TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Kredi faizleri nasıl düşer?

Haziran ayı ve devamında enflasyonda Merkez Bankası’nın da yönlendirmesiyle belirgin bir düşüş bekleniyordu. Ama ne haziranda beklendiği kadar düşüş oldu, ne de yeni açıklanan temmuz ayında. Hatta temmuzda genel bir enflasyon yükselişini gördük. Artık çift haneli rakamlara dayanmış bir fiyat artışı var. Tabii bu durum faiz indirimlerini tehlikeye atıyor. Hükümet ise yüzde 4 büyümenin yakalanacağına güvenmesine karşılık büyümeyi azamileştirmek için faiz indirimlerinin devamını istiyor. Bundan da kredi faizlerinin kasdedildiği çok açık.

MEVDUATTA KISA YOL: Faiz madalyon gibi, iki yüzlü. Bir tarafında kredi diğer tarafında mevduat var. Kredi faizlerinin düşmesi için mevduat faizlerinin de düşmesi gerekiyor. Temmuz sonu itibarıyla mevduat faizleri belli büyüklükteki mevduatlara 10 büyük bankanın verdiği faiz ortalama yüzde 8.8. Bunun neti yüzde 7.5’e geliyor. Enflasyon ise yüzde 9’un üzerinde seyrediyor. Ortada yüzde 1’in üzerinde reel bir kayıp var. Buna bağlı olarak TL mevduatlarda bu yıl artış yok. Çünkü tasarrufun karşılığına ödül yok. Burada gidilebilecek fazla bir yol yok.

Asıl şikâyet ise madalyonun ikinci yüzünden, kredi faizlerinin yükseldiğinden. Mevduatı toplayan bankalar bunun maliyeti üzerine kendi masraflarını, kârlarını ve yasal kesintileri koyarak kredi veriyorlar. Burada mevduat sahibini memnun edecek bir getiri sunulamadığına ve kredi faizlerinden büyük yakınma olduğuna göre ya bankalar çok kârlı çalışıyor ya da kredi üzerindeki yasal yükler yani vergiler yüksek.

KREDİ DÖKÜMÜ: Bunu belirlemek için Bankalar Birliği’nden kredi maliyetlerinin dağılımını aldım. Yukarıda yer alan veriler üzerinden tespitlerimiz şöyle: 

Nisan sonu itibarıyla yapılan hesaplamaya göre mevduatın paçal maliyeti yüzde 7.06. Yani bunun içerisinde vadesiz ve faizsiz toplanan mevduat da var. Mevduat sahibine ödenen faiz toplam maliyet içinde yüzde 39.9 payı oluşturuyor. 

Geriye kalanın neredeyse yarısı kamusal yüklerden oluşuyor. Bunun içinde vergiler, BDDK kesintileri, munzam karşılıklar yüzde 4.97. Yani kredi maliyetinin yüzde 28.1 kamusal yüklerden kaynaklanıyor. 

Kredinin üzerine bankalar da operasyonel giderler ve kredi riski için, yüzde 3.59 yük bindiriyor. Toplam maliyetin yüzde 20.2’si de aracı komisyonu ve riske gidiyor. 

Özkaynak kârlılığı için de yüzde 2.08’lik bir yük daha geliyor. Bu da maliyetin yüzde 11.8’i. Sonuçta kredinin nihai faizi yüzde 17.69’a çıkıyor. Bu oran, tüketici kedileri için söz konusu. Ticari kredilerden ise 1.95 puanlık KKDF kesilmiyor. O da yüzde 15.18 oluyor. Bugünlerde kredi faizleri yüzde 12 civarında. Çünkü nisan sonrası faizler düşüyor.

NE YAPILMALI: Kredi faizlerini düşürmek için öncelikle bu maliyetlerin ve vergilerin azaltılması gerekiyor. Burada kamusal yüklerin payı 5 puan. Toplam kredi faizinin üçte birini oluşturuyor ve neredeyse mevduat sahibine ödenen faizi yakalıyor. Nereden bakılırsa fazla. Mevduat sahibi sistemin riskini yüklenen kesim.

Sektöre sermaye koyanların ve riski üstlenenlerin payı ise 2 puan. Bankaların kârı yeterli, hatta fazla görüldüğüne göre vergiler ve kamusal yükler çok. Kredi faizinde indirim isteyenler bu nedenle işe öncelikle buradan başlamalı.

Bana göre operasyonel giderler ve kredi risklerine ayrılan pay da 3.5 puanla mevduat sahibine ödenenin yarısı kadar ve yüksek. Burada daha çok kredi riskinden tasarruf sağlanabilir. 

Ancak kredi faizlerini aşağı çekmek ve gelişmiş dünyanın düzeyine düşürmek için, bunlar yetmez. Çünkü kredi maliyeti pastasının en büyük kalemini mevduata ödenen faizler oluşturuyor. 100 liralık kredi maliyetinin 40 lirası mevduattan. Ancak yüksek enflasyondan dolayı mevduat sahiplerinin getirisi negatif. Buradan tasarrufa gidebilmek için de, enflasyonu yüzde 7-9 bandından gelişmiş ülkeler düzeyi olan yüzde 2-3 bandına indirmemiz gerekiyor. Bu görev de, başta hükümetin ve Merkez Bankası’nın.

SONUÇ: “Zavallı koyun sürüsü, çobanı da o besler, çoban köpeğini de, kurdu da, sahibini de.”
Türk atasözü

Yukarı