TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Gaza dokunma zamanı geldi

Kaptan şoförün gazdan ayağını çekip frene bastığı yılın ikinci çeyrek döneminin büyümesi bir hayli düşük çıktı. Geçen yılki büyüme yüzde 4.1 ve bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 4.7’ye ulaşılmışken ikinci çeyrekte yüzde 2.1’e inildi. Bir tepe bir dip, yüksek oynaklık ilk bakışta büyümenin ve ekonominin istikrarsızlığına yorumlanabilir.

Ama durum öyle değil. Belirttiğimiz gibi arabanın sürücü koltuğundaki kaptanın önündeki görüş mesafesine göre hızını ayarlamasından ve kontrolü elden bırakmamak istemesinden kaynaklanıyor. Bir yerde bu kontrollü bir istikrarsızlık yaratmış oluyor. Neden?

KONTROLLÜ GİDİŞ: Çünkü mevcut modelde büyüme cari açık yaratıyor. Kur artışı ve yüksek gıda fiyatları da enflasyonu çift haneye dayandırdı. Hükümet de seçimler öncesinde iç tüketimin azamiye çıkarılması, seçmenin tüketim ve konut talebinin mümkün olduğunca karşılanmasını tercih etti. Ama hareket alanı son derece dardı. Bu nedenle daha seçim yapılmadan frene basıldı. Çünkü cari açığı azdırmaya gelmezdi. Hükümet FED’in faiz artırımı ile sermaye hareketlerinin tersine döneceği bir döneme hazırlıksız girmek istemezdi. Bu iki seçim daha yapacak iktidar partisi açısından istenmeyen bir durumdu. Büyümede kontrollü gidişin en önemli nedeni bu.

FREN İÇ TÜKETİME: Bütün bu nedenlerle tüketimi frenleyecek önlemler şubat ayında yürürlüğe sokuldu. Nitekim milli gelirin yüzde 70’ini oluşturan iç tüketimdeki artış ikinci çeyrekte sıfır düzeyine kadar indi. İç tüketim durulunca ticaret de, taşıma da, finansal hizmetler de büyüyemedi. Hatta iç piyasaya mal üreten sanayi de yavaşladı.

-Bunun yanına tarım üretimindeki gerilemeyi de eklemek gerekiyor.

-Jeopolitik riskler de ihracatı engelledi ve büyüme hızını aşağı çekti. Buna rağmen 2.1’lik büyümeye en önemli katkı ihracattan geldi.

-Büyümenin istenenin ötesinde düştüğü anlaşılınca da geri adım atma girişimleri başlatıldı. Cari açıkta da istenen hedefe rahatlıkla ulaşılacağı açıklandı. Bu durumda kısıtlamalar gevşetilip tüketimin önü kısmen açılabilir. Düşen faizlerin bu rolü kısmen üstlenebileceğini de belirtelim. Bu açıdan bugünkü Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın Kastamonu konuşması önemli ipuçları verebilir.

ATMOSFERDE DÜZELME: Küresel faktörler ise Türkiye’nin bu yılbaşında aldığı kemer sıkıcı önlemleri gevşetmesi yönünde gelişti. FED’in parasal genişlemeyi bitirmesiyle sermaye hareketlerinde sert geri dönüşler olabileceği öngörülüyordu. Ancak yeniden durgunluk gündeme gelince Avrupa Merkez Bankası bir büyük parasal genişlemeyi gündeme getirdi. Amerika dünyadan dolar likiditesini geri çekerken Avrupa Euro likiditesi verecek. Euro elbette dolar demek değil, tam olarak onun yerine geçemez ama en azından onun çekilmesiyle oluşacak boşluğu bir ölçüde doldurabilir. Bu da eylül ayı itibarıyla ortaya çıktı.

Bu nedenler yanında genel seçimlerin giderek yaklaşmasının motivasyonu ile ekonominin gazına yeniden dokunmak zamanı geldi. Gaza basacak kadar manevra alanımız yok, bu nedenle dokunma dedim.

SONUÇ: “Kaçmak ve koşmak aynı şey değildir.” Çin atasözü

Yukarı