TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Pas geçme nedeni Amerika mı, Rusya korkusu mu?

Merkez Bankası dünkü kararıyla faiz oranlarını değiştirmedi. Ancak karar metninde ciddi değişikliklere gitti. TCMB toplantı özetinde şöyle dedi:

- ”Kurul, açıklanan yapısal reformların uygulamaya geçirilmesinin büyüme potansiyelini önemli ölçüde artırabileceğini değerlendirmiştir.

- Yılın başında alınan makroihtiyati önlemlerin ve para politikasındaki sıkı duruşun çekirdek enflasyon eğilimi üzerindeki olumlu etkileri gözlenmektedir.

- Ayrıca başta petrol olmak üzere düşen emtia fiyatları enflasyona öngörülen düşüş sürecini destekleyecektir.

- Mevcut para politikası duruşu altında kurul, enflasyonun 2015 yılında, ilk yarıda daha hızlı olmak üzere, Enflasyon Raporu’nda belirtilen görünümle uyumlu bir düşüş sergileyeceğini öngörmektedir.”

- Bu açıklama çok rahatlıkla bir faiz indirimini gerektiriyor. Çünkü sorun enflasyonsa düşecek, üstelik yılın ilk yarısında hızla düşecek. Malum baz etkisi çalışacak.

- Kaldı ki, para politikasındaki sıkı duruşun çekirdek enflasyon üzerinde olumlu etkisi görülmeye başlanmış.

- Üstüne üstlük petrol fiyatlarındaki sert iniş, emtia fiyatlarındaki gerileme de öngörülen düşüş sürecini destekleyecek.

- Geriye ne kaldı? Faizlerin indirilmesi. Ama bu yapılmamış. Şartlar hazır, ifadeler tam da faiz düşüşünü işaret ederken, neden pas geçilmiş?

- Bir hafta öncesine dönersek karşımızda Rusya korkusunu görürüz. Petrol fiyatlarının yarı yarıya gerilediği bir aşamada Rus Rublesi’nin değer kaybı yüzde 58 düzeyine vardı. Petrol ithal eden ülkelerin başında gelen Türkiye’nin para birimi ise Rusya’dan sonra ikinci en çok değer yitiren paraydı. Enflasyonla mücadelede kurun seviyesi belirleyici.

- Bu açıdan Merkez Bankası acele etmek istememiş, şimdilik sakinleşir gibi olan Rusya krizinin iyice yatışmasını beklemeyi tercih etmiş olabilir. Faizi düşürürse kurun ucunu kaçırmaktan korkuyor olabilir.

- Bu tercihin başka bir nedeni de, TCMB’nin seçim öncesinde faiz indirme baskısını dikkate almasından kaynaklanabilir. Genel seçimler Haziran 2015’te. Bu da gelecek yılın 5 ayını Merkez Bankası’nın faizi düşürme baskısı altında geçirmesi anlamına geliyor.

- Ancak faizi düşürmenin de bir marjı var. Toplamda yapılabilecek indirimin 1-1.5 puana varacağını bekleyen yok. Genel beklenti yüzde 1’in altında, 75 baz puan kadar politika faizinin indirilebileceği yönünde. Bu da yüzde 8.25’lik faizin yüzde 7.5’e gelmesi demek. 75 baz puanlık indirim ise her toplantıda çeyrek puandan 3 toplantıda olup biter.

- Fakat iş sadece siyasi baskı ile faizi düşürmeden kaynaklanmıyor. Son olarak ABD Merkez Bankası (FED) faiz artırımını daha bir netleştirdi. Nisandan önce faiz artırımı yok. Bu da nisan sonunda yapılacak toplantıyı önemli kılıyor. O toplantıda ya faiz artırımı yapılacak ya da faizin önümüzdeki birkaç toplantıda artırılacağı açıklanacak. Dolayısıyla yılın ikinci çeyreğinde zaten küresel piyasalar faiz baskısı altına girecek. Ağırlıklı görüş yılın ortası ve ikinci yarısında faizin artırılacağı yönünde.

- Amerika faiz artırırken, buna paralel dolar güçlenirken, küresel sermaye de ABD’ye doğru yollanırken Türkiye’nin faizleri sabit tutması çok zor. Çünkü sistem belli bir marjla çalışıyor. ABD ile birlikte Türkiye de ister istemez faizi yükseltecek. Hatta daha fazla yükseltmek durumunda kalacak. Merkez Bankası, FED faiz artırımı öncesinde ne kadar faiz indirimi yapmışsa, sonrasında o kadar faiz artırmak zorunda kalabilir. Bu duruma hazır olmak veya düşmemek için Merkez Bankası bugün faiz indiriminde cesaretli davranamıyor olabilir.

- Bu süreçte büyümenin ne olacağına ise Merkez Bankası yapısal reformları adres gösteriyor. Merkez Bankası demek istiyor ki: “Büyüme isteyen artık açıklanmış olan reformları yapsın. Para politikasıyla artık yapabilecek fazla bir şey kalmadı.”

SONUÇ: “Paranın öyle bir dili vardır ki onu dünyadaki bütün insanlar anlarlar.” Charles Morice

Yukarı