TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Petrolün düştüğüne sevinelim mi üzülelim mi?

Küresel ekonomide ABD dışında iyi giden yok gibi. Avrupa durgunluğun eşiğinde, deflasyon riskiyle karşı karşıya. Rusya’da büyüme sıfıra indi ve politik risklerle birlikte bu durumun sürmesi bekleniyor. Batı ile Rusya’nın karşılıklı ambargo uygulamaları hem Avrupa hem de Rus ekonomisini aşağıya çekiyor.

yüzde 7.5 büyümeyi tutturacak ama büyüme hızının giderek düşmesi ve öngörülenin altına inme riski beklentileri olumsuz etkiliyor. Kısaca IMF’nin revizyonlarında da ortaya çıktığı gibi, küresel büyüme hızı düşüyor.

Jeopolitik riskler de son yılların en yüksek düzeyinde. Bundan dolayıdır ki, uluslararası para güvenli limanlara sığınıyor. Amerika ve Alman hazine kâğıdı faizlerindeki gerileme bunun bir göstergesi. Emtia fiyatlarında hızlı düşüşe ve dolarda hızla yükselmeye karşılık altın fiyatlarındaki inişin yumuşak olması bundan. ABD faizlerinin artacağı, dolar likiditesinin çekileceği ve doların da değerleneceği bir ortamda altın fiyatlarının daha hızlı düşmesi beklenirdi.

ENERJİ FATURASI DÜŞER

Küresel ekonomik büyümenin yavaşlayacak olması emtia ve petrol fiyatlarını düşürüyor. Brent petrol haziran sonunda 116 dolara dayanmışken dün 88 dolara indi. 3.5 aylık düşüş yüzde 24’e vardı. Yani dörtte bir oranında geriledi. Bunun Türkiye ekonomisinin petrol faturasını düşüreceği çok açık. Çünkü hemen her yıl petrol de dahil enerji ithalatına 60 milyar dolar ödüyoruz, bu kadar petrol ve doğalgazı ithal ediyoruz. Petrol fiyatlarında meydana gelen düşüş 25 doları bulmuş. Ortalama bazda bakılırsa gerileme daha düşüktür. Bunu 20 dolar olarak alsak, her 10 dolarlık gerileme enerji faturasını 6 milyar dolar azaltır. 20 dolarlık azalma da 12 milyar dolar yapar. 60 milyar dolarlık fatura da, fiyat düşüşlerinin kalıcı olması durumunda, bir yıl sonra faturayı 48 milyar dolara indirir. Enerjinin yüzde 74’ünü ithal etmesi nedeniyle fiyat düşüşlerinden en çok yararlanacak ekonominin Türkiye olması gerekir. Böyle bir sonuca da sevinmek gerekir.

TOPLAMDA FATURA ARTAR:

Ancak bu durum madalyonun görünen yüzü. Madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde petrol fiyatlarını düşüren küresel konjonktürün veya atmosferin Türkiye ekonomisini de olumsuz etkilediğini görüyoruz. Sonuçta petrol faturamız 60 milyarsa, milli gelirimiz 800 milyar dolar. Enerji faturasını daraltan etkenler aynı olmasa da ekonomiyi daraltıyor. Dolayısıyla petrol fiyatlarının düştüğü süreçten görünürde kârlı ama gerçekte kayıplı çıkıyoruz.

Çünkü petrolü düşüren faktörler küresel ekonominin yavaşlaması olunca bundan ihracat pazarlarımız da, dışarıdan finansman olanaklarımız da, yine Türkiye’ye turist yollayan ülkelerin gelirleri azaldığı için turizm pazarımız da olumsuz etkileniyor.

PETROLLE BÜYÜME DE ARTAR:

Bunun tersi de geçerlidir. Ne zaman petrol fiyatları yükselişe geçmişse, enerji faturamız kabarmışsa Türkiye ekonomisi de büyümüş ve genişlemiş. Bu tezin doğruluğu için geçmiş verilere bakmak yeterli.

1998 sonunda petrol fiyatları 9.55 ile 10 doların da altındaydı. Nisan 2003’e kadar geçen 4 yılı aşkın sürede dalgalı ama ılımlı bir yükseliş eğilimi çizdi. Türkiye ekonomisi 1999, 2000 ve 2001 krizlerini yaşadı.

Nisan 2003’ten itibaren petrol fiyatları tırmanmaya başladı ve bu durum 3 Temmuz 2008’de 147.5 dolarla son buldu. 2003’e göre artış 5.5 kata ulaştı.

Sonrası petrol için düşüş dönemi. 6 ayda düşüş yüzde 77’ye vardı. Türkiye ekonomisi de 2009’da yüzde 4.8 daraldı.

2009-2010 ve 2011 petrolün de Türkiye ekonomisinin de toparlanma yılları. Devam eden yıllarda her ikisinde de hız kesme söz konusu.

Fiyatları düşürerek petrol faturamızı azaltacak olan atmosferin ekonomide yaratacağı tahribat daha büyük olacak. Net bazda kazancımız değil kaybımız olacak, biline.

SONUÇ: “Her şey zıddıyla var.” Türk atasözü

Yukarı