. Çünkü fındığın geçmişinde ısrar yoktur, bu işten sürekli ben kâr edeceğim, hep ben en büyük kalacağım, sürekli bu işi yapacağım diye bir şey yoktur.

TEKELLEŞME OLUR MU:
Satışın gerçekleşmesi halinde fındığın en büyük yerli oyuncusu sektörden çekilecek. Ama bu satış diğer yönüyle yabancı sermayedarın Türk fındığına bir yatırımıdır. Piyasanın en büyük oyuncusunun tekelleşme ihtimali elbette vardır. Yabancı sermayeli bir kuruluşun 2 milyon ailenin üretici olduğu bir tarımsal üründe tekelleşmesi de hiç iyi bir şey değildir. Piyasanın içine giren ve yukarıdaki manifestoyu okuyan da, asla böyle bir şeye niyet etmez ve kalkışmaz. Çünkü fındığın fıtratında yuvarlıklık vardır ve üzerine çıkanı yuvarlayıp devirir.

SONUÇ: “Fındık dalda iken cebe girmiş sayılmaz.” Türk atasözü

Yukarı