TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Fırtınadan güçlü bütçe koruyacak

Ekonomi yönetiminden geçmiş yıllarda olduğu gibi iddiası düşük, gerçekçi ama inandırıcı bir üç yıllık orta vadeli program açıklaması geldi. 2015-2017 dönemini kapsayan 3 yıllık Orta Vadeli Program’a göre Türkiye’yi önümüzdeki dönemde asıl güçlü bütçenin daha da güçlendirilecek olması koruyacak. Düşürülen büyüme ve cari açık da bu korumada bütçeye yardımcı olacak.

Ali Babacan ve ilgili bakanların katılımıyla tanıtılan yeni programa göre, büyüme oranı ilk yıllar için düşürüldü ve bu yıl için yüzde 3.3’e, gelecek yıl için yüzde 4’e indirilirken yüzde 5’e ancak 2017’de ulaşılacak. Böylece Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı tarafından ortaya atılan ekonomide 3x5 formülünün ilki gerçekleşmiş olacak.

3x5’in ikinci ayağı enflasyonun yüzde 5’e indirilmesi ise en erken 2016’da olabilecek. Bu yılki enflasyon ise yüzde 9.4 bekleniyor. Gelecek yıl için de yüzde 6.3 hedefleniyor. Yeni Orta Vadeli Program’ın en önemli hedefi enflasyon olarak ortaya konuldu. Bir öncekinin hedefi cari açıktı.

3X5’in üçüncü ayağını da cari açığın yüzde 5’e indirilmesi oluşturuyor. Bu yılki açığın milli gelire oranı hedefin yüzde 0.7 altında yüzde 5.7 olarak gerçekleşecek. Bir yılda yüzde 7.9’dan 2.2 puan azalmayla 5.7’ye inilecek. Burada sağlanan iyileşme zaten önceliğin cari açıktan enflasyona kaydırılmasına yol açtı. Gelecek yılki hedef yüzde 5.4, 2017 için de yüzde 5.2.

Rakam olarak cari açığın 50 milyar dolarla sınırlandırıldığı dikkati çekiyor. Bu yılki 46 milyar, 2017’ninki 50.7 milyar dolar olarak belirlenmiş. Yani hesap Türkiye’nin 50 milyar dolarlık ve milli gelirinin yüzde 5’i düzeyindeki bir açığı finanse edebileceği tahminine dayanmış.

Böyle bir açığın ve finansmanının sürdürülebilmesi için, sermaye hareketlerinin serbest kalmaya devam etmesi, Türkiye’nin piyasa dostu tutumunu sürdürmesi ve yatırım yapılabilir kredi notunu koruması gerekiyor. Her ne kadar miktar ve oran olarak cari açık düşürülmüş olsa da, dış konjonktür değişiyor. Küresel likiditenin daralacağı ve faiz oranlarının artacağı bir dönemde, gelişmekte olan ülkelere eskisi kadar sermaye akışı beklenmiyor. Ekonomideki reformların yapılmasındaki kritik nokta da burada.

Cari açık önümüzdeki yıllarda yavaş gerileyecek ve hemen her yıl Türkiye’nin sadece bunun için 50 milyar dolar yeni kaynak bulması gerekecek. Bu durum, Türkiye’nin yapısal reformları yapmasına, pozitif sermaye hareketlerinin devam etmesine ve dışarıdan net bazda döviz girişine bağlı. TL’nin değerleneceği hesabı da buna dayanılarak yapılmış. Dolar dün 2.29’u gördü ama 2015 için ortalama dolar kuru 2015 için 2.2882 belirlenmiş ve bu yılki kura göre artışı yüzde 5.1. Yüzde 6.3’lük enflasyonun altında. 2016’da dolar kuru 2.3705 tahmin edilmiş ve artış yüzde 3.6. Aynı yıl için enflasyon yüzde 5 artıyor. 2017’ye gelince dolar yüzde 3 artacak ve 2.4408’e çıkacak, enflasyon yine yüzde 5 olacak. 2014 için dolar kurundaki artış yüzde 14.4, enflasyon yüzde 9.4’te kalırsa bu kaybın önümüzdeki yıllarda TL’yi koruyacağı varsayılmış. Bu korumaya, dışarıda yükselecek faizlerin içeriye yansımasını ve nominal faizlerin yükselmesini eklemek gerekiyor.

Küresel konjonktürün aleyhimize döneceği ve jeopolitik risklerin yükseldiği bir dönemde milli gelirin yüzde 5’i düzeyinde cari açıkla yaşamaya devam etmenin garantisi ise bütçe açıklarının kısılmasında bulunmuş. Güçlü bütçe önümüzdeki yıllarda daha da güçlendirilecek. Faiz dışı fazla artırılacak ve 2017’de milli gelirin yüzde 2’si düzeyine çıkarılacak.

Bütçe açığı ise bu yıl milli gelirin yüzde 2.2 düzeyinde beklenirken gerçekleşme yüzde 1.4 olacak. Bütçe açığı gelecek yıl yüzde 1.1’e, 2016’da yüzde 0.7’ye ve 2017’de yüzde 0.3’e inecek. Eğer bu hedef tutarsa Türkiye 1970 sonrasının en denk bütçesini ortaya koyacak. Bağlı olarak AB tanımlı kamu borç stokunun milli gelire oranı yüzde 33.1 düzeyinden yüzde 28.5’e gerileyecek. Borcun çevrilmesi gibi bir sorun ortada olmayacak.

Program şimdiye kadar izlenen ekonomi politikalarının, önümüzdeki fırtınalı dönemde krize girmeden sürdürülmesini hedeflemiş. Sayın Ali Babacan dönemlerinin gerçeğe en yakın programı denilebilir. Ancak kendisinin veya kendisiyle aynı dili konuşan birisinin ekonominin kaptan köşkünde oturmasıyla sürdürülebilir ve hedefine ulaşabilir bir program.

SONUÇ: “Halep uzak ise arşın yakındır.” Kosova Türklerinin atasözü

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
09 Ekim 2014 Perşembe, 11:43 Misafir yılda 60-80 milyar$ sermaye girişi olurken, ortadoğuya bol bol şeker, çikolata, mobilya satan içeride yol ve inşaat yapan ekonomi olduk. satacak mallarımızın sonuna gelirken, likidite bolluğunun da sonuna geliniyor ve aşırı ısınmış bir ekonomide bile yatırım yaparak para kazanma limitlerimize ulaşıyoruz. ekonomi yavaşladığında birçok yanlış yatırım görünür hale gelecektir. önümüzdeki sürecin zorluğu açıkça ortadayken, yapısal reform yapmanın ne kadar acılı olacağını tahmin etmek hiçte zor değil. biz kaçırdığımız trene yanalım bence.
Yukarı