TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Ekonomiyi ve açığı büyüten, tasarrufları düşüren ne?

Dün yılın 8 aylık dönemine ait yurtiçi yerleşiklerin finansal servetlerinin bir dökümünü yayımlamıştık. Aylık bazda izlediğimiz bu veride yerinde sayma diye tanımlayabileceğimiz durgunluk sadece bu yıl değil son birkaç yılı da kapsıyor. 2013 yılında mesela yerlilerin finansal varlığı gerilemişti. Son 7 yıllık artışı da çok sınırlı. 2007 sonunda 434 milyar dolar olan yurtiçi yerleşiklerin toplam tasarrufu 7 yıl sonra 555 milyar dolara varıyor. Artış 120 milyar dolar veya yüzde 27. Söz konusu olan 7 yıl ve tasarruf artışı sanki dolar faizi kadar bir şey.

Bu da zaten ülkenin genel tasarruf düzeyine yansıdı. Tasarrufların milli gelire oranı giderek geriledi ve geçen yıl yüzde 12.6 ile dibi buldu. Bu yıl artış bekleniyor ama bu çok sınırlı kalabilir. Çünkü mevduatlar artmadı, artışın olduğu tek kalem bireysel emeklilik.

KRİZDEN KÂRLI ÇIKILDI: Halbuki son 7 yılda istihdam arttı. İstihdam edilenler belli bir gelire kavuştu. Ücret ve maaşlarda da reel bir gerileme olmadı. Küresel kriz nedeniyle de yerleşikler servet kaybına uğramadı. Hatta servet büyüttü. Çünkü dövizde olanlar kur artışından yararlandı. Faizde olanlar faiz düşüşünden sermaye getirisi elde etti. Borsa kısa sürede kendini toparladı. Gayrimenkul de öyle. Altın tasarrufu olanlar yine küresel krizde iyi kazandı. Altın Eylül 2011’e kadar yükselişini sürdürdü.

PARA KONUTA YÖNELDİ: İlk kez bir krizden finansal varlıklarını büyüterek çıkan yerleşik hanehalkının kriz sonrası eğilimi ise gayrimenkul ve konuta yönelmek oldu. Artan tasarruflarını konut alımına yöneltti. Yöneltti ki hemen her yıl konut satışları rekor kırarak büyüdü ve geçen yıl ilk kez 1 milyonun üzerine çıkarak 1.157 bin adede yükseldi. Bu yıl da faizlerin ciddi oranda yükselmesinin etkisine rağmen, satışlar iyi gidiyor. Yılın 7 aylık döneminde faiz artışından dolayı ipotekli konut satışlarında yüzde 32.5 düşüş meydana geldi. Buna karşılık peşin alımları da içeren diğer satışlarda yüzde 7.5 artış meydana geldi. Bu artışın özellikle tarihi rekor satışın yapıldığı bir yılın ardından gelmesi daha önemli. Üstelik geçen yılki konut satışlarındaki artış yüzde 63 gibi, çok yüksek bir sıçramayı ifade ediyor.

PEŞİN SATIŞLAR ARTTI: Konut satışlarının hız keserek devam etmesi, konut kredi faizlerinin yüzde 50 dolayında artış göstermesine karşılık gerçekleşiyor. Yani konut satın alma isteği ve olanakları devam ediyor. Bir önceki yılın 7 ayında 384 bin konut peşin olarak veya satıcı kredisi ile satılmışken 2014 yılında bu sayı 413 bine yükseldi. Kısaca paralar veya artan tasarrufların konuta yönelmesi, geçmiş yıllardan gelen borçların ödenmesinde kullanılması güçlü bir olasılık.

Paralar konuta ve gayrimenkule gittiği ve dolayısıyla harcandığı için, hanehalkının finansal tasarrufları eriyor. Hanehalkı için değişen bir şey yok. Finansal varlığın yerine fiziki bir varlık olan gayrimenkulü koyuyor.

KONUTTAN DÖVİZ YOK: Ülke ekonomisi açısından ise yerli kaynakları daha çok inşaat sektörünün finansmanında kullanmış olduk ve bu nedenle toplam tasarruflar artmıyor. Ekonominin finansmanını da daha çok dışarıdan gelen kaynaklar üstleniyor. Yani yabancı tasarrufları ithal ediyoruz, cari açık veriyoruz. Ancak bu sektöre yapılan yatırımların döviz kazanma özelliği çok kısıtlı. Dış ticarete konu olan malların üretimi, tarım ürünleri veya turizm sektörü gibi değil. İnşaat sektörüne yapılan yatırımlar ve bu alandaki aktiviteler elbette ekonomiyi ve özellikle iç talebi canlandırıyor. Büyüme ve istihdam yaratıyor. Ama aynı zamanda döviz girişi sağlayamadığı ve yerli finansal kaynakları emdiği için cari açığı körüklüyor.

ROTA DEĞİŞİKLİĞİ: Sonuçta uzun yıllar yurtiçinde inşaat sektörüyle büyümeye dayalı ekonomik model aynı zamanda cari açığı rekora, tasarrufları da dibe indiriyor. Hatta düşük büyüme ortamında bile, yüksek cari açığın devam etmesi sonucunu doğuruyor. Büyüme temposunu vasatlıktan kurtarıp yükseltmeye kalktığımızda hemen cari açık kısıtıyla karşılaşmanın nedeni de bu. Ekonominin rotasını konut ve inşaat odaklı olmaktan, üretim ve ihracat odaklı olmaya çevirmek bu nedenle çok gereklidir.

SONUÇ: “Hayatınız istediğiniz gibi gitmiyorsa unutmayın, direksiyonda siz varsınız.” Marlynn Longston

Yukarı