TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Odak noktasını inşaattan sanayiye kaydırma planı

En son Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruşu’nun toplu resmini gördük. 2013 yılında esas faaliyet kârlarını artırırken, faaliyet dışında zarar ettikleri, kur ve faiz şoku yaşadıkları için sonuçta toplam kârları yüzde 30 azalmış. Birinci 500’de benzer bir durum vardı. Ekonominin yüzde 4 büyüdüğü bir yılda sanayi sektörü de büyümesine karşılık karları azalmış. Özsermayesi azalmış, cepten yemişler. Her ne kadar asıl büyük kayıp faaliyet dışı alanlardan gelse de, faaliyet kârı da yüzde 7.3 oranıyla zaten düşük. Bu durum sanayinin esas faaliyetlerinden de doğru dürüst kâr edemediğini, rekabet gücünü giderek kaybettiğini gösteriyor.

2013 sanayi sektörü için ne kadar kötüyse inşaat ve gayrimenkul sektörü için o kadar iyi oldu. Geçen yıl konut satışları ilk kez 1 milyonun üzerine çıktı ve yüzde 63 artışla 1.145 bine ulaştı. Aslında durum sadece 2013 ile sınırlı değil. Denilebilir ki, son 10 yıl, hatta 12 yıldır inşaat sektörü hep ekonominin odak noktası. İnşaatın öncülük ettiği bir büyüme yaşıyoruz. En büyük canlılık orada, en büyük kârlar oradan sağlanıyor. Bu nedenledir ki bazı sanayiciler de inşaatçı oldu çıktı. Ancak inşaat büyük kaynak isteyen ve ihracat gücü çok düşük bir sektör. Zaten cari açığın rekor düzeylerine çıkmış olmasının önemli bir nedeni bu.

ROTA DEĞİŞİKLİĞİ:

İnşaat sektörüne yapılan yatırımların artık yeterli olduğu, hatta fazlasıyla gerçekleştiği, dolayısıyla ekonomide makas değişikliğine gitmenin zamanının geldiği çeşitli kesimlerce vurgulanıyor. İş dünyasının bir kesimi bunu dillendiriyor. Ama daha önemlisi iktidar partisi de aynı görüşleri, hatta hazırlıkları yapıyor. Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, CNBC-e Genel Yayın Yönetmeni Servet Yıldırım’ın sorularını yanıtlarken bu konuda şunların altını çizdi. 

Sanayimiz de ihracatımız da fason ağırlıklı. Üretim yapısının değişmesi, katma değerli ürünlerin üretilmesi lazım. 

Ancak özel sektörün yatırımlarına bakınca trend iç açıcı değil. Sanayinin milli gelirdeki payı düşüyor. Bu hem bugünkü büyümeyi baskı altında tutuyor hem de geleceğin büyümesi hakkında bizi endişelendiriyor. Bu

tehlikeli bir trend. n Buna karşılık gayrimenkule ilgi çok yoğun. Çünkü sanayi sektöründe çok yoğun bir rekabet yaşanıyor. Gayrimenkulde ise her bir proje adeta bir tekel. Sermaye elbette kolay para kazanacağı yere gider. Dengesizlikleri, haksız rekabeti gidermek, yatırım ortamını iyileştirmek gerekiyor. n Bu konularda hazırlıklarımızı yaptık. Yapmamız gereken, “Yapacağız” dediklerimizi yapmak. Reformların getirisi uzun vadede ortaya çıkıyor. Biraz sabır gerekir. Bu açıdan zor reformlar için 2015 seçim sonrası beklenecek.

HAZIRLIK PARTİNİN:

Denilebilir ki, Ali Babacan üç dönemden fazla seçilememe kuralına takılanlardan. Genel seçim sonrası kabinede yer almayacak. O zaman yapılan hazırlıkları yerine gelecek olan yürürlüğe koyar mı? Elbette yapılacak denilenlerin yapılma garantisi diye bir şey yok. Ama rota değişikliğine sadece Ali Babacan hazırlanmamış. Bu konuda benzer açıklamaları AK Parti’nin Ekonomik İşler Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş da yapıyor. Rota değişikliğine o “Ekonomide makas değişikliği” diyor. Yani hazırlık partinin hazırlığı.

5 REFORM ŞARTI:

Yapılması gereken bir değişiklik mi? Evet, belki geç bile kalındı. Ekonomide tıkanmışlığı ve cari açık sorunu aşmanın, büyümeyi hızlandırmanın, uzun vadede borçları çevirmenin yolu üretime yeni bir ivme katmaktan ve rekabet gücünü yükseltmekten geçiyor. Ancak bunun için olmazsa olmaz 5 şartı da Ali Babacan’ın konuşmasından şöyle çekip çıkardık:

Biri mali disiplini asla bozmamak. Bu kamu borcu için değil, özel sektör borcunun çevrilmesi için artık gerekli. 

İkincisi enerji yatırımlarını hızlandırmak ve dışa bağımlılığı azaltmak. 

Yurtiçi tasarrufları artırmak ve bunun için sermaye piyasalarını geliştirmek. 

Eğitimde mutlaka reform yapmak 

Hukuk ve yargı reformunu gerçekleştirmek.

SONUÇ:“Değişmek için terk etmek lazımdır.” Peter Ducker

Yukarı