TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Çıkan dolara müdahale faiz artışına erteleme durumu kurtarır mı?

Geçen hafta küresel piyasalarda yaşananlar yeni bir durumu ortaya koydu. Daha açıkçası somutlaştırdı. Piyasalar artık FED’in faizi artırması dışındaki risklere daha fazla odaklanmış durumda. 18 Eylül’de açıklanan toplantı özetiyle piyasalar FED’in faizleri daha hızlı artıracağı izlenimine kapılmış ve satışa geçmişti. Çarşamba günü açıklanan toplantı tutanakları, FED üyelerinin doların hızlı yükselişinden ve küresel ekonomik yavaşlamadan dolayı ABD ekonomisinin riskle karşılaşmasından çekindiklerini ortaya koydu. Çok kısa sürede hızlı yükselen doların 6 büyük para birimine karşı yüzde 10 değer kazanması, aynı korkuyu piyasaların da gündemine taşıdı. Dolar Endeksi yüzde 1 kadar geriledi. Dünya borsalarında bir günlük sert yükselişler görüldü. Cuma günü ise korku ve endişe daha ağır biçimde devam etti. Piyasalar perşembe günkü kazanımlarını fazlasıyla geri verdi. Halbuki FED’in duruşunda herhangi bir değişiklik yoktu. Tutanaklara göre ABD merkez bankası faiz artırmak için acele etmeyecek, kayda değer bir süre bekleyecekti. Birer gün arayla piyasaların yaşadığı cennet ve cehennemi nasıl yorumlamak gerekir?

* Birincisi, düzeltme hareketinin devamı deyip işin içinden çıkılabilir. Gelişen piyasalarda düzeltme yüzde 10, gelişmiş piyasalarda yüzde 8’e vardı. Ancak düzeltmede pozisyonların kârlı olması yanında ABD’nin faiz artışına hazırlık da rol oynuyordu. Faiz artışı erteleniyorsa piyasaların rahatlığı bir günle mi sınırlı kalırdı.

*İkinci neden olarak FED’in dikkat çekmesinin ardından IMF’nin raporlarında da dünya büyümesinin kırpılmasını gösterebiliriz.

* Alman ekonomisinin zayıfladığına ilişkin güçlü verilerin açıklanması ise işin tuzu biberi oldu. Ağustos ayında Almanya’nın ihracatı yüzde 5.8, fabrika siparişleri yüzde 5.7, sanayi üretimi yüzde 4.7 düştü. Bu düşüş, küresel krizin olduğu Ocak 2009’dan beri en sert aylık düşüş. Rusya ile ilişkilerde karşılıklı ambargonun ilk ve en somut sonucu ortaya çıktı. Ambargo sürdüğü veya genişlediği sürece ekonomi üzerindeki yıkıcı etkisi da artacak demektir. Buna paralel geçen haftanın en sert düşen borsalarından biri Alman Borsası. Dax Endeksi’nin 19 Eylül sonrası kaybı yüzde 11’e ulaştı.

* Almanya, AB’nin ayakta olup koşan lider ekonomisi ve lokomotifi. Burada bir tekleme toplamda AB ekonomisi üzerinde yıkıcı etki yaratabilir. Borçlu ülkelerin borcu hemen akla geliverir.

* Dolayısıyla Rusya-Ukrayna, Çin-Hong Kong, Irak-Suriye jeopolitik riskleri piyasalar ve ekonomiler için artık birer büyük bilinmezlik ve risk kaynağı artık.

* Çin ekonomisi de ihracat pazarlarındaki daralmaya paralel yavaşlıyor. Zaten yavaşlamamış olsaydı emtia ve petrol fiyatları bu kadar düşmezdi. Emtia fiyatlarının son 3.5 aydaki düşüşü yüzde 12’yi buldu, brent petrol ise uzun bir aradan sonra 90 doların altına indi. 88.11 dolarlık fiyat son 3.5 ayda yüzde 24 düşüşe işaret ediyor.

* Amerika hızlı yükselen dolara müdahale etti, bundan sonra da edebilir ve dolarda daha yumuşak bir değerlenme gündeme gelebilir.

* ABD, kendi ekonomisi dışında toparlanan göremiyor ve tek başına kalmak istemiyor. Bu nedenle faiz artırımını mümkün olduğu kadar erteleyecek gibi. Bunun yolunu arıyor ve yapıyor gibi. Erken hareket etmektense geç kalmayı yeğleyecek.

* Son iki gelişmenin yanına piyasaların düzeltmesinin makul ölçüler içinde kalması ve jeopolitik risklerin azalması da eklenirse, durum bir ölçüde kurtarılabilir. Bir ölçüde çünkü krizle küresel ekonomi suni ve kötü bir denge üzerinde yüzdürülüyor. Buradan kalıcı bir dengeye geçmek bedelsiz olmaz.

SONUÇ: “Gerçek, ancak işitmek isteyene söylenmeli.” Seneca


Yukarı