TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bütçedeki bozulmayı ne düzeltebilir?

Dün Türkiye ekonomisine ait iki önemli veri açıklandı. İkisinde de kısmi bozulma meydana gelmiş.

Verilerden biri haziran ayına ait istihdam rakamlarıydı.

Mevsim etkilerinden arındırılmış olarak bakıldığında istihdam verileri daha netleşiyor.

İstihdamda en iyi dönemi Aralık 2013’te geride bırakmışız. Bir kere işsiz sayısı 2.489 bin ile 2.5 milyonun altına düşmüş ve genel işsizlik oranı yüzde 9.1’e inmiş. Tarım dışı işsizlik yüzde 10.9’a, genç nüfustaki işsizlik de yüzde 16.9’a düşmüş. Haziran sonunda bu oranlar sırasıyla 2.854 bin işsiz, yüzde 9.9 işsizlik, yüzde 12 tarım dışı işsizlik, yüzde 18.1 genç nüfustaki işsizlik olarak ortaya çıkıyor. Oranlarda 1-2 puanlık artış var.

KAYNAĞI NE:
Oranlardaki bu bozulma nereden kaynaklanıyor? Akla ilk gelen büyümedeki düşüş. Geçen yılki büyüme hızı son olarak yüzde 4.1’e revize edildi. Bu yılın ilk yarısında ise yüzde 3.2 büyümeye indik. İlk çeyrekte yüzde 4.7 olan rakam ikinci çeyrekte yüzde 2.1’e indi. Büyümede hız kaybının istihdama yansımasını normal karşılamak gerekir.

Ama istihdam piyasası ile büyüme arasındaki ilişki bu kadar hızlı çalışmıyor.

Büyüme dışında mevsimsel etkilerden arındırılmış verilerle bakınca işgücüne katılım artmış, 28 milyon kişiden 28.714 bine çıkmış. Nüfus artışının üzerinde bir oran. 714 binlik ekstra artıştan da 437 bini iş bulmuş. Gerisi de işsizler kervanına katılmış. Yarı yılda 437 bin kişi iyi bir istihdam. Yıllık 800 bini geçer ki, uzun vadede böyle gidiş sorunu hafifletir.

İstihdamın yaratılmasına karşılık işsizliğin artıyor olmasının gerisinde farklı bir neden aranmalı. Suriye’den gelenlerin belli bir etkisi olsa gerek.

İşsizliğin artıyor olması şüphesiz ki bardağın boş yanı. Ama istihdamdaki 400 bini geçen artış da bardağın dolu tarafı.

BÜTÇE TORBAYA BAĞLI:
Dün mali tatil nedeniyle açıklanmayan temmuz ayı ile birlikte ağustos bütçeside açıklandı. Haziran ayındaki kötüleşmenin ardından kısmı bir toparlanma söz konusu. Ancak 8 aylık dönemler itibarıyla bakıldığında bu yıl bütçe daha iyi gitmiyor. Belli bir bozulma göze çarpıyor.

Özellikle haziran ayında ortaya çıkan yurtiçi KDV, ÖTV gibi vergi gelirlerindeki durulma ve geri gidişte Meclis’te görüşmeleri süren torba yasa tasarısı ile getirilen affın etkisi olabileceğine değinmiştik. Bu bozulmanın temmuz ve ağustos aylarında devam etmediğini ve kısmen düzeldiğini gözlemledik. Torba kanun da çıktı. Ödemelerin başlamasıyla bundan sonra bütçenin gelir tarafının daha güçleneceğini beklemek gerekli. Özelleştirme gelirleri de devreye girecek. Gelir tarafı güçlendiğinde açık biraz daha azalacak. Gelecek yıla da sarkacak olan ödemeler aynı zamanda genel seçim öncesinde harcamaları finanse etmiş olacak.

İÇ TALEPTE DURGUN:
Bütçenin gelir kalemleri arasında dahilde alınan KDV’nin 8 aylık artışı sıfır, özel tüketim vergisinin yüzde 4.2 ve ithalde alınan KDV’nin de yüzde 2.5 düzeyinde. Kısaca yurt içi talebi dizginlemeye yönelik önlemler sonuçlarını vermiş. İç tüketimin durmasına paralel bu üç vergi kaleminde reel bir artış meydana gelememiş.

Dünya gözünü FED’e çevirmiş ve gelişmekte olan ekonomilerden sermaye çekilmeye başlamış. Türkiye cari açığını düşürüyor ama oran hâlâ yüksek ve sürdürülebilir düzeyin üzerinde. Enflasyon yükseldi ve çift haneli rakamlara dayandı. Uluslararası kredi kuruluşları uyarı üstüne uyarı yapıyor, sanki not indirmek için bahane arıyor. Böyle bir ortamda bozulan temel ekonomik verilere bir yenisinin eklenmesine tolerans gösterilmeyebilir. Özellikle bu veri bütçe olursa.

SONUÇ:
“Bir damla su denizi bile büyütür.”
Rus atasözü

Yukarı