TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek farklı bir halka açılma teşviki açıkladı: Faizi gider yazdırmayız

Türkiye’de şirketler aşırı borçlu. 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nda borçların oranı yüzde 65, özkaynağın oranı yüzde 35. Makbulü bunun eşit olması. Denge son 10 yılda borçlar lehine bozulmuş. Borçlanmanın yaklaşık yarısı da döviz borçlarından oluşuyor. Dolayısıyla şirketler hem faiz hem de kur riski altında. Bir yıl birinden öteki yıl diğerinden zarar görüyorlar.

Dahası herhangi bir ekonomik veya finansal türbülans döneminde bu şirketler riske çok daha açık hale geliyor. Ekonomi yönetimi bir süredir şirketlerde özkaynağı güçlendirecek, borçlanma ile özvarlık kullanım koşullarını eşitleyecek bir çalışmanın içinde. Halka açılan şirketlere teşvik getirilebileceği, temettü dağıtım vergisinin azaltılabileceği SPK Başkanı Vahdettin Ertaş tarafından ifade edildi. Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği de bu konuda hazırlıklar yapıyor.

ÖZKAYNAĞA TEŞVİK


Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ahmet Arslan’ın kurduğu Fikir Sofrası’nın Mardin toplantısı onur konuğuydu. İş, finans, sivil toplum ve medya sektörü temsilcilerinin katıldığı 3 saati bulan sohbette Mehmet Şimşek “Şirketlerde özkaynak kullanımını, halka açılmayı ve bağlı olarak temettü dağıtımını teşvik etmeyi düşünüyor musunuz” şeklindeki sorumuza şu yanıtı verdi:

“Temettüde vergi teşvikinden emin değilim. Oran zaten yüzde 15. Ama halka açılmaya olumlu bakabiliriz. Bunu da halka açılanlara vergi indirimi yerine halka açılmayanlara veya borçlanma yoluna gidenlere ek yükümlülük getirme şeklinde yapabiliriz. Mesela biz hükümet olarak vergi matrahından indirilen faiz giderleri konusunda gideri düşürmeye yönelik yetki aldık. Ama bu yetkiyi şimdiye kadar kullanmadık. Bunu kullanmaya karar verdiğimizde borçlanmanın avantajını azaltmış olacağız.”

Bakan Şimşek’in bahsettiği yetki ise 15 Haziran 2012’de yürürlüğe giren 6322 sayılı Kanun’la alındı. Bu yetki kullanılacak olursa, kullanılma oranına bağlı olmak üzere, ödenen faizlerin gider yazılacak kısmı azalacak. Faiz teşvikinin azaltılması halinde şirket patronlarının yurtdışında kendilerine ait parayı şirketlerine borç olarak kullandırmasının cazibesi de azalacak. Yurtdışında patronlara ait paranın Türkiye’ye getirilmesinin yolu, borçlanmadan çıkartılırken, şirketin sermayesine katılım şekline döndürülecek. Bu da hem şirketlerin hem de Türkiye’nin dış borcunu azaltıcı etki yapacak. 2012 sonu itibarıyla Türklerin yurtdışında 138 milyar dolar finansal varlığı bulunuyordu.



2015’in zorluğu var amaTürkiye için al derim  

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 2015’e ilişki beklentilerinin sorulması üzerine şu değerlendirmede bulundu:

- ”Bölgemiz ve küresel ekonomi açısından en büyük risklerden biri Avrupa’da deflasyon ihtimali. Bunun oranı yüzde 30. Avrupa bizim için çok önemli bir bölge. Dış kaynağın ve Türkiye’ye gelen turistin üçte ikisi buradan. İhracatın yarısı da buraya.

- Ortadoğu’da IŞİD olayı ise kısmen kontrol altına alınacak gibi. Çünkü belli bir farkındalık oluştu. Amerika devreye girdi. Burada belki en kötüsü geride kalmış olabilir.

- Bir büyük risk de gelişmekte olan ülkelerdeki ekonomik yavaşlama. Bu ülkeler yüzde 7.5 büyüyordu, yüzde 4’e indi.

- Emtia fiyatlarının düşmesi yine gelişmekte olan ülkeler için felaket.

- Bunların üstüne ABD faiz artışına giderse oynaklık yaratacak. Allah’tan 2008’deki senkronize bir hareket yok. ABD tek başına faiz artıracak. Avrupa ve Japonya’da bu ihtimal yok. Bizi biraz rahatlatan da bu.

- Büyük resimde riskler var. Zor bir dönem olacak.2015’e ilişkin temkinliyiz.

- Türkiye’de ise yılın ilk yarısında seçim ve reformlar beklenir, bu seneden pek farklı olmaz.

- Seçimden tek başına iktidar çıkarsa ortaya koyacağımız yapısal reformlar da heyecan yaratır. Yılın ikinci yarısında özel yatırımlar canlanır. Petrol fiyatlarının düşmesi ile harcanacak gelir artar. Faizler de artmazsa iç talep canlanır, bu büyümeyi artırır ve ikinci yarının momentumunu güçlendirebilir.”

-Maliye Bakanı Mehmet Şimşek “Siz Merrill Lynch ekonomisti şapkanızla konuşsaydınız 2015’te Türkiye’yi al mı sat mı derdiniz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Orta ve uzun vadede Türkiye’yle ilgili hiç tereddütüm yok. Gelecek seneyi ve kısa vadeyi biraz sıkıntılı görüyorum. Ama Merrill Lynch’te çalışırken böyle durumlarda göreceli bakardık. Mesele diğer ülkeler yüzde 10 kaybederken Türkiye yüzde 9 kaybettirecekse Türkiye’yi al derdik. Göreceli bakıldığında Türkiye hakkında iyimserim.”

Yukarı