TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bir yılda zenginleşeceğiz

“Güçlü ve Dengeli Büyüme için Yapısal Dönüşüm’ programında 2017’de 971 milyar dolar olan milli gelirin 2018’de 1.3 trilyon dolara yüzde 9.1 olan işsizlik rakamının da yüzde 7’ye düşeceği görünüyor. İşin sırrı ise ‘hesap değişiminde’

Başbakan Ahmet Davuoğlu dün ekonomide ikincil reformların bir kısmını açıkladı. 25 ana konudan 9’u konusunda 417 önlem alınacak. İthalata olan bağımlılığın azaltılması ana hedef. Bu amaçla yerli kaynaklardan enerji üretimine, ithalatı azaltacak üretime odaklanılacak. Tarımda sulamaya ağırlık verilecek. Teknolojinin ticarileşmesi sağlanacak.

Önümüzdeki dönem zaten zor bir süreç olmaya aday.

* Çünkü Türkiye’nin dış pazarlarında durgunluk var. Bu durgunluğun bir bölümü Avrupa ekonomilerinin büyüyememesinden ve deflasyon riskinden kaynaklanıyor. Bir bölümü de jeopolitik risklerin ortaya çıkmasından. Irak, Rusya, Ukrayna bu riske örnek

* İhracatın sınırlı artması beraberinde ithalatın sınırlanmasını getiriyor. Çünkü zaten Türkiye dünyanın en yüksek cari açık veren ilk 5 ülkesinden biri ve çok göze batıyor. Oysa küresel koşullar daha yükselecek bir cari açığı fonlamaya uygun değil.

* Çünkü ABD Merkez Bankası FED parasal genişleme dönemini bitirdi. Yakın bir vadede de faizi artırmaya ve dolar likiditesini kademeli şekilde geri çekmeye hazırlanıyor. Bol dolarlar gittiği yerlerden geri dönecek. Ya da aynı yerlere giden dolar miktarında azalma olacak. Türkiye’ye gelen dış kaynağın azalması daha küçük çaplı cari açık verilmesini zorunlu kılıyor.

* İşte böyle bir sürece bir de genel seçim rastlıyor. Hükümet böyle bir ortamda işi sıkı götürmek istiyor. İç ve dış politikada zaten yeterince sorun var. Bir de ekonomide yeni bir sorunla karşılaşmak istemiyor ki, seçim öncesinde böyle reform paketi açıklıyor.

* Türkiye’nin G20 dönem başkanlığını bir yıl süreyle devralacağı toplantı kasımda yapılıyor. Türkiye G20’de üye ülkelerin alacakları ekonomik önlemleri önceden açıklaması ve diğer ülkelerin de durumunu buna göre ayarlaması gerektiğini savunuyor. Bu tezini güçlendirmek adına öncü adımları bizzat toplantı ve kendi başkanlığı öncesinde atmış oluyor.

* Gelelim Başbakan Davutoğlu’nun söylediklerine. 4 yıl sonra 2018’de 1.3 trilyon dolarlık milli gelir büyüklüğüne ulaşılacak. Henüz yeni açıklanan 3 yıllık Ekonomik Programa göre 2017 milli geliri 971 milyar dolar olacak. Nasıl bir artış olacak da bir yıl sonra 2018’de bu rakam 1.3 trilyon dolara yükselecek. Bir yılda 329 milyar dolarlık artış mümkün mü?

* Normalde mümkün değil. Ancak milli gelir hesaplanmasında bir revizyon daha yapılırsa pekâlâ mümkün hale gelebilir. Son revizyon 2006 yılında yapıldı. Milli gelir üçte bir düzeyinde yükseldi. Ondan önceki revizyon sanırım 1990 yılına aitti ve yüzde 40 oranında bir artışa gidilmişti. Şimdi de böyle revizyonun temel nedeni AB standartlarıyla büyümenin hesaplanması olabilir.

* Ne de olsa kayıtdışılığı yüksek bir ekonomiyiz. Halen ekonomideki kayıtdışı oranının yüzde 27-40 arasında olduğu hesaplanıyor. Kayıtdışılığa paralel kavranamamış, kapsama alanına girmemiş gelirler elbette olabilir. Avrupa ve dışarısı yeni hesaplama yöntemini kabul ederse revizyon da pekâlâ mümkün hale gelir.

* Gelgelelim işsizliğin yüzde 7’ye düşürülmesine. İddialı hedef ve bu da milli gibi Orta Vadeli Program hedefleriyle çelişiyor, 2023 hedefleriyle ise uyuşuyor.

* Peki nasıl olacak bu? İstihdam mevzuatının değiştirilmesi gündemde. Bununla işe alma ve işten çıkarma kolaylaştırılacak. Esnek çalışma sistemi getirilecek. Part time yani yarı zamanlı çalışma kolaylaşacak. Bir kişi yerine iki kişi istihdam edilecek. Tam maaş yerine yarım maaş ödenecek. Daha fazla kişi iş bulacak ama yarım maaş alacak. Part time çalışma yaygınlaştırılsa bile işsizlik hedefi yine tutmayabilir ama hedefe yaklaşılabilir.

Yukarı