TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

BES’te 11 yıllık geçmiş vasat gelecek parlak olmaya aday

Ekim sonu rakamlarının açıklanmasıyla Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) 11 yıllı tamamlandı. Ekim 2003’te çalışmaya başlayan sistem 11 yılda kümülatif olarak enflasyonu ve dövizi yendi ama performansı da vasat. Ancak son bir yılda yapılan düzenlemeler ve getirilen teşvikten dolayı belli bir hızlanma var. Yüzde 25 devlet katkısı ile BES’in katılımcı sayısı 5 milyona dayandı, fon miktarı da 10 ayda 26.3 milyardan 33 milyar liraya yükseldi.

-Sisteme katılanlara en cazip geleni yüzde 25’lik devlet katkısı. Yatırılan her bin TL için devlet 250 lira katkı yapıyor.

-İkincisi de sektöre getirilen çekidüzen. Fon yönetim ücretleri düşürüldü ve en çok yüzde 2 ile sınırlandırıldı. Böylece ortalama kümülatif olarak yüzde 5.3’e kadar çıkan fon yönetim ücreti yüzde 2.8’e geriledi. İlerleyen zamanda oran daha da düşecek. Yönetim ücretlerinin gerilemesi ile fonların performansı da arttı. Çünkü yönetim giderinin yüzde 5.3’ten 2.8’e gerilemesi demek aslında aynı miktarda, hatta daha fazlasıyla fon performansının artması demek. Ortalama performans da öyle yüksek değil. Tek haneli rakamlara inmiş olan enflasyon ve getiriler nedeniyle performanslar da tek hanelerde kalabiliyor. O zaman yüzde 2.5’lik fon yönetim ücreti çok önemli olabiliyor.

-Fonların performansını artıran bir gelişme de, özel sektör tahvillerinin çıkarılması ve daha yüksek getiri sunmaya başlaması oldu.

-Açıklanan ekim ayı verilerine göre bireysel emeklilik fonlarının bu yılın 10 aylık dönemindeki ortalama artışı yüzde 10.84 oldu. Aynı dönemde tüketici enflasyonu yüzde 8.45 artarken Emeklilik Gözetim Merkezi‘nin verileriyle döviz sepetinin değeri TL karşısında yüzde 1.37 düştü. Hisse senetlerinin ortalama artışı ise 10 ayda yüzde 18.85 düzeyinde. Bitişikte yer alan grafikte bu getirilerin enflasyondan arındırılmış hali de bulunuyor. BES, enflasyonun yüzde 2.2 üzerinde reel bir kazanç sağlamış. Yükselen enflasyondan dolayı reel kazancın pek olmadığı bir yılda bu reel getiri kayda değer. Nitekim artan ilgi ve katılımcı sayısının sıçraması da bunu doğruluyor.

-Bireysel emeklilik sisteminin bu canlanması hükümetin getireceği bir başka teşvikle de desteklenmek isteniyor. Tarihi düşük düzeylerine inen yurtiçi tasarurfları artırmak için devlet katkısının verilmesi ardından işe yeni başlayacakların BES’e katılmalarının zorunlu hale getirilmesi düşünülüyor. Bu konuda pilot bölge çalışmaları başladı. Böyle bir düzenleme yapılırsa istihdam arttığı veya istihdama yeni katılım arttığı ölçüde BES katılımı da artar. Son yıllarda istihdamdaki artış 1 milyon düzeyine yaklaşıyor. Yaklaşık üçte biri kayıt dışı da olsa BES buradan 100 binlerce yeni katılımcıyı kazanabilir. Çünkü mevcut katılımcıların üçte ikisi sisteme ilk kez 34-35 yaşlarında giriyor.

EĞİTİM YÜKSEK, VADE UZUN GETİRİ İÇİN RİSK NİÇİN ALINMIYOR

Katılımcıların sistemden kayıpsız ayrılması için 10 yılı doldurmaları gerekiyor. Bu açıdan geçmiş 10 yıl veya 11 yıl, gelecek performans açısından da bir fikir verebilir. Emeklilik Gözetim Merkezi gerçi faizi ve gayrimenkulü dahil etmemiş ama döviz, borsa ve BES karşılaştırması bize belli bir fikir veriyor.

-Bir kere emeklilik fonlarının getiride enflasyonu ve dövizi yenmesi önemlidir. Ama yeterli değildir.

-Çünkü 10 yıl ve daha uzun vadeyle yatırım yapılan bir alanda daha yüksek performans da pekala mümkün görünüyor. Bunun yolu da hisse senedine yatırımdan geçer. Evet borsa çok oynak ama uzun vadeli eğilimi yukarı yönlü ve en iyi getiriyi sunan yatırım aracı da o.

-BES fonları içindeki hisse senedi oranı yüzde 15 gibi çok sınırlı ve düşük görünüyor. Fonların yarıdan fazlası kamu faizlerine bağlanmış. Bu faizlerin düştüğünü hatta zaman zaman negatif düzeyine indiğini biliyoruz. Burada fonları yönetenlerin olduğu kadar katılımcıların da sorumluluğu var.

-Çünkü katılımcıların büyük bölümü yüksek okul mezunu ve yine büyük bölümü Marmara ve Ege bölgeleri ile Ankara ve Eskişehirli. Fonun içeriğinde yılda dört kez değişiklik yapma hakkı da var katılı-mcıların. Eğitimi yüksek, geliri olan, ülkenin gelişmiş bölgelerinde çalışan kesimin katıldığı uzun vadeli bir tasarruf sisteminden daha fazlası beklenir. Daha fazla risk alabilmeliydiler.

-Eksik olan galiba sermaye piyasası ayağının yeterince gelişememiş olmasında ve kaybettiği kitlelerin güvenini yeniden kazanamamasında yatıyor. En azından bu geçmiş 11 yıl için söz konusuydu. Bu eksiklik tamamlandığında, riskin de pekala alındığını, BES’in performansının arttığını görebiliriz. Bu toplumun insanları risk alır.

SONUÇ: “Toplum, güven üstüne kurulmuştur.” South

Yukarı