TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İkinci sıçrayış seçime kadar iyi bir çıpa rolü üstlenir

Son günlerde “Yeni Türkiye” ve “ekonomide ikinci sıçrayış” sözlerini sık sık duymaya başladık. Son 6 yıldır 10 bin dolarlık kişi başına gelir düzeyinde saydığımızdan artık sıçramalı ve orta gelir tuzağından kurtulmalıyız. Şunun şurasında 25 bin dolarlık kişi başına gelir hedeflediğimiz 2023 yılına 9 yıl kaldı. Ya 2003-2007 arasında olduğu gibi, yeni bir ekonomik sıçrama yapacağız ve kişi başına geliri de zıplatacağız, ya da 2023 hedeflerini ıskalayacağız. Bu anlamda ikinci sıçrayış deyimiyle taş gediğine konmuş.

MEVCUT YOL DEVAM: Yeni hükümetin programı, dolayısıyla ekonomi programı da dün Meclis’te okundu. İkinci sıçrayış iddiasını ortaya koyan bizzat bunu yapmakla yükümlü olan Başbakan Ahmet Davutoğlu. Piyasalar ve iş dünyası tarafından güvenilen Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da ekibiyle yerinde kaldı. İlk kez bir ekonomi yönetimi böylesine uzun sayılabilecek bir vadeyle görevde kalıyor. Bu aynı zamanda ekonomide mevcut durumun korunmak istendiğine, geminin rotasında radikal bir değişikliğe gidilmeyeceğine, ekonomi aktörlerinin ve piyasaların şaşırtılmayacağına işaret ediyor. Ne zamana kadar? Tabii ki Haziran 2015 seçimlerine kadar. O seçimlerle AK Parti’nin 3 dönemden fazla seçilememe kuralı nedeniyle Babacan ve 70’i aşkın parti kurucusu da Meclis dışında kalacak.

İCRAAT DÖNEMİ 2015-19: Ondan sonrası zaten radikal önlemlerin gündeme getirilmek istendiği dönem. 2015-2019 arası seçimsiz, kesintisiz bir icraat dönemi. Ancak o dönemde yapısal reformları yapıp sonuç alacak kadar bir zaman dilimine sahip olacak işbaşına gelen hükümet. Ekonominin de birikmiş bazı sorunları mevcut. Önümüzdeki dönemde yapılabilecekleri bizzat Ali Babacan sıralamıştı. Babacan kabinede olmasa da, AK Parti’nin planladığı ve kamuoyuna Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı sıfatıyla Numan Kurtulmuş tarafından açıklanan bir rota değişikliği var. Ekonominin odağı 2014 ve 2015 yıllarında konut ve inşaattan, sanayi ve üretime kaydırılmak isteniyor. Ekonomi yönetimi geçmiş dönemde hükümetin bir kanadıyla zaman zaman görüş ayrılığına düşse de, bu konuda partiyle görüşleri çakışıyor. Nitekim bu görüş Olağanüstü Kurultay’da yeni başkan seçilen Başbakan Davutoğlu tarafından “ekonomide ikinci sıçrayış” ifadesiyle benimsendi. Dün açıklanan 62. Hükümet Programı’nda da yer buldu.

PROGRAMDA NELER VAR?
Her ne kadar önümüzdeki 9 ay içinde uygulama fırsatı pek bulamayacaksa da, sonrasında yürürlüğe konabilecek bir politika seti oluşturması ve gelecekteki niyeti göstermesi açısından program önemli.

-Yeni hükümet programında öncelikli alanlardan biri “yenilikçi bir üretim yapısının tefis edilmesi ve böylece istikrarlı ve yüksek bir büyüme yapısının oluşturulması.” Bunun için önümüzdeki dönemde imalat sanayiinin milli gelir içindeki payının artırılması yapısal dönüşümün mihenk taşını oluşturacak. Hükümet bunu, verimlilik artışı, araştırma ve geliştirmeye daha fazla ağırlık vererek, ihracata ve rekabetçi bir üretim yapısına dayanarak gerçekleştirecek.

-İhracatta teknolojik ürünlerin yüzde 4 olan payının yüzde 15’e çıkarılması amacıyla bu dönemde “üretim stratejisinin ihracat odaklı bir eksene oturtulması” hedefleniyor. Bu kapsamda orta ve yüksek teknolojili sektörlerde üretim artışını gerçekleştirecek, özellikle yüksek teknolojili sektörlerde yeni yatırımların artırılmasının yolu açılacak.

-Yapısal dönüşümün hayata geçirilmesi için yurtiçi tasarruflar artırılacak, imalat sanayiinde yerli girdi kullanımına dayalı ve yüksek katma değerli bir yapıya geçilecek. İşgücü verimliliği artırılacak, bilim, teknoloji ve yenilik kapasitesi geliştirilecek. Bilgi ve işlem teknolojileri etkin bir şekilde kullanılacak. Lojistik ve ulaştırma altyapısı iyileştirilecek.

-Fiyat istikrarını, finansal yapı ve maliye politikasında elde edilen kazanımlar güçlendirecek. Enflasyonla mücadeleye daha fazla yoğunlaşılacak. Dalgalı döviz kuru politikası sürdürülecek. TCMB fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını bağımsız bir şekilde belirlemeye devam edecek.

HEMEN UYGULAMA ALANI BULMASA DA BIR IŞE YARAR MI?
Ekonomide yapısal reformlarla rota değişikliğine gidilmesi benimsenmiş, program haline de getirilmiş. Ancak seçim çok yakın. Zorunlu hale gelmedikçe radikal reformlara kimse el atmak istemez. Kimse doğru düzgün giden arabayı durdurmaya ve tamir etmeye kalkmaz. Kalkarsa çıkacak kargaşanın da sorumlusu olur. Kaldı ki, arabadaki bu tamirat ve bu rota değişikliğinin sonucu kısa vadede alınamaz. Buna karşılık ekonomide politika değişikliği seçim öncesinde yürürlüğe konmasa da, iyi bir hazırlığa yol açabilir, yol gösterici olabilir, tıkanıklığa doğru gidiyoruz hissini yaşatmayabilir. Bu yönüyle de bir çıpa görevi görebilir ve ekonomiye güven sağlamaya devam edebilir.

SONUÇ: “Bekle eşiği, bulasın ışığı.” Türk atasözü

Yukarı